İŞGÜCÜ ANTLAŞMASI

01.10.2021 11:48

Türkiye ile Almanya arasında imzalanan İşgücü Antlaşması’nın 60. yılında Bellevue Sarayı’nda bir sohbet toplantısı düzenlendi. Buna benzer bir etkinliği, Federal Almanya Başbakanı Dr. Angela Merkel de Başbakanlık binasında yapmıştı.

Türkiye’de de konuk işçilerin Almanya’ya gelişi ile başlayan altmış yıllık tarih yazılmalı, televizyon yayınlarında konu olarak ele alınmalı. Çünkü bu aynı zamanda Türkiye’nin de tarihidir. Avrupa’da yaşayan beş milyon Türk kökenli insanın ülkeye Her konuda olduğu gibi, her döviz sıkıntısında çözüm kaynağı olmuştur. Altmış yılın belgesi ders çıkarmak için çok önemlidir.

Federal Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in konuşması tarihi önem taşıyor.

Süper seçim yılı 2021 seçim kampanyalarına denk geldiğinden dolayı olsa gerek, Alman basın ve medyası yayınlamadı. Türk basını anma törenlerini dikkatle takip ediyor.

Cumhurbaşkanın konuşması, 60 yılın özetinden başka, şimdiki zamana uzanan etkileriyle ifade ediliyor.

1961 yılında Utanç Duvarı inşa edildi. Böylece Doğu Batı olmak üzere Almanya’da resmen iki devlet ilân edildi. Duvar aileleri ayırdı, sosyal ve duygusal yıkımlar oldu. Zaten İkinci Paylaşım Savaşı’nda çok insan canı kaybedilmişti, bu nedenle nüfus azaldı. Doğu’dan Batı’yı geçmek mümkün olmadı. Böylece Türkiye’den işçi getirme ihtiyacı doğdu.

Bu, konuşmada ve diğer televizyon ve basında böyle anlatılmadı.

O yılda bir kâğıt parçası iken, antlaşma milyonlarca insanın, Türklerin ve Almanların hayatını, hatta ülkenin yüzünü değiştirdi. Misafir olarak alınan işçilerin çocukları, torunları, torunların çocukları bugün Almanya’nın bir parçasıdır.

İşçi çocukları toplumun her alanında doktor, avukat, öğretmen, bilim insanı, asker, sanatçı, milletvekili, bakan, genel sekreter, savcı, işveren olarak çalışıyorlar. Artık onlarsız bir Almanya düşünülemez.

Başka ülkelerden gelen işçiler de vardı. Doğu Almanya’ya da komünist ülkelerden geldiler. Onlar da Almanya’nın gelişmesine emek verdiler. Ama bugün Türkiye’den gelen ve Almanya’yı Babavatan yapan işçilerin tarihi konumuz.

O günleri, 60 yıl öncesi görüntüler bir yandan umut, güven ve yenilik ifade ediyor. Diğer yandan, işe alım sırasında yapılan aşağılayıcı muayeneler, diş muayenesi yapan Alman devlet doktorları, iç çamaşırları numaralanmış sırayla bekleyen işçiler vardı. Dar alanda baraka ve yurtlarda barınan, ağır işten bitkin yorgun düşmüş insanların fotoğrafları belgesel filmlerde iyi ki, kayıt altına alınmış.

Tarihten çıkarılan ders, bugün göç etmek zorunda kalanlara insanca davranmayı sağlamalı.

Yoksa Max Frisch’in 1965 yılında yazdığı gibi: Biz işgücü istedik ve insanlar geldi. Aynı yerde kalınmış olur, ders alınmazsa.

Sığınma konusu ayrı, fakat göç eden umudu, hayali olan insanlardır. Sevdikleriyle bir arada olmak isterler.

Aile birleşmesi kanuna uyarak çocuklarını getirdiler. Zira onlara daha iyi bir yaşam sağlamak istiyorlardı. Nitekim çoğu çocuklarına iyi eğitim ve öğrenimle, sosyal açıdan yükselme vaadini yerine getirdiler. Devletin görevi başaramayan, yarı yolda kalanları topluma kazandırmak için desteklemektir.

Geç de olsa Almanya bir göç ülkesi olduğunu kabul etti. İnsanlar göçmen kökenli değil, Almanya göçmen kökenli bir ülkedir. Her dört insandan birinin göç hikâyesi vardır.

Konuşmasında Cumhurbaşkanı, Türk oldukları için öldürülen, ayrımcılık ve hakaret görenler için çok üzüldüğünü, söyledi. Devletin görevi bütün vatandaşların güvenle yaşaması için her türlü önlemi almaktır, dedi.

Toplantıda ilk nesilden davet edilenler anılarını anlattılar. Üç moderatör toplantıyı yürüttü, Evren Zahirovic, Adnan Maral, Nazan Eckes.

Göçmen kökenli insanlar geldikleri ve atalarının ülkesini unutmak, inkâr etmek zorunda değildir. İlk neslin gelmeden önce de bir geçmişi olduğu göz önünde tutulmadı.

Göç ülkesi olarak büyükanne ve büyükbaba Köln’den, Frankfurt’tan geldiği gibi İstanbul veya Diyarbakır’dan geliyor olması doğaldır. Onlar da Alman vatandaşıdır.

Dindar Müslümanlar, seküler göçmen kökenli herkes bu topluma aittir. Burası sizin eviniz, o halde tüm çeşitliliğiyle dininizin de vatanıdır. Müslümanların dini inanç ve ihtiyaçları bu ülkede karşılanmalı, imamlar Almanya’da yetiştirilmelidir.

İlk neslin başarılarına saygı ile bakmak gerek. Genç nesillerin her alanda çalışmasını sevinerek takip ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı sözlerini şöyle noktaladı:

Aramızda bulunan ve evlerinde bu töreni izleyen herkesi cesaretlendirmek istiyorum: Hakkınız olan yeri doldurun! Bu toplumu siz de şekillendirin, zira bu sizin de toplumunuz!”

İlk nesil temsilcilerin sona kalanlar adına, Federal Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’e teşekkür ediyorum.

Söz ve davranışlarıyla makamına ve şahsına karşı saygı ve sevgiyi hak ediyor.

Hoşça kalın!

Kaynak:

Bundespräsidialamt, Rede im İnternet, Türkçe ve Almanca konuşma metni.

www.bundespraesident.de

 

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları