KILSAVARCILARA KOŞAN GENÇLER

16.08.2022 23:04

Kapitalizm, insanı kendi bedeninden tiksindirip nefret ettirmekte. Özellikle genç bireylere, bedeninin bir yerinde bir kusur gösteriliyor. O da çirkin olduğunu düşünüp bu kusuru, düzelttirmek istiyor. Çünkü kapitalizm, insan yaşamının her alanında var. Toplumsal tüketimi artırmak, insanları belli kalıplara sokmak için kendince ölçünleri var. Her şey onun istediği tektipçiliğe uygun olmakta. Kapitalizmin egemenleri; insanın duygusunu, düşüncesini, bedensel ölçülerini biçimlendirmeye çalışmakta. Bunu da kişiyi, her açıdan tek biçime sokarak yapmakta.

Kapitalizm, insanları her açıdan kalıba sokarken kullandığı sihirli değnek, moda. Moda sayesinde insanı, doğasından uzaklaştırmakta. Onu, farklı bir kimliğe büründürmekte. Bedeninin kusurlarını(!) değiştirip güzelleştirirken kişinin düşüncelerini de duygularını da tersyüz etmekte. Böylece kişi, giderek kimliksizleşmekte. Onun kimliği, kapitalizmin ölçünlerine göre yeniden oluşmakta.

Son yıllarda erkekler üzerinden yeni ölçünler belirlenmekte kapitalist efendilerce. Özellikle gençlere yönelik bir çalışma bu. Bu yapılırken bir kadın görüşü, özellikle de genç kız bakışı oluşturulmakta.

Erkelerin bedenleri, doğası gereği ergenlik çağından sonra kıllanır. Bacaklar, kollar, göğüs, karın ve sırtta kıllar çıkar. Bazılarında bu kıllanma çok, bazılarında azdır. Bu kıllanma, aslında ergenlikle yüksek düzeylere erişen testosteronun görünür bir belirtisi. Bu değişimde genetik aktarımlar da önemli. Kapitalist toplum biçimlendiriciler, özellikle göğüs ve sırtı çok kıllı erkeklere “kıro, yabani, maymun, maço, ayı, köylü…” gibi önadlar yakıştırmaktalar. Onların kendi belirledikleri erkek ölçününe uymadıklarını yaymaktalar. Bu konuda öncelikle kadınlara bir beğeni, bakış açısı ölçüsü koymaktalar. Özellikle genç kızlar bu bakış açısını, çağdaş olmanın, modernliğin bir gereği olarak düşündüklerinden hemen benimsemekteler. Eee, erkeklerin en önemli amaçlarından biri, kızlara beğenilmek değil mi? Bu durumda bedenlerini onların bakış açılarına, ölçülerine getirme zorunluluğu görmekteler kendilerinde.

Kıllı bedenleriyle kumsallara, havuzlara giden erkekler, kapitalizmin koşullandırmalarıyla düşünsel değişime uğramış kadınların alaycı bakışlarıyla karşılaşmaktalar. Çoğu kez, onları gören kadınlar kendi aralarında fiskoslar yapmaktalar. İster istemez genç erkekler bu bakışları, fiskosları fark etmekte. Böylesi bir durumla karşılaşmamak için kendisine kurtuluş yolları aramakta. Bunun umarı da bir kılsavar (epilasyon) merkezine uğramak.

Genç erkekler, özellikle de lise çağında olanlar, annelerinin de yönlendirmesi ve desteğiyle aylarca kılsavar merkezlerine gitmekte kıllarından kurtulmak için. Kimi zaman uzman olmayan kişiler, bedenlerine geri dönüşü olmayan zararlar vermekte. Avuç avuç paralar dökülmekte bu iş için. Öncelikle göğüs, karın, sırttaki kıllar yok edilmekte. Genç kişi, artık bedenini beğenmeye başlamıştır. Kılsavarcının eli değmişken bacaklar ve kollardaki kıllar da yok edilir. Böylece halk deyimiyle kılsız, tüysüz bir oğlan çocuk ortaya çıkar.

Bedenimizde bir sayrılık söz konusu değilse organların biçimini değiştirmek, onlara zarar vermek çok yanlış. Cildimizde bedenimizi rahatsız eden, hatta sayrılığa dönüşen bir sorun varsa kıllarla ilgili o zaman bir sağaltımcının önerisiyle kılsavarcıya gidilebilir.

Bedenlerimizin doğallığını, sağlığını korumak için kapitalizm denen illetten kurtulmalı. İnsanın doğasına bunca zararı veren bir sistemin egemenliği, doğadaki her türlü canlının olduğu gibi insanoğlunun da sonunu getirecek. Kapitalizm, insan olmamıza da özgürce insan gibi yaşamamıza da izin vermemekte.

Bedenimizdeki her organın bir işlevi var. İnsan, doğal biçimiyle güzel. Bedenimizdeki en küçük kıl bile gereksiz değil. Gereksiz olsaydı olmadı zaten. Her canlı, doğada yaşaması gerektiği gibi yaratılmış ya da oluşmuştur. Doğanın verdiğini insan alamaz. Doğal olanı değiştirdiğimizde başımıza ne türlü felaketlerin geldiğini her geçen gün anlamaktayız. Nasıl ki dere yataklarını değiştirdiğimizde sel felaketleri kaçınılmazsa bedenimizdeki en küçük bir parçanın yok edilmesi de sağlıksızdır. Bu nedenle insan olduğu gibi güzeldir: Bedeniyle, bakışıyla, duruşuyla, sesiyle, sözüyle…

Adil Hacıömeroğlu

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları