Almanya 'nın en kapsamlı haber sitesi. Son dakika Türkiye, Avrupa, Amerika, Berlin, Hamburg, Münih, Frankfurt, politika, ekonomi haberleri ve yerel haberler

SOSYAL DEVLET Mİ SADAKA DEVLETİ Mİ?

06.10.2010 20:13

Türkiye’de insanların alışkanlıkları değişiyor, eğer yargıları değişiyor. Değişim ve dönüşüm her zaman olur şimdi de geçmişin devamı. Ama yeni durum biraz daha farklı.

Öylesine ki; okuma alışkanlığı olmayan toplumda söz kültürü ile etkileme ikna etme yönlendirme kaçınılmaz halde.

Yığınların sefaleti bir gerçek. Ancak insanlar okuma, düşünme ve sorgulamadan uzak olunca etki altına alınmaları kolay olmaktadır.

Bakın yüzyıllar öncesinin anlayışı ile durum nasıl da net ortaya konulmuş.

Daha güçlensin diye
“Siz, zavallı ve acınacak insanlar,
siz sağduyudan yoksun halklar,
siz mutsuzluklarında direngen,
erinçlerinde kör gözlü uluslar,
kazançlarınıza el konulmasına,
tarlalarınızın yağmalanmasına,
ata yadigârı evlerinizin soyulmasına göz göre göre boyun eğersiniz!
Sanki bunların hiçbiri sizin değilmiş gibi yaşarsınız.
Mallarınızın, ailelerinizin,
yaşamlarınızın sadece yarısının size bırakılmasını büyük bir bahtiyarlık
sayarsınız.

Ama bu zararın hepsinin, bu felaketlerin,
nihayet bu yıkımın nedeni sayısız düşmanlarınız değildir;
fakat hiç kuşkusuz tek bir düşmandır, kendi ellerinizle yarattığınız,
uğruna göz kırpmadan savaşa gittiğiniz,
onuru adına kendi yaşamınızı her an tehlikeye attığınız düşman.

Aslında, bu efendinin iki gözü, iki eli, bir gövdesi var,
ve aranızdaki en önemsiz kişiden bir fazlası da yok.
Sizden üstün yanına gelince:
Sizi mahvetmesi için ona kendi ellerinizle teslim ettiğiniz olanaklar!

Aranızdan biri olmasaydı, sizi gözetleyen hafiyeleri nereden bulabilirdi?
Sizinkileri ödünç almamış olsa, size vurmak için bunca eli nasıl olurdu?
Kentlerinizi çiğnediği ayaklar da sizin ayaklarınız değil mi?
Üzerinizdeki nüfuzu sizden kaynaklanmıyor mu?

Sizi soyan hırsıza yataklık etmeseydi,
sizi öldüren katilin suç ortağı olmasaydı,
size ihanet etmeseydi size böyle sıkıntı vermeye nasıl cesaret edebilirdi?
Tarlalarınızı o soysun diye ekiyorsunuz;
evlerinizi o çalsın diye döşüyorsunuz;
kızlarınızı onun şehvet arzularını yerine getirsin diye yetiştiriyorsunuz;
oğullarınızı ona asker olsunlar diye,
onları ölüme sürsün diye, açgözlülüğüne hizmet etsinler diye,
onun intikamlarının cellatları olsunlar diye besliyorsunuz.

O daha güçlensin diye, o daha katı olsun diye,
ve tasmanızı daha kısa tutsun diye güçsüzleşiyorsunuz.

Hizmet etmemeye karar verin,
özgürleşeceksiniz!”

[Etienne de la Boétie (1530-1563) “Gönüllü Kölelik Üzerine Söylev” (Discours de la servitude volontaire)]. 25.Eylül.2010 – Hürriyet, Özdemir İnce’den bölüm alıntısı

Günümüz Türkiye gerçeğine ne kadar da uyuyor değil mi?

Günün Sözü: Okuduğunu, gördüğünü düşün, aydınlanırsın.

Prof. Dr. Nurullah Aydın
Gazi Ü. İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü Öğr. Gör.