İSLAMDA OLMAYAN AÇIKLAMALAR YAPANLARA SORMAK İSTİYORUM

13.01.2023 11:51

Kadınlar, 90 km’den fazla mesafaye, yanında helali olmadan gidemezlerse, ben 450 km uzakta ikâmet eden oğlumu ziyarete gidemeyecek miyim?

90 km’den uzakta bir ilde olan evimi satmaya ya da bir sorun olduğunda halletmeye gidemeyecek miyim?

Tedavi gördüğüm hastanede bir cihaz arızalı olduğu için, 90 km’den uzakta bir ildeki hastaneye sevk edildiğimde, gidemeyecek miyim?

Şehrin çok dışında, neredeyse dağ başlarında yapılan şehir hastanelerine gitmek zorunda kaldığımda, 90 km’den uzakta ikâmet ediyorsam, nasıl gidebileceğim?

Yoksa bazılarınızın işine geldiğinde başvurduğu yönteme başvurup her gidiş gelişte, herhangi biriyle tekrar tekrar muta nikâhı mı kıymalıyım ki asla yapamam, çünkü İslamda bu nikâh haram… Haram olmasa bile, ne diye sürekli elin adamlarıyla geçici de olsa nihlanıp durayım ki!..

Bu 90 km sınırını neye göre belirliyorsunuz? Yürüme mesafesi mi, otomobil ya da  uçakla gidilen mi? Nasıl belirleyeceğiz mesafeyi?

Kaldı ki Kuranda böyle bir ayet de yok. Yani Allah’ın emri değil…

Sadece Hz. Muhammedin kadınların seyahatiyle ilgili kurallar ya da yasaklar koyduğuna dair rivayetler var…

 

Bazıları şöyle…

 

“Allah’a ve âhiret gününe iman eden bir kadının beraberinde babası veya oğlu yahut kocası veya kardeşi yahut nikâhı haram olan biri olmaksızın üç gün veya daha fazla süren bir yolculuğa çıkması helâl değildir.”

“Yanında kocası veya yakın akrabası olmaksızın kadının iki günlük yola gitmesi yasaktır.”

“Allah’a ve âhiret gününe iman eden bir kadının, yanında kendisine nikâhı haram olan biri bulunmadıkça, bir gün ve bir gecelik yola gitmesi helâl değildir.”

“Kadın yanında mahremi olmadan bir günlük yola yalnız başına yolculuğa çıkamaz, fakat bundan az olan mesafeye tek başına gitmesi caizdir.”

Bu rivayetlerin kiminde 1 gün deniliyor, kiminde 2 gün, kiminde 3gün… Hangisini esas alıp da uygulayacağız? Görüldüğü gibi 90 km diye bir ibare olmadığı gibi, o zaman km diye bir ölçü birimi de yoktu… Kuş uçumu, bir gün, bir gün bir gece vb ölçülerle ifade ediliyordu mesafeler…

Hz. Aişenin tek başına yolculuk yaptığını söyleyerek karşı çıkanlara ise, yanıtları şöyle olmuş: Hz. Aişe bütün müminlerin annesi olduğundan, o herkese mahremdi. Kiminle yolculuğa çıkarsa ona mahrem oluyordu. Diğer kadınlar için bu hüküm geçerli olmaz.

Bazıları ise konuyu daha da ileri götürerek: Kadının şehir içinde tek başına taksiye binmesi de yine bu çerçevede mütalaa edilebilir. Şöyle ki: Her ne kadar taksinin içi görülse de, tek başına taksiye binen kadın bir yerde şoförle başbaşa kalmaktadır demekte!

Hz. Muhammed yukarıda bahsedilen sözleri söylemiş ya da öylesi yasaklar koymuşsa bile, bunu o günün şartlarında değerlendirmek gerekmez mi?

Bugün gidilen yollar o günlerde olduğu gibi çöl, dağ tepe, karanlık, vahşi hayvanlar ya da eşkiyalarla karşılaşma tehlikesi olan ve yaya olarak gidilen yollar mı?

Aynı zamanda devlet başkanı da olan Hz. Muhammedin o günün şartlarında kadını koruma amaçlı koyduğu bu yasayı, günümüz şartlarında hâlâ uygulamaya koymaya çalışmak ne derece akılcı ve mantıklı?

“Kız çocuklarına tıp eğitimi aldırmayın, kadının doktor olması, Allah’a isyandır” diyorsunuz!..

Böyle bir ayet de yok Kuranda…

Allah’a isyan bunun neresinde, hangi açıdan Allah’a isyan oluyor?

Allah’a isyan olsa, Hz. Muhammedin kızı tıp bilgisi almış olup evine gelen hastalara şifa dağıtır mıydı, babası buna izin verir miydi?

Kızını bazı savaşlarda yaralanan askerlere yardımcı olsun, tedavi etsin diye yanında götürür müydü?

Eşleriniz ya da kızlarınızın doğum ya da bazı rahatsızlıklarını tedavi için, illa ki kadın doktor olmalı dediğinizde, düşüncenize göre, bu da Allah’a isyan olmaz mı?

Ayrıca, bu dediğiniz olursa, kadın doktoru nereden bulacaksınız?

Takside şoförle tek başına kalıyor diye, kadının taksiye binmesini bile doğru bulmayanlarınız; kadın doktor bulamadığınızda, kadın hastanız erkek doktorla aynı odada ya da ultrason çekildiğinde vb yalnız kalıyor diye, kadını doktora götürmeyerek, tetkiklerini yaptırmayarak tedavisine izin vermeyip ölüme mi terk edeceksiniz?

Ya siz, kadınların okuması ve çalışmasına karşı çıkanlar, hastanelerde ve sağlık ocaklarında hiçbir kadın personel bulunmadığında, kadınlarınızın tedavisi için mutlaka yapılması gereken bir iyneyi kime yaptıracaksınız?

***

“Sol elle yemek yemek günahtır” diyorsunuz, “Sol elle yenen yemeğe şeytan ortak olur” diyorsunuz. Kiminiz de, “Sol elle yemek yerseniz, içinize şeytan da girer yemekle birlikte” diyerek, Peygamberimizin sol elle yemek yemeyi doğru bulmadığını, kendisinin de sağ elle yediğini söylüyorsunuz…

Düşünemiyor musunuz neden böyle söylediğini, hiç mi kafa yormuyorsunuz neden doğru bulmadığına?

O devirde her gerektiğinde, her ortamda su bulunabiliyor muydu, şimdiki gibi tuvalet kâğıdı mı vardı? Çöllerde günler, aylarca yol giderken, temizliklerini taşlarla yapıyor, bunu da sol elleriyle yapıyorlardı. Dolayısıyla, sol elleri temiz kalamıyor, pek çok mikrop da bulaşmış olabiliyordu. Yemekler de bugün olduğu gibi çatalla değil, elle yendiğinden temiz olan sağ elleriyle yemelerini öneriyordu…

O devirde henüz mikrobun varlığı, ne olduğu, nasıl bulaştığı ve nelere sebep olabileceği bilinmemekteydi. Kötü olan, zararlı olan her şeyi şeytan olarak tariflemek gerekiyordu…

***

Diş temizliğinin de öneminden söz ediyor, “Mutlaka misvak kullanın” diyordu…

O gün de diş fırçası olduğu halde mi diyordu misvak kullanın diye?

Misvak kullanılmasını önermekteki kastının misvak değil, temizlik olduğunu düşünemiyor musunuz?

***

Gusülde 3 tas su sağ omuza, 3 tas sol omuza, 3 tas da başdan aşağı dökülmesini önermiş. Nedenini düşünemiyor musunuz? O devirde, o bölgede su bol ve duşlardan harıl harıl mı akıyordu? Pek tabii ki tüm vücudun kirden arınması için en az 3 tas olmalıydı, o nedenle öyle bir  öneride bulunmuştu. Şartlar, olanaklar onu gerektiriyordu. Bugün bunca olanağa sahipken ve gürül gürül akan duş altında yıkanabiliyorken, hâlâ Hz. Muhammed öyle dedi, öyle yapıyordu diye, üçer tas suyla yıkanmanın anlamı var mı?

Böyle mi, üçer tas suyla mı yapıyorsunuz banyonuzu? Peygamberimiz öyle yapıyordu, öyle önermişti diye, su ve kağıt kullanmayıp da taşla mı yapıyorsunuz temizliğinizi? Gerçi sayıca az da olsa, hâlâ taş kullananların olduğunu da duydum ama…

***

Bir aralar da biriniz Hz. Muhammedin “Keler’i (Kertenkelenin büyüğü) tek vuruşta öldürene, 100 sevap yazılır” dediğini söyledi. Çoğunuz da sevap kazanmaya esas olanın, öldürmek olduğunu anladı!.. Bunun da üzerinde hiç düşünmediniz. Peygamber ne diye durup duruken zavallı hayvanın öldürülmesini teşvik etsin ve ne diye öldürmenin sevabı olsun? Demediniz ki Peygamberimiz merhametlidir, böyle mantıksız bir şey söylemez, söylemişse bile bir nedeni vardır, bir araştırayım demediniz. Bir başka kimileri de tıpkı sizin gibi, araştırmaksızın inanıp İslama ve Hz. Muhammede veryansın edip durdu günlerce…

Oysa işin aslı şöyleydi; o dönem Araplar arasında en makbul yemek keler kızartmasıymış, ancak çok itibarlı misafirlere ikram edilirmiş. Bir gün Hz. Muhammedi yemeğe davet eden biri de, sofraya keler kızartması koymuş ama Hz. Muhammed yememiş. Ev sahibi üzülerek, “Beğenmediniz mi, yoksa haram mı” diye sormuş. Hz Muhammed, “Hayır haram değil ama ben sevmem bunu yemeyi. Yeri gelmişken de söyleyeyim, hayvanı taşla vurarak öldürüyorsunuz. Bazılarınız ölene kadar defalarca vuruyor. Hayvana eziyet büyük günah, makbul olan, eziyet çektirmeden, bir defada öldürmektir ki bunu uygulaybilene 100 sevap yazılır. Bu da ancak, yemek için öldürdüğünüzde doğrudur, keyfi yere öldürmek ise, büyük günahtır” demiş…

Sizler ve sizin dediklerinizi duyup inananlar da, hiç araştırmaksızın, sırf 100 sevap kazanacağız diye, her gördüğünüz üstelik zararsız olan kertenkeleyi öldürüp duruyorsunuz! Ne kadar büyük günah işlediğinizin farkında mısınız?

Bu 90 km açıklamanız vesilesiyle, yukarıda sözünü ettiğim diğer saçmalıklarınız da geldi aklıma. Oysa sadece bu bahsettiklerim de değil, araştırma ve açıklamaya muhtaç daha öyle çok saçmalığınız var ki!..

Öncelik ve özellikle de akla ve mantığa çok büyük ihtiyacınız var…

Perihan Reyhan Alkan

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları