1.8 C
Berlin
05:21 - 12/12/2019
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

İlter Gözkaya-Holzhey

İlter Gözkaya-Holzhey arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

Nazım Hikmet 106 yaşında

00:00 - 21/01/2008

 Nazım Hikmet Ran 15.01.1902 Selanik’te doğdu, 03.06.1963 Moskova’da öldü, 106. doğum günü hem Türkiye’de hem de Türkiye dışında çeşitli etkinliklerle anılıyor. O yıllarca hapiste yattı, vatanına girmesi yasaklandı. Ama yurtseverliği, yazılarının kuvveti onu öyle kabul ettirdi ki, bugün Nazım’ın vatansever olmadığını kanıtlamak isteyen politikacılar bile şiirlerini okuyorlar.

Nazım’ın hapisten eşine yazdığı bir mektubu bir öğretmen arkadaşımın günlüğüne yazmıştım ve şiiri tesadüfen okuyan bir başka meslektaşım,, eşi ve kendisinin bu okula Nazım Hikmet’den şiirlerini okudukları ve kitaplarını evde bulundurdukları için sürgün olarak gönderildiğini açıklayıp dikkatli olmamı söylemişti. Yıl 1967, yer Şerefli Koçhisar Yatılı Bölge Okulu, idi.
Berlin’e geldiğimde (1970) nereden geldin, sorusuna kızmıyordum, o zamanlar hemen bir çekmeceye koyacaklarını bilmiyordum. Türklere karşı ön yargıları duymamıştım ve Türkiye’den geldiğimi söyler söylemez, yani Nazım Hikmet’in ülkesinden, deyince hayretler içinde gözlerimi açtım. Yasaklar onun sesinin sınırları aşmasına engel olamamıştı.
Böylece onun büyüklüğünü daha çok anladım ve okumaya devam ettim.
Senede bir kere araba ile Türkiye’ye giderken mutlaka Varna’dan geçiyor ve Karadeniz sularına Nazım’ın selamını oğlu Memet’e gönderip göndermediğini soruyorum.
                      Memet      [1]
           Karşı yaka memleket
           sesleniyorum Varna’dan
                           işitiyor musun,
                               Memet, Memet.       (Varna 1957)
                
Türkiye’ye giriş yaparken Nazım Hikmet’i ve daha birçok insanları, ülkesine gidemediği için vatan hasreti çeken insanları düşünüyorum. Hem üzülüyorum, hem de seviniyorum. Seviniyorum çünkü onların hiç değilse ruhlarını gönlümde birlikte anavatana götürüyorum, onlara çektirilen acılara ise üzülüyorum. Ayrılıkların bütün acılarına dayanmıştı Nazım, ama en acısı yurdundan, ana dilinden ayrılmasıydı.
O bize barış için söylenecek herşeyi söylemişti, bugün yaşasaydı tekrarlıyacaktı. O bize yaşamıyla, şiirleri ve eserleriyle demişti, diyeceğini. Sadece küreselleşme gibi yeni deyimler ekleyecekti. Savaşlarda en çok acı çekenin çocuklar olduğunu şu şiirde ne güzel anlatıyordu:
                      
                 
                  Kızçocuğu (2)        
                 Kapıları çalan benim
                 kapıları birer birer.
                 Gözünüze görünemem
                 göze görünmez ölüler.
                 Hiroşima’da öleli
                 oluyor bir on yıl kadar.
                 Yedi yaşında bir kızım,
                 büyümez ölü çocuklar.
                 Saçlarım tutuştu önce,
                 gözlerim yandı kavruldu.
                 Bir avuç kül oluverdim
                 külüm havaya savruldu.
                 Benim sizden kendim için
                 hiçbir şey istediğim yok.
                 Şeker bile yiyemez ki
                 kâat gibi yanan çocuk.
                 Çalıyorum, kapınızı
                 teyze, amca, bir imza ver.
                 Çocuklar öldürülmesin
                 şeker de yiyebilsinler.    (1956)
Nazım bize tarih okumayı da sevdirdi. Kurtuluşun ve kuruluşun önemini Memleketimdem İnsan Manzaraları’nda, Kurtuluş Savaşı Destanı’nda çok güzel anlattı, hiç bir tarih kitabı bu başarıya ulaşamadı.
Cennet Türkiye’nin insanların birbirine yaptıkları kötülükler, haksızlıklar ile o ülkeyi zaman zaman cehenneme çevirdiğini ne güzel anlatmıştı. Sitemizde bir inşaat sırasında eşim mühendise, işçilerinize neden kablonun oradan geçmesi gerektiğini anlatmıyorsunuz, deyince işçilerden birisi:
“Düşünmeyi öğrenelim de hapise mi girelim Nazım Hikmet gibi”,
dedi, şaşkınlığımı gösterdim. Nazım’ı herkes, işçi sınıfı da iyi anlamıştı, hem de tüm Dünya işçileri. ….
İnsanların birbirine eşit muamele yapmasını, insan haklarını, sömürmeden sömürülmeden bir yaşam olması onun dileği idi, bu uğurda kavga verdi. Umudunu hiç kaybetmedi.
          [3]     Ben, bir insan                     
                  ben, türk şairi Nazım Hikmet ben
                  tepeden tırnağa iman,
                  tepeden tırnağa kavga ve ümitten ibâret ben…
İyi ki doğdun Nazım Hikmet, doğum günün kutlu olsun.
İlter Gözkaya – Holzhey 
Emekli Öğretmen   

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla