İTTİFAKA NİFAK

11.10.2021 10:47

Dünya tarihinde Emperyalizme karşı ilk kurtuluş savaşını kazanarak Askeri devrimini

Cumhuriyetle, siyasal devrimini

Çağdaşlığı, dilden giyime, kadın haklarından medeni yasalarla gerçekleşen kültür devrimini (*1) gerçekleştirmiştir.

Laiklik ilkesiyle, bilimi tek gerçek yol gösterici olarak kabul ederek gerçek demokrasiyi hedeflemiştir.

Türkiye, mazlum ülkelere ve İslam ülkelerine öncü ve önder bir ülke olarak, Emperyalizmin sömürüsüne engel olacak bir model ülke olmak yanında, o ülke yönetimlerince de tehlikeli bir hedef ülke olmuştu.

Emperyalizm, Türkiye Cumhuriyeti devletini askeri güçle ortadan kaldırılamayacağını bildikleri için, içerideki işbirlikçilerle iş birliği yaptılar. (**2)

Demokrat Parti ile her demokrasi dışı yaptırımlara rağmen hedefe ulaşamadılar.

27 Mayıs İhtilali sürecinde devletin, Yasama- Yürütme-Yargı erkleriyle Kuvvetler Ayrılığı ilkesinin geçerliliği halkın serbest iradesiyle kabul edilmişti.

Bazı siyasetçilerin bu ilerici ve demokratik Anayasayı kurtuluş savaşıyla, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka layık görmeyen, ufku dar siyasetçiler; ‘’halka bol geliyor ‘’ diye halka layık görmeme sapkınlığına düştüler.

12 Mart 1971 de ABD destekli TSK yönetiminde bulunan generallerce verilen muhtıra ile sol- demokrat -aydın ve Atatürkçü düşünceye ve Laik Cumhuriyet’e açıkça savaş açtılar.

İlk seçimlerde halk, muhtıracılara tokat gibi bir yanıtla,Atatürk’ün partisi CHP’ni seçtiler

Merkez sağın aymaz siyasetçileri Milliyetçi Cephe de birleşerek ülkeyi kaosa götürdüler.

Kaostan çıkmak için seçim yerine yine ABD’nin OğlanlarıTSK üst yönetimi, 12 Eylül Darbesiyle demokrasiyi, laik anlayışı, hukuk devletini sağın ve ırkçı odakların silahlandırdıkları gençleri aynı silahlarla birbirlerini, aydınları, siyaset adamlarını, gazetecileri öldürterek siyasal İslamcılarınönünü açtılar.

Özal iktidarı ile Takunyalı Siyasal İslamcılar devletin önemli makamlarına getirilerek, Cumhuriyetin önemli fabrikalarını özelleştirme bahanesiyle yandaşlara kelepir fiyatına satıldı.

Merkez sağ ve Merkez sol iktidardayken, dünyanın karşı karşıya kaldığı ekonomik krizin atlatılması için, aldığı önlemler etkisini gösterirken, devreye görevli olarak MHP Genel Başkanı Bahçeli girdi ve ülkeyi erken seçime götürülmesinin önünü açtı.

ABD’nin CİA yöneticileri, ABD’nin Türkiye Büyükelçilerince, uzun bir hazırlık dönemiyle, iktidar için hazırladığı Recep Tayyip Erdoğan’ı, beyaz sarayda Türkiye diplomatlarının alınmadığı bir toplantıda sadakat sözünü alarak Türkiye’deki işbirlikçi sermaye ve FETÖ cemaatini yönlendirdi.

Erdoğan’ın kayıtsız şartsız destek sözü yanında, İslam Ülkelerinin birbirlerini katletmelerine yardımcı olmak şartıyla, BOP Projesine Eş Başkan olarak atandı.

Deniz Baykal’ın desteği ile, yasalara göre muhtar bile olamayacak RTE’yi milletvekili, sonradan da Başbakanolmasının önünü açarak ABD’ye verdiği sözü tutmuş oldu.

RTE, Irak’ın işgaline, Suriye’de iç savaşın çıkmasına, Libya’da iç savaşa ve Kaddafi’nin linç edilmesine katkıda bulunarak verdiği sözü tuttu.

Evrensel hukuktan, demokrasinin olmazsa olmazı Laiklik ilkesinden, düşünce özgürlüğünden, evrensel insan ve eşit yurttaşlık haklarından, şeffaf ve tarafsız devlet yönetiminden, bağımsız devlet ilkesinden,

Devletin devlet olabilmesi için gerekli olan Yasama- Yürütme Yargı gibi Kuvvetler Ayrılığı erklerinden uzaklaşarak: Rüşvetin, şiddetin, ihanetin, hırsızlığı yarattıkları yeni bir dinin kuralları diye dayatarak Harun gibi geldikleri iktidarda KARUN oldular.

Halk açlıkla yaşam savaşı verirken, Kaçak Sarayda, Suudi Krallarına, Katar Emirlerine özenerek devleti gizli anlaşmalarla, Londra Bankerlerine ipotek ettirmesine kimseitiraz edemiyor.

Erdoğan’ın müttefikleri de, artık onun işlerine yaramadığını yüzüne vurmaya başlamaları yanında, yürümede, konuşmada, hafızada gün yüzüne çıkan sağlık sorunları nedeniyle ülke sonucu kestirilemeyen bir felakete sürüklendiğini sadece muhalefetçe değil halkça da görülmektedir.

Muhalefet, artık sadece CHP-İYİ Parti’nin oluşturduğu Millet İttifakı etrafında birleşmesini de aşarak Deva Partisi-DP-Gelecek Partisi ve Saadet Partisi, Türkiye’yi tekrar Parlamenter sisteme döndürme kararlığıyla bir araya gelmeleri Demokrat bir Türkiye için olumlu bir yurtseverliktir.

Bunun yanında Yerel Seçimlerden beri bir Türkiye Partisi olma kararlılığı gösteren HDP’ye inat, yetmez ama evetçiolarak tanınan Sezai Temelli, ‘’Kürt sorunu mecliste değil, İmralı’daki Öcalan ile çözülür.’’ Çıkışına gerek HDP yönetimi gerekse Erdoğan’a ‘’seni başkan yaptırmayacağız’’ diyen Selahattin Demirtaş gerekli yanıtı verdi.

Bunun yanında eski Alperen Ocakları üyesi olan şimdi İYİ parti yönetiminde olan gönlü halen MHP’de olduğu halde, özel görevli gibi HDP’yi dışlayarak, onları yasadışı sayarak aklınca Bahçeli-Erdoğan saflarına yönlendirmesine henüz İYİ partiden bir karşı çıkış gelmemesi düşündürücüdür.

HDP, yerel seçimlerde Abdullah Öcalan’ın Kürt seçmenlere: ‘Oylarınızı Cumhur İttifakına oy verin!’’ mektubunu,bayrak gibi Bahçeli’ye sallatmasına rağmen, Apo’nun Kardeşi ve kırmızı bültenle aranan Osman Öcalan’ı TRT’yeçıkararak Kürt seçmene: ’Oylarınızı Cumhur İttifakına oy verin!’’ seslenişine rağmen oylarını Millet İttifakına verdikleri için AHİM kararına rağmen, Demirtaş’ın tutsaklığı uzatıldı.

AKP-MHP ortaklığına dışarıdan destek veren Perinçek’inbekletilen suç dosyalarını sumen altında tutmaları hatırına, Mustafa Sarıgül ve Muharrem İnce’nin AKP’ye muhalifayaklarıyla, -aslında Millet İttifakından oy koparmaları-göreviyle seçime girecekleri tehdidiyle bir şeyler koparacakları inancıyla kendilerini kandırıyorlar.

Eşit haklar mücadelesi bir inanca, bir etnik kökenin çıkarlarına göre pazarlık yapılması yanlıştır.

Sorunlar sadece demokrasinin tüm kuramlarıyla işlerlik kazanılması ve uygulamaya konulmasıyla çözülür.

HDP’yi dışlayarak, parti kurmayı kişisel kaprisleri için bir tehdit aracı olarak kullananları çok gördük.

Onlar sadece: ‘’Ateş olsalar cürümleri kadar yer yakarlar.’’

Ne yandaş yargı ne yandaş ahlak düşkünü tarikat şeyhleri, ne de Bilal Oğlan ’ın atadığı;

Cahil vatandaşı umut gören çakma Rektörler, ne de beşibiryerde devlet kasası fareleri Ucube Sistemikoruyamayacaklar.

Gerçeği sandıktan çıktığında göreceksiniz…

Yıldız AKALIN

(*1) Türk Devrim Tarihi (Doğan Avcıoğlu- İnsan Hakları Laiklik Demokrasi Yolunda (Yekta G. Özden)

Türk Kadın Haklarının Kazanılması (Prof. Dr. A Afet İnan) -Türkiye’nin Yakın Tarihi İlber Oltaylı-

Asker İnönü (Alev Coşkun)- Arap Milliyetçiliği ve Türkler (Prof. İlhan Arsel)- Atatürk (Lord Kinross)

Devlet ve Demokrasi (Server Tanilli- Cumhuriyet (Turgut Özakman) ATATÜRK ( 12 Cilt Kaynak ( 12 Cilt Kaynak yayınları) Nutuk (M.Kemal Atatürk) ….

‘’

(**2) ABD Dışişleri Bakanı (H. Kissinger: ‘’Biz içimizdeki hainleri hemen yok ederiz, başka ülkelerdeki hainleri besleriz ve destekleriz.’’

(***3) 1961 anayasası Türkiye’nin en eşitlikçi ve demokratik anayasasıdır.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları