İNGİLİZ ÇÖPÜ, İNGİLİZ İPİ…

26.03.2022 12:02

Bizde ipliği pazara çıkarmak diye bir benzetme vardır.

Bazı belediye ve kurumlarında ipliği pazara çıkmaya başladı. Uzun bir süredir kıyılarımızda zararlı atıklarla ilgili varillerin bulunduğunu, bazılarının belediyeler eli ile toprağa gömüldüğünü, zamanla yağmurlarla ortaya çıktığını,  hem okuyor, hem de yazıyorduk….

Geçtiğimiz günlerde bir başka haberle bu iyice tescillendi.

İngiliz menşeili plastik atıkların imha edilmek veya yeniden kazandırılması amacı ile Türkiye’ye ihraç  edildiği haberi yayıldı.  Uzak doğuya gidenler; insanların çöpler arasında nasıl teneke barınaklarda yaşadıklarına şahit olmuşlardır.

Türkiye’yi bir uzak doğu ülkesi gibi gören, insanlarını da çöplerin arasında yaşayan, buna alışmış bir halk gibi düşünen medeniler çoğunlukta... Fakir olabiliriz ama, çöplükte yaşamıyoruz.

Ormanların bu kadar rahatlıkla kesip altın aranması, bor madeninin yurt dışına sözde işlenmek üzere gönderilmesi, son yıllarda bir takım mermer ocaklarının yurt içinde değil, yurt dışındaki ihtiyaçlar için satılıyor olması, ülkeye dadanan adeta peynir fareleri gibi yaratıkların kendi karınlarını doyurmak adına neler yapabileceklerini göstermiş olmaları yurdunu seven herkes için bir ibret vesilesi oldu...

Eskiden asılacaksan İngiliz ipi ile asıl diye bir söz vardı. Neden? Çünkü İngiliz ipi sağlam olur, düğümü kolay atılır ve kolay çözülürdü. Şimdi içinde zararlı neler olduğunu bilmediğimiz çöpler konteynır konteyner Anadolu topraklarına gönderiliyor. Denizleri koruma gönüllüsü uluslararası örgütlerin en fazla yardımı aldıkları ülke neresi biliyor musunuz?

Tahmin etmişsinizdir. “Aman benim evim temiz olsun… Komşunun evini mok götürsün” mantığı Dünyayı inanılmaz bir hızla kirletiyor ve mutlak sona doğru götürüyor.

Çok değil, 2050 yılında denizlerde balıktan çok naylon materyal olacak. Ağır sanayi atıkları ise sadece toprakları değil, yağmur suları ile yer altı sularını kirletiyor. İçecek su bulmakta zorlanacağız.  Tekstildeki fabrikaların boya artıklarına çözüm bulunamadı. Öylesine bir kirlenme söz konusu ki, tahmin etmek mümkün değil.

Peki sonuç ne olacak?

Dünya kendi ekosistemi içinde insan atıklarını temizlese, absorbe etse de medeniyet adına üretilen atıkları sindiremiyor. Bunlar göl ve denizlerin sadece kirlenmesine değil, ısınmasına ve iklim değişikliklerine de etki ediyor. Sifonu çektiğimiz anda biz tuvaleti temizliyoruz ancak dünyanın çekeceği bir sifonu olmadığını hep unutuyoruz.

Korsan gemiler atıkları yüklenip, okyanuslara dökmeye devam ediyorlar.

***

Bir de savaşların açtığı kirlilikler var ki inanılır gibi değil. Dünya bu tür bölgelerdeki kirlenmeyi doğal şartlarda ancak 100 yılda temizliyebiliyormuş. Ne acı değil mi? İnsanoğlu savaşta sadece birbirlerini değil, yaşadıkları dünyayı da öldürmeye devam ediyorlar.

Bu konuda ki en büyük suçlular kendilerini zengin, müreffeh şartlarda yaşadıklarını ve insanlarını yaşattıklarını belirten, öte yanda dünyanın jandarmalığına soyunmuş olanlar. Amerika’dan İngiltere’ye, Fransa’dan Almanya ve İtalya’ya, hatta yeşil manzaraları ile dünyayı aldatan İsviçre’ye kadar pek çok ülke atığını kendi ülkesinde imha etmiyor. Almanya Tuna nehrinin aşırı kirlenmesinden sonra çözüm arayışına giren, ağır sanayi ürünlerini yurt dışından üretmeye başlayan ülkelerden biri oldu.

***

Bütün bunları dost ülkeleri veya dost görünümlü ülkeleri suçlamak için yazmıyorum. Kapitalist sermayenin em yüksek kar marjı ile çalışmak istemesinin bir sonucu olarak, kimi yerde hükümetlerinde aciz kaldığı işler zinciri olarak hatırlatıyorum. Tıpkı bizde olduğu gibi…

Bazen iyi ki şu savaş çıktı da (zinhar böyle bir benzetmeden ötürü kendime kızmama rağmen) ülke insanı her şeyi üreten, tahıl ambarı olan, güneyinde hayvan yetiştiriciliğinde lider konumundaki bir ülkeden, elektrik ve doğalgaza, petrole kadar ince ince hortumlar ile nerelere bağlandığımızı görme imkanını buldular diye seviniyorum.

Eeee… Boşuna dememişler, bazen bir musibet bin nasihatten iyidir diye…

Bir söz daha var : Nas ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir diye…

Umarım hepimiz dersimizi almışızdır da, bu ülkenin yaşam kaynaklarını kurutanların farkına varırız…

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları