İNSANLARA İSTEMEDİKLERİ İYİLİKLERİ YAPMAYIN…

31.07.2021 12:30

İnsanlara istemedikleri iyilikleri yapmayın. Çünkü anlamıyorlar…

Örneğin kötü yönetildiklerini, kötü yaşadıklarını, hayatta daha fazlasını hak ettiklerini falan söylemeyin. Aksine, eğer zevk alıyorlarsa daha kötü yönetin. Daha kötü şartlarda yaşamalarına, daha az maaş almalarına aldırmayın.

Bu kim olursa olsun… En yakınınız bile sizi anlamıyorsa boşuna uğraşmayın. Çünkü hayat onların hayatı.

İstemeden birisine yardım etmek tuzlukçuluk oluyor.

Hani ünlü hikaye var ya… Adam hıyar yiyormuş, tuzu olmadığını gören kahyası bir avuç tuz alıp koşmuş… Bunu yapmayın. Bırakın tuzun eksik olduğunu anlayana kadar hıyarı yemeye devam etsin.

***

Ancak hayvanlar için ayni şeyi söylemeyeceğim.

Onlar; ağızları olan ancak dilleri olmayan, isteklerini anlatamayan varlıklardır.

Bu sıcaklarda onlara su, özellikle su verin. İsteyip istemediklerine bakmayın. Ama insanlara bir bardak su bile götürmeyin. Susadıklarını hissedip, kalksınlar ve kendileri dolabı açıp, sürahiyi alsınlar, bardaklarına doldurup içsinler.

Çünkü insanlar ayaklarına getirilen suyun bile bu sıcakta kıymetini bilmiyorlar.

Türkiye yanarken düğüne gidenlere, iki adım ötesinde eğlenmeye devam edenlere, “Bana ne ya! Ben itfaiyeci miyim?” diyenlere, seyredenlere bir çift sözüm var. Bizim oralarda “Mahalle yanarken orospu saçını tarar” diye bir laf vardır. Bu laf ile ne denmek istediğini şimdi daha iyi anlıyorum. Tabii, sözüm meclisten dışarı. Çünkü bu işi isteyerek veya istemeyerek meslek edinmiş, iyilere yönelik değil… Erkek olduğu halde mesleğin erbaplarına taş çıkartanlara,  özenenlere, benzeyenlere. Vatanını düşünmeyenlere, ormanları, doğayı sevmeyenlere, çiçeği böceği hor görenlere, hayvanlara yaşam hakkı tanımayanlara, pitbullarına kedi parçalatanlara… Sonra da kendini insan olarak görenlere…

***

Televizyondaki alevleri seyretsek bir türlü, seyretmesek bir başka türlü… Yıllarca patikalarında yürüdüğümüz; toprağının, yaprağının, çiçeğinin-çimeninin kokusunu içimize çektiğimiz güzelim yerlerin yandığını öğrenmek, uzakta olup bir şey yapamamak açıkçası beni isyan ettirdi. Vatan hainlerinin; “Bir çakmak en büyük silahınızdır” şeklinde ormanları yakmak için yaptıkları çağırıyı öğrenip aldırmayanlara, ormanları korumanın vatanı korumak olduğunu; denizcilerin deyimi ile “Vatanın toprak, hava ve su ile bir bütün olduğunu” anlamayanlara…

Aldıkları maaşın hırsızı olanlara, hak etmeyenlere, hak ettiğini sananlara ne demeli?

Açıkçası bilmiyorum.

Sinirliyim, kızgınım ve kötü bir söz söyleyeceğim diye korkuyorum.

-“Şimdi görev zamanıdır. Kavga zamanı değil” diyerek susma hakkımı kullanıyorum.

Sadece görev zamanı değil, ormanlarımızı korumak için seferberlik zamanıdır. Askeri, Polisi, vatandaşı, görevlisi-görevsizi ile ormanlara dadanan bu hainlere karşı uyanık olmak ve mücadele etmek için işbirliği yapmak zamanıdır.

O ormanlarda yaşayan, ağzı olup dili olmayan; bizden yardım bekleyen, bir avuç suya muhtaç canlılara yeni yuvalar kurmaya, yeni ağaçlar dikmeye çalışalım. Kimsenin değirmenine su taşımadan, istemedikleri iyilikleri yapalım.

Haydi bakalım. Görelim.

Neler yapacağımızı bir test edelim.

Ne dersiniz?

Yorumlar

BEDİA Sağcan dedi ki;

2021-08-02 10:57:38

Sevgili Liderim, Yazdıklarınızı hep gönlümde hissettim. Elimizden bir şey gelmemesi kahradiyor beni ancak boş bulduğumuz yerlere ağaç dikebiliriz kişisel olarak, yazmak, yazmak, neler neler yazmak geliyor içimden ama hepsi gönlümde kalıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları