KALP HANIMEFENDİSİ

06.01.2023 18:49

Başarılı kadınları konu alan sayısında, FORBES bilim dergisi kapak resmi altında Dr. med. Dilek Gürsoy için bu ifadeyi kullanıyor.

Dilek Hanım 2012 yılında Avrupa’da ilk yapay kalp ameliyatını gerçekleştiriyor. 2017 yılında RHEINISCHE POST gazetesinde hakkında bir yazı yayınlanıyor. Bir gecede ünü duyuluyor. Televizyon Markus Lanz’ın sohbet programında bulunuyor. 2019 yılında German Medical Club tarafından “Yılın Doktoru” seçiliyor. 2020 yılında gazeteci Doreen Brumme ile birlikte otobiyografisi Buradayım, Çünkü İyiyim - ich stehe hier, weil ich gut bin, adıyla yayınlanıyor.

Kitabı ilgiyle iki defa okudum. Eğer bir kitabı ikinci bir kere daha okuma arzusu duyuluyorsa, o kitap iyi kitaptır.

Bu kitabı herkes okumalı, fakat koluna altın bileziği takan, yani iyi bir meslek sahibi olanlar mutlaka okumalı. Dilek Hanım kitabında, mesleğinizde ilerleme engellerini aşmak için mücadeleyi elden bırakmayın, diyor. Bir iş yerinde değeriniz görülmüyorsa, emeğinizin karşılığını alamıyorsanız, zamanında gitmeyi bilmelisiniz.

Kadınlar arasında dayanışma daha insani ve samimi oluyor. Tıp cerrah bölümünde kadın olarak yükselmek, işinde arzu ettiğin gibi çalışmak çok zor. Çünkü operasyonları genelde erkek doktorlar yapıyor. Şef katında yalnız onların gücü ve kararları geçerli. Erkekler dünyasında tek başına mücadele eden cesur bir kadının başarı öyküsü.

Tıp öğrencileri mutlaka bu kitabı okumalıdır. Kitapta çalışma hayatı çok etraflı izah ediliyor. Kalp doktoru olmayan okuyucuya bile branş ayna gibi şeffaf olarak gösteriliyor.

Operasyondan önce hazırlıkları, esnası ve sonra bakımın önemi anlatılıyor. Mucize bir makine olan vücudu böyle yakından tanımak, doktor olmayanlar için de çok ilginç.

Ameliyat masasında kalbi eline alan cerrah doktor sorumluluğunu taşımak kolay olmaz, ölüm kalım meselesi.

Geldiği aile ve Anadolu kültürüne dayanarak, hastanın aile yakınlarını tedavinin içine alıyor.

Kadınlara şef katlarında yer almak için mücadeleye ve hazır olmaları gerektiği çağrısına tekrar tekrar vurgu yapıyor.

Kitap üç ana bölüm, doktor olma arzusu, doktor olmak, aniden ünlü olmak.

Dilek on yaşında babasını kaybediyor. Kalp kapakçıklarını bugün yaşasaydı ameliyat eder, kurtarırdı. Beş çocuğun en küçüğü, anne Zeynep yalnız çalışmak zorunda kalıyor.

Çocuk yuvası müdürü ve eşi lise öğretmeni, bu nedenle bu minik kızın baba rolünü üstleniyor. İlkokulda liseye gitme tavsiye yerine, Hauptschule yani ileride üniversiteye gitmesi mümkün olmayan orta okula gönderilmek isteniyor.

Fakat Bay Bisping öğrencinin başarılı olduğunu görüyor, büyük bir çaba göstererek liseye gitmesini sağlıyor. Kitabı yazarken

hâlâ hayatta 91 yaşında olan Bayan Bisping’i ziyaret ediyor, geçmişi birlikte anıyorlar.

Bu kitapta annelere çok anlamlı ders veriliyor. Dr. Dilek Gürsoy bugünkü başarısında annesinin çok büyük katkısı var. Köy hayatından Almanya’ya konuk işçi olarak gelen babası, sonra anneyi aile birleşmesi sıfatıyla getiriyor. Tek başına çocuklarını yetiştirmek için çok zor şartlarda çalışıyor. Alman komşu, tanıdık, eğitim ve öğretmenlere açık davranıyor.

Alman kültürüne tamamıyla karşı koymuyor, çocukları yasaklarla boğmuyor. Bu davranışı çocukların uyumunu kolaylaştırıyor ve başarmalarını sağlıyor. Annenin hayatı ayrıca bir roman yazılacak nitelikte.

Üniversiteyi bitirdikten sonra Profesör Paul-Reiner Körfer tarafından yönetilen bir kalp kliniğinde asistan cerrah doktoru olarak işe başlaması ve adım adım meslekte yükselmesi, azim ve kararlı yola davam etmesiyle mümkün oluyor.

Ünlü olması tıp kongrelerine, konferanslara davet edilmesi, kısacası medya ve basında görülür olmasını kaldıracak klinik bulması zor. Bu nedenle kendine ait özel klinik açması ile rüyası, özlemi gerçekleşebiliyor.

Daha başarmak istediği çok şey var. Tıp ve ilâç kuruluşlarında ilâç ve gereçler erkek hastalara göre yapılıyor. Örneğin yapay kalp vücudun motoru kadınların göğsüne göre çok büyük. Araştırmalarda erkekler ölçü olarak yer alıyor. Almanya araştırmaya daha fazla bütçe ayırmalıdır. Organ bağışı beklenmeden dijital kaynaklar iyi kullanılmalı.

6 Aralık 1976 yılında Nordrhein-Westfalen eyaleti Neuss kentinde doğan Dilek, ben Neuss’luyum, kendimi hiçbir zaman bir göçmen olarak görmedim, diyor.

Almanya’da doğan, hatta Türkiye’den altmış yıllarında getirilen çocuklar göçmedi. Aileleri göçtü, Almanya göçmen ülkesi olduğunu altmış yıl sonra kabul etti. Ana babasının geldiği Ordu ili Aybastı kasabasında adı bir sokağa verilmiştir.

Sevgili okuyucularım, Dr. Dilek Gürsoy hakkında yazılanları dikkatle okudum. Hem Türkiye’de hem Almanya’da gençlere örnek bir başarı öyküsü. Böyle renkli bir yaşamı bir makalede anlatmak bana çok zor geldi. Zira o bir kitap yazdı. Yeni Yıl 2023’e böyle güzel bir başarı öyküsüyle başlama size de iyi gelsin.

Almanya’da Türk gençlerine, çocuk ve öğrencilere örnek gösterilmede çok geç kalındı. Bu arayı şu anda başarı öyküleri kapatıyor. Mutlaka haber vermeli, örnek almaları sağlanmalıdır.

Sevgili Dr. Dilek Gürsoy’a başarılarının devamını candan diliyorum. Türkiye ve Türklere karşı yapılan negatif önyargılara asla teslim olmayın. Demokrasisi gelişmiş bu ülkede iyi insanlar çoğunlukta.

Yolun açık olsun, senin gibi başaran ikinci ve üçüncü nesle duam, Tanrı sizi değerinizi bilen, gören insanlarla karşılaştırsın. Gençler, başkalarının görmesini beklemeyin, kendi içinizdeki cevheri görün, kendinize güvenin.

İyi okumalar, hoşça kalın!

 

İlter Gözkaya-Holzhey

 

Okuduğum, kaynak olarak kullandığım kitaplar:

Doreen Brumme, Dr.Dilek Gürsoy, Ich stehe hier, weil ich gut bin, Edel Germany Verlag GmbH, Hamburg 2020

ISBN: 978-3-95910-287-2

Klaus Fiala, Hand aufs Herz, FORBES dergisi, Wien Österreich   No: 8-22, sayfa 72-76

 

Özcan Mutlu, Almanya Nasıl Vatan Oldu? Doğan Yayınları, İstanbul 2022, sayfa 63-71

ISBN: 978-625-8090-38-3

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları