0.2 C
Berlin
01:37 - 25/01/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Av. Nurullah Aydın

Av. Nurullah Aydın arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

ABD’NİN TÜRKLERE BAKIŞI

13:55 - 07/03/2010

Herkes bir anda ABD uzmanı oldu. Sanki komite de ki oylama her şey. Oysa o hiç bir şey! Dünden bugüne ABD gerçeğini algılamayanlar ancak bu kadar yorum yapabilir.

Hepimiz Ermeniyiz diyenler ise ortalıkta yok.

Bakın; Başkan Wilson 5 Ağustos 1919 yılında “Türkiye haritadan silinmelidir. Türkiye’yi parça parça edelim” derken;

Ayni tarihlerde 1920’li yıllarda İngiliz Başbakanı Lloyd George “Türkler Avrupa’dan atılacaklardır” diyor.

1922 yılında Adam Dulles “Mustafa Kemal’e karşı sert bir tutum alınmalıdır.”, “Gelecekte istikraz-faizle borç para alma- için başvurabilirler. Eğer Türkiye hiçbir zafer görmeden, devletlere kafa tutmakta devam eder, kapitülasyonları kaldırır ve İstanbul’a yerleşirse, bu yalnız Ortadoğu’yu değil, Avrupa’da da barışı tehlikeye atacaktır”.

1920 yılında Newyork Times “Avrupa’dan süpürülen Türklerin dünya siyaset sahnesinden bir daha dönmemek üzere silinip gitmesi başlıca isteğimizdir.”

1922 yılında Newyork Times “Ortadoğu’daki Amerikan çıkarlarının genişletilmesi için sınırsız fırsatlar bizi beklemektedir”… “Anadolu’daki savaşın Türklerin zaferiyle son bulması yakin tarihin en korkunç olayıdır. Korkunç Türk bütün vahşetiyle yeniden ortaya çıkmıştır.”

Bu anlayış bugün de değişmemiştir. PKK ve Ermeni olayı ya da Sevr’in önümüze sürülmesinin temel nedeninin bu bakış açısı sonucudur.

Türkiye’yi en geç tanıyan ülke ABD’dir. Aslında Amerika’nın bakış acısı hiç değişmez; Amerikan çıkarından başka hiçbir ilke tanımaz. Her ülkeye bu gözle bakar. Ama ülkeler de bağımsızlıklarını, kendi ekonomik, coğrafi çıkarlarını korumak zorundadır.

Küçük Amerikancılar bunu yapmadılar. Teslimiyet politikasıyla Türkiye’yi bugünkü batağa soktular.

ABD’nin tarihsel kökleri
50 eyaletten oluşan bu federal devletin ulus tarihi, gücüyle oranlandığında çok yenidir… Kıtanın 1492 yılında keşfinden sonra, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen ilk göçmenler burada toprak sahibi olmuş, koloniler kurmuşlar…18. yy ortalarında bir araya gelen 13 koloni, ABD’nin çekirdeğini ve “Amerikan üst kimliği”ni oluşturmuştur…
İşte bu “üst kimlik”, her şeyin belirleyicisi ve yöneticidir…

ABD bugün, 315 milyon nüfusuyla Çin ve Hindistan’dan sonra dünyanın en kalabalık ülkesidir…

Resmi kayıtlar, 1776 öncesindeki nüfusu, 2 milyon 500 bin olarak veriyor… 233 yılda olağanüstü bir büyüme… Halen de dünyanın en yoğun göç alan ülkesi olan ABD bir “farklılıklar bütünü”dür…

2006 sayımına göre ülkede sayısal büyüklüğü 1 milyonun üzerinde olan 32 grup yaşıyor… Nüfusun yüzde 65’i Avrupa orijinli beyaz, yüzde 15’i Latin Amerikalı, yüzde 12’si zenci, yüzde 4’ü Asya kökenli, yüzde 3’ü Yahudi, yüzde 1’i ise Amerikan yerlisi… Nüfusun dinlere göre dağılımı ise şöyle: Yüzde 60 Protestan, yüzde 25 Katolik, yüzde 3.2 Ortodoks, yüzde 3 Musevi, yüzde 1.3 Budist, yüzde 0.7 Müslüman, yüzde 0.6 Hindu, yüzde 1.2 diğer dinler ve yüzde 5 de ateist, hiçbir dine bağlı olmayan…

Kızılderililer nerede acaba! Milyonlarca katledilen Kızılderililer konusunda Amerikalılar tarihleri ile yüzleşiyor mu?

Ya da şöyle soralım. Vietnam’da, Afganistan’da, Irak’ta katlettiği bir milyona yakın insan için kimse bir şey demeyecek mi? Acaba Afganistan dağlarında, Irak çöllerinde katlettiklerini nasıl anacağız?

Nasıl Osmanlı İmparatorluğu 600 yıl, Sovyetler Birliği 70 yıl yaşamış ve çökmüşse, ABD de ömrünü tamamlayarak çökme noktasına gelmiştir. Türkiye, Sovyetler Birliği’nin dağılması konusundaki hazırsızlığından çıkardığı dersleri ABD’nin çöküşü konusunda değerlendirmelidir.

Biz de o zaman diyoruz ki; Kızılderili halkı, bizim kalplerimizde yaşadığı gibi büyük felaket de bizim anılarımızda yaşamalı!

Peki ya halkın arkandayız dediği Türkiye’yi yönetenler için ne demeli acaba!

Bana göre; bu biat kültürü ile bu okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan toplumu yönetecekler de ancak bu kadar olur. Ne diyelim!

Günün Sözü: Köksüz insanın ve köksüz milletlerin zaferleri geçicidir.

Prof. Dr. Nurullah Aydın
Gazi Ü. İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü Öğr. Gör.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla