KURUM VE KURALLARIYLA DEVLET

23.05.2021 01:13

Özel de tüzel de olsalar değerleri vardır kirşlerin ve kurumların.

Devlet; tüzel bir kişiliktir, kurumları, kuralları ve değerleri olan bir yapıdır.

Devleti hükümetle karıştırmamak gerekir.

Anlamları ve işlevleri ayrı olan kavramlardır devlet ve hükümet.

Devletin kurallarını yasama organı belirler.

Yürütmenin işi devletin kurumlarını bu kurallara uyarak yönetmektir.

Devletin bu kurallara uyularak yönetilip yönetilmediğini denetlemekse yargının görevidir.

Buradan şu sonucu çıkarmak yanlış olmaz.

Devletin başta gelen değerleri yasama, yürütme ve yargı kurumlarıdır.

Çağdaş, hukuk ve adalet sistemiyle işleyen, laik ve sosyal devletlerde bu değerlere dokunulamaz, bu değerlerle oynanamaz.

Bunlar arasındaki güç ayrılığını ve güçler arasındaki ayrılık dengesini korumak yürütmenin en önde gelen görevidir.

Bu değerlerle bir kez oynayan yürütme organı hem yasamayı hem de yargıyı işlevsizleştirir.

Devlet; bu değerlerle oynayan yürütmenin elinde otokratlaşır.

Parlamenter, çoğulcu ve katılımcı bir demokrasiden söz edilemez bu değerler arasındaki dengeyle oynandığında.

Ülkemizi yöneten siyasî erk bu değerleriyle oynamıştır devletin.

Bu değerlerle oynayan siyasî erk ulusla arasındaki bağı koparmıştır.

Bu değerlerle oynandığında devlet yerle bir olur, ortadan kalkar.

Bu değerlerle oynamak devlete ihanetle iş değerdedir.

Bu değerlerle oynayan, onlar arasındaki güç ayrılığını ve o değerler arasındaki güç dengesini bozan siyasî erk, işin gerçeği kendi tüzel kişiliğini de sonlandırır.

O siyasî erk kendi tüzel kişiliğini özel bir kişiliğe devretmiş olur.

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin içinde bulunduğu durum, tam da budur.

AKP; tüzel kişiliğini bir özel kişiliğe, Recep Tayyip Erdoğan'a devretmiştir.

Yeni de değildir bu durum, partinin kuruluşundan bu yana böyledir bu.

Ama; Türk Tipi Cumhurbaşkanlığı Yönetim Biçimi'ne geçildiği tarihten bu yana, bu durum çok açık bir biçimde ortadadır.

Devlet; bu yönetim biçimine geçildiği tarihten beri tek kişinin, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elindedir.

Devlet onundur, ülke onun tapulu arazisidir.

Zaten kendisi elindeki bu devletin adını da koymuştur.

Ona göre devlet; Şahsım Devleti'dir bu değişiklikten sonra.

Devlet; bu anlayışla yönetilmeye başlandığından bu yana tümden kirlenmiştir.

Bu; o derece yoğun bir kirlenmedir ki, devleti bu kirden arındırmak çok güç ve çok da pahalı olacaktır.

Bozulmayan tek kurumu kalmadı devletin bu yönetimin elinde.

Adalet kavramını, hak ve hukuk kavramını bozdular başta.

Adaletin bozulduğu bir devlette diğer tüm kurumlar ardı ardına bozulurlar.

Domino taşları gibi sıralanmıştır devletin kurumları.

Baştaki adalet taşını devirdiler, adalet taşı devrilince sıradaki tüm taşlar devrildiler.

O taşları yeniden düzenlemeden devlet tüzel kişiliğine kavuşamaz.

Devlete tüzel kişiliğini yeniden kazandırmak için onu özel kişiliğin elinde almak, Şahsım Devleti kimliğinden kurtarmak zorunludur.

Bu öyle bir zorunluluktur ki; gerçekleştirilmesi parlamenter, çoğulcu ve katılımcı sisten yanlılarının güç birliği olmadan olanaksızdır.

Devleti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni AKP'den ve ona destek veren öteki parti ve particiklerden,

Cumhur İttifakı'ndan kurtarmadan gerçekleşemez bu.

Devletin tüm değerleriyle oynayan, onları bozan, işlevsizleştiren, yerle bir eden siyasî erk;

AKP ve Cumhur ittifakıdır.

Sistemi çürüttüler.

Hastalıklı bir duruma soktular devlet aygıtını.

Bu nedenle de, devletin bir bütün olarak yeniden düzenlenmesi zorunludur.

Devlet; tüm kurum ve kurallarıyla yeniden düzenlendiğinde ne yolsuzluk kalır ülkede, ne yoksulluk, ne de yasaklar...

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları