KARADENİZ GÜNLERİ

24.10.2021 21:06

Yöresel ürünleri severim. Hangi yöreye özgü olursa olsun yerel kültürlere ilgi duyarım. Her yörede yetişen meyve ve sebzeleri tatmak isterim. Yöresel yemeklerse vazgeçemediğim lezzetlerdir. Gezilerimde gittiğim yerlere özgü lezzetleri tatmak için can atarım. Yöresel dokumalara, el işlerine bayılırım. Saatlerce onların başında zaman geçirebilirim. İnsan emeğiyle üretilen ne olursa olsun saygı ve hayranlığı hak eder.

İstanbul’un neredeyse tüm caddelerinde duyurular asılı: “Maltepe Sahilde Karadeniz Günleri, 21-24 Mart 2021” Ben de Karadenizliyim, ilgi duymamam olanaksız. Diğer yörelerin de olsa böyle bir etkinliğe gideceğim. Çünkü söz konusu olan halkın yaratıları, onun her alanda ürettikleri. Gerçi daha önce gittiğim yöresel günlerin birçoğunda düş kırıklığı yaşamıştım. Ancak umudumu yitirmiyorum hiç. Gelecek yıllarda düş kırıklığımın olmayacağı günleri de görebileceğim diye düşünmekteyim.

23 Ekim sabahı erkenden evden ayrıldım. Dersim vardı. Ders bittikten sonra eve dönmek için yola çıktım. Çok acıkmışım. Karadeniz yemekleri, usumdan çıkmıyor ve Maltepe’deki etkinliğe gitmek isteğim artıyor. Yenikapı’dan tam da Marmaray’ a bindiğim anda eşim aradı. Sıkıldığını, bu nedenle bir yerlere gitmeyi önerdi. Anında olumlu yanıt verdim ve Karadeniz etkinliklerine gitmeyi önerdim. O da kabul etti.

Bostancı’da buluştuk. Arabamızla yola çıktık. Yollarda ilerlemek olanaksız. Hava güzel… Herkes dışarda… Yeiçlere, parklara, yeşil alanlara iğne atsan yere düşmeyecek. Otoparkların neredeyse hepsi dolu… Zor da olsa ulaştık gideceğimiz yere. Arabayı otoparka bırakıp birazcık yürüyüp etkinlik alanına ulaştık. Olsun spora da gereksinmemiz var. Bir yanda Karadeniz müziği, başka bir yerde ise farklı ezgilerin çalındığı bir sahne. Sesler birbirine karışınca bunun adı müzik olmayıp gürültü oluyor.

Acıkmış olduğumuz için baştan sona aşevlerini gezdik. Diğerlerine göre daha temiz ve düzenli gördüğümüz bir yere oturduk. Üç hamsi, iki de Laz böreği yedik. Ederini yazmayacağım. Ancak hamsi yerine kazık yediğimizi söyleyebilirim. Yediğimiz de hamsi olsa… Güya tavada yapılmış, ancak berbat bir yağ içinde. Eve gelinceye dek midem bulandı. Eve geldim, bulanma sürdü ne yaptımsa. Sabah dek doğru dürüst uyuyamadım.

Hamsinin yanında verilen lokma büyüklüğündeki ekmekler, kupkuru ve az pişkin. Ülkemizin en güzel ekmeklerini pişiren bölgeyi temsil eden bir aşevine bunu yakıştıramadık.

Laz böreğine gelince… Şerbete boğulmuş yufka kümesi…

Yurttaşlar, sıla özlemiyle yörelerinin yemeklerini yemek istiyorlar, ancak bunu fırsata çevirenler var. Yemeklerin sunumu, pişirilmesi özenli değil. Selden kütük kapma yarışı var. Bazı dükkâncılar, Karadenizlilerin bu yıl etkinliğe ilgisinin az olduğundan yakınmaktalar. Haklılar… Böyle yaparsanız önümüzdeki yıllarda beni, sabaha dek uyutmayan yemeklerinizi satacak kimseyi bulamazsınız.

Günümüzde teknoloji ve işbölümü gelişti. Her geçici dükkânda su akmalı. Gezici mutfak tezgâhları olmalı. Sağlık koşullarına ve temizliğe özel önem verilmeli. Ürünlerin sağlıklı ortamlarda hazırlanması için uygun yerler yapılmalı. Eskinin panayır havalarından kurtulmalı bu etkinlikler.

Biraz da yöresel ürünlerin satıldığı kapalı alandaki dükkânlardan söz edelim. Yöresel ürünler deniyor, ancak ülkemizin her yerinde yetişen ürünler satılmakta bu dükkânlarda. Birkaç dükkânda tamamen yöresel ürünler satılmakta. Bu durumdan da anlaşılıyor ki amaç yöresel ürünleri tanıtıp satmak değil, birtakım kişilerin kazanç sağlamasına önayak olmak. Üstelik satılan yöresel ürünlerinin çoğunun ederinin piyasa ederlerinin çok üstünde olduğunu söylemeliyim. Herkes emeğinin karşılığını elbet de almalı. Ancak böyle özel günleri fırsata çevirmemeli. Bu bölümün sağlık ve temizlik koşullarına uygunluğu aşevlerine göre daha iyi.

Kültürel tanıtımın olduğu bölüme geçtik. Birçok derneğin tanıtımları var. Ancak bunların ne denli başarılı bir tanıtım yaptıkları tartışılır. Kendi illerini, ilçelerini ilgi uyandıracak bir biçimde tanıtan bir yere rastlamadım. Bazı dernek başkanları “ben” özneli tümce kurmaktan kendilerini kurtarmalı. Doğaldır ki temsil ettiği bölge hakkında bilgileri olmayan başkanlar, kolay yoldan kendilerini tanıtma yolunu seçmekteler. Kendi övgüleri bitince yakınlarında bulunan bazılarını övmeye başlıyorlar. Sonra başkanları öven birileri çıkıyor ve o da bir konuşma yapmış oluyor.

Daha önce katıldığım farklı yörelerin birçok etkinliğinde benzer durumlara rastladım. Her yöremizde sayılamaz ölçüde değerlerimiz var. Her yöremiz, bin bir tadı saklamakta. Ülkemizin her yerinden bereket fışkırmakta. Şarkılarımız, türkülerimiz, oyunlarımız ilçeden ilçeye, neredeyse köyden köye değişmekte. Nedense bu değerlerimizi yörelerimize yakışır bir biçimde tanıtamıyoruz. Onları ulusal ve evrensel düzeylere taşıyamıyoruz. Bunu yapamayınca sürekli yakınıp başkalarını suçluyoruz.

Unutmayalım ki insanı da toplumları da geliştiren en önemli şey, eleştiri ve özeleştiridir. Eleştiriye katlanma, özeleştiri yapma yürekliliğini gösterdiğimiz zaman her şeyin ne denli iyi olacağını hep birlikte göreceğiz.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları