HUDEYBİYE ANTLAŞMASI VE MEDİNE SİTE DEVLETİNİN TESCİLİ (V)

24.02.2021 23:47

-Her zaman ibret alınması gereken yaşanmışlıklar-

“Ey Allah’ın Elçisi! Sen arkadaşlarının senin buyruğuna uymalarını mı istiyorsun? O halde şimdi dışarı çık. Kurbanını kes ve tıraşını ol. Ancak arkadaşlarına hiçbir şey söyleme… Göreceksin onlar senin arkandan geleceklerdir.” Böylece Ümmü Seleme Hudeybiye’de tarihe not düştü.

Ümmü Seleme kimdir 

Asıl adı Hind olan Ümmü Seleme...Mü’minlerin annelerindendir. İlk evliliğini Peygamberimiz ’in halası Berre’nin oğlu Ebu Seleme ile evli yapmıştır. Her ikisi de İslamiyet’i ilk kabul edenlerdendir. Mekkeli müşriklerin yaptıkları işkence ve eziyetlere onlar da maruz kaldılar. Sonra da Elçinin emriyle karı-koca birlikte Habeşistan’a hicret ettiler. Seleme, Ömer, Dürre ve Zeynep isimli çocukları orada dünyaya geldiler.

Mekkeli müşriklerin Müslümanlara uyguladıkları boykot bitince, Habeşistan’da bulunan muhacirlerin bir kısmı tekrar yurtlarına döndüler. Orada çok az kişi kaldı. Ümmü Seleme ve eşi de boykot kalktıktan sonra Mekke’ye geri dönenlerdendir.

Seleme ailesi, Habeşistan’dan geldikten sonra Mekke’ye bir türlü ısınamadılar. İkinci Akabe Biatı’ndan bir yıl kadar önce Medine'ye hicret etmek için Elçi’den izin istediler. Gerekli izin kendilerine verildi. Yol hazırlıklarını tamamladıktan sonra oğulları Seleme’yi de yanlarına alarak yola çıktılar. Elçi izin verdi vermesine de Ümmü Seleme'nin kabilesi ve akrabalarından bazı kimseler bu izne müdahil oldular. Yollarını kestiler. Onların Medine’ye hicretlerine izin vermediler. Ebu Seleme'nin tek başına gidebileceğini fakat çocukla annesinin kalacağını söylediler. Uzun münakaşa ve mücadeleden sonra kabilesi Ümmü Seleme'yi ve çocuğu alarak Mekke’ye geri getirdiler. Ebu Seleme de çaresiz tek başına Medine’ye göç etti. Hanımına da geriye gelip kendilerini alacağını, biraz sabretmeleri gerektiğini söyledi.

Ümmü Seleme, bundan sonraki olayları göz yaşları içinde şöyle anlatır: "Kocam Ebu Seleme, Medine'ye tek başına gitti. Beni kocamdan ayırdılar. Bir yıla yakın bir süre her sabah Safa Tepesi’nde Ebtah denilen yere çıkar, Kâbe'ye doğru dönerek bunu bize yapanları lanetlerdim. Orada akşam veya akşama yakın bir zamana kadar kalır hem onları lanetler, hem de gözyaşı dökerdim. Bir gün, kabilem olan Muğireoğullarından birisi yanıma geldi. Onunla biraz dertleştik. İçimi döktüm ona. Halimi görünce bana acıdı.

Gidip Muğireoğullarına, "Şu zavallı kadını yok yere Muhammed’e olan kininiz yüzünden kocasından ayırdınız, niçin onu hâlâ serbest bırakmıyorsunuz, yazık değil mi bu kadına, görmüyor musunuz halini…” demiş ve onları paylamış. Bunun üzerine Muğireoğulları bana gelip, “çok istiyorsan oğlunla birlikte kocanın yanına gidebilirsin” dediler. Önce inanamadım, gerçek olup olmadığını hareketlerinden kontrol ettim, telaşlandım, “doğru mu duydum, gidebilir miyim kocamın yanına” dedim ve tekrar tekrar onay istedim. Yalan söylemiyorlardı, “elbette, ne zaman istersen yola çıkabilirsin “dediler.

Ben hemen hazırlıklara başladım. Yolluğumu hazırladım ve oğlumla birlikte yola koyuldum. Belki kararlarından vazgeçerler diye de endişelenmekteydim. Neredeyse Mekke’yi koşarak çıktım. Arkama bakmadan kuş gibi uçuyordum. Oğlum devenin hevdecindeydi. Önümde çok çetin bir yol vardı. Bunun bilincindeydim.  Çölde 400 km. yol gidecektim. İnandığım Allah beni koruyacaktı. Ben O’na tevekkül ettim. Evet O beni korumalıydı…”

Bir yıla yakın üzüntü içinde döktüğü gözyaşları sona ermişti Ümmü Seleme’nin . Oğluyla birlikte Medine’ye kocasının yanına gidiyordu. Tek başına o zorlu çölleri aşarak ulaşacaktı Medine’ye.  Bir kadın, bir de çocuk. O sevdiğine sevgilisine kavuşmanın heyecanı içindeydi. O artık hür bir kadındı. Ten’im mevkiine geldiğinde Allah kendisine elini uzatmıştı. Onu o zorlu çöl yolunda yalnız bırakmamıştı. Karşısına Osman b. Talha’yı çıkardı. Osman kocasının arkadaşıydı. Onu görünce gülleri açmıştı Ümmü Seleme’nin.  Osman’ın, “yalnız başına nereye gidiyorsun böyle” sorusuna, cevaben; kabilem beni serbest bıraktı, Medine’deki kocasının yanına gidiyorum” dedi. Osman bir kadına baktı bir de çocuğuna, “tek başına mı gideceksin Medine’ye?”

“He ya, oğlumla beraber gideceğim, tek başıma gideceğim.”

Osman’ın yüreği cız etti. Onları yalnız başlarına bırakmaya gönlü razı olmadı. Biraz düşündü, tekrar onlara baktı, gidecekleri yolun tehlikelerini gözden geçirdi. Eğer onları öylece bırakırsa bir daha arkadaşı Ebu Seleme’nin yüzüne nasıl bakacaktı. Biraz daha düşündü ve kararını verdi. O da onlarla gidecekti, “Vallahi ben seni, böyle yalnız başına yola bırakmam” dedi. Ümmü Seleme sevindi sevinmesine de sevincini o kadar da belli etmemek için, biraz itiraz eder gibi oldu. Osman,” itiraz istemem, sonra ben kocanın yüzüne nasıl bakarım.” Ümmü Seleme, Allah’ın yardımına mazhar olmuştu.

Birlikte yola çıktılar, gece demeden gündüz demeden günlerce yol yürüdüler çölde, o sıcakta. Bazen oldu kum fırtınasına kapıldılar, bazen oldu aç ve susuz kaldılar. Ama sonunda Osman, Ümmü Seleme’yi ve çocuğunu kocasının bulunduğu Kuba’ya kadar emniyet içinde götürmeyi başardı ve kocasına teslim etti, kucaklaştılar, hasret giderdiler. Ebu seleme Osman’ı bırakmadı. Birkaç gün kalmaya ikna etti. Sonra da onlarla vedalaştı ve döndü Mekke’ye.

Rivayet edildiğine göre, Ümmü Seleme, çektiği bu ve benzeri sıkıntıları ne zaman hatırlasa, gözleri dolar ve şöyle dermiş: “Allah için, Müslümanların içinde hiçbir aile görmedim ki, kocam Ebu Seleme’nin çektiği sıkıntıları çekmiş olsun. Ayrıca Osman b. Talha’dan daha iyiliksever bir adam da görmemişimdir. O Mekke’den Medine’ye kadar sırf, başıma bir şey gelmesin diye bana eşlik etmiştir. Allah onlardan razı olsun.”

Ümmü Seleme Uhud Savaşındadır

Ümmü Seleme Müslüman kadınlar ile birlikte Uhud Savaşı’ndadır. Geri hizmet görevlisidir. Savaşın hemen başlangıcında, Uhud Savaşı kazanılır gibi olmuştu. Daha savaşın başıydı. Düşman bir anda panikledi. Müslümanlar da galip geldiklerini sanarak ganimet peşine düştüler. Elçi’nin özellikle okçular tepesine yerleştirdiği ve “ne olursa olsun orayı terketmeyeceksiniz” diye de tembihlediği kişiler de ganimetten pay almak için görev yerlerini terk edince olanlar oldu.

Savaş bir anda Müslümanların aleyhine dönüverdi. Bu arada Peygamberimiz yaralandı ve oradaki bir çukura düştü. Korumasız kaldı.

Ümmü Seleme bu duruma şahit olunca geri hizmetten diğer kadınlarla birlikte savaş meydanına indi ve yalın kılıç daldı savaş meydana. Bütün güçleriyle savaşarak Elçiye ulaştılar. O’na zarar gelmesin diye etrafında bir çember oluşturdular. Elçiyi emniyete aldılar. Ümmü Seleme, bir taraftan da Müslümanların toparlanması ve savaşa devam etmeleri için onları meydana çağırıyordu; “Ey Müslümanlar! Ya şu meydana gelin savaşın, ya da geri hizmete geçin de biz kadınlar savaşa devam edelim.”

Bu çağrıyı duyan Müslümanlar toparlanmaya başladılar. Kocası Ebu Seleme de kadınlar gibi meydanda destan yazanlardandı. O da yaralandı. Yarası sonradan azdı ve şehid oldu. Peygamberimiz Ebu Selemenin şehadetine çok üzüldü. O hicret emrinden önce hicret eden bir yiğit idi.

Ümmü Seleme artık dul kalmıştır. Daha yeni kavuşmuşlardı birbirlerine. O çok sevdiği kocasını kaybetmişti. Daha yeterince yasını bile tutamadan, evlilik teklifleri almaya başladı. Ebu Bekir ve Ömer hiç zaman kaybetmemişlerdi. Onlardan arka arkaya evlenme teklifleri aldı. Bu duruma çok kızdı Ümmü Seleme. “Dul kaldıysak aç kalacak değiliz ya” nedir bu aceleniz, diye çıkıştı onlara. Tekliflerini reddetti.

Bir zaman sonra Elçi ’den de evlilik teklifi aldı. Ümmü Seleme bu teklife hayır demek istemiyordu ama balıklamasına atlamak da istemiyordu. Elçi’ye üç şart ileri sürdü; “yaşlıyım, kıskancım ve çocuklarım var. Bunlara rağmen yine de istersen kabulümsün.”

Elçi’nin cevabı aynen şöyledir: “Yaş bahane ise ben senden yaşlıyım, kıskançlığın bahane ise, kıskançlığının gitmesi için Allah’a dua ederim, çocukların bahane ise, onlar bundan sonra zaten Allah ve Resulünün sorumluluğundadır.”

Bu cevap üzerine, düşünmek için Elçi’den müsaade istedi. Düşündü, taşındı ve bir zaman sonra oğlu Ömer’e,” Elçi’ye git ve teklifini kabul ettiğimi söyle” dedi. Böylece Ümmü Seleme Elçi’nin hanımları arasında yerini almış oldu.

Ümmü Seleme zeki ve cesur bir kadındı. Peygamberimiz her işini ilk önce onunla istişare ederdi. Hudeybiye’de de onunla istişare etti ve onun dediğini aynen uyguladı. “Ey Allah’ın Elçisi! Sen arkadaşlarının bu işi yapmasını mı istiyorsun? O halde şimdi dışarı çık. Kurbanını kes ve tıraşını ol. Ancak arkadaşlarına hiçbir şey söyleme… Göreceksin onlar senin arkandan geleceklerdir.” Ümmü Seleme bu tavsiyesiyle Hudeybiye’de tarihe not düştü.

Ümmü Seleme, Kureyş içinde okuma-yazma bilen sayılı kadınlardandı. Eşi, Ebu Seleme de okuma yazma bilenler arasındaydı. Çok az sayıda erkeğin okuma-yazma bildiği bir toplumda Ümmü Seleme’nin okuma yazma bilmesi önemli bir ayrıcalıktır.

Ümmü Seleme Müslümanlar arasında fakih kabul edilen ve fetva veren kadınlardan birisidir. Ümmü Seleme, fesahat ve belagatte çok ileri derecede idi. İlim, dirayet, siyaset sahibiydi. İbadete düşkündü ve çok cömertti. Aynı zamanda mütevazi ve sıkılgandı. Ayrıca, Medine’ye hicret eden ilk Mekkeli kadın sıfatını da taşımaktadır. Onun Hz. Peygamber’e sorduğu sorular neticesinde Âl-i İmrân 195, Nisâ 32, Ahzâb 35 ayetlerinin nazil olduğu rivayet edilir. Ayetler mealen şöyledir:

“Allah da onların duasına karşılık verdi: Ben, sizden erkek veya kadın hiçbir çalışanın amelini zayi etmem, siz birbirinizdensiniz. Hicret edenler, memleketlerinden çıkarılanlar, benim yolumda işkence edilenler, savaşan ve öldürülenlerin, elbette günahlarını örteceğim ve onları alt taraflarından ırmakların aktığı cennetlere girdireceğim. Allah katından bir mükafat olarak... Mükafatın en güzeli Allah katındandır.”(Al-i İmran 195)

“Allah'ın, sayesinde bir kısmınızı bir kısmınıza üstün kıldığı şeyi temenni etmeyin. Erkekler için kazandıklarından bir nasip olduğu gibi, kadınlar için de kazandıklarından bir nasip vardır. Allah'ın kendi fazlından (bağışından) isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir. (Nisa 32)

“(Allah'a) teslim olmuş erkek ve kadınlar, İman eden erkekler ve iman eden kadınlar, İtaat eden erkekler ve itaat eden kadınlar, Doğru, sadık erkekler ve doğru, sadık kadınlar, Sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, Mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, Sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, Oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, Irzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar... Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir ödül hazırladı. (Ahzab 35)

Velhasıl Ümmü Seleme, Uhud savaşında, Hudeybiye’de, Hayber’in fethinde, Mekke’nin fethinde, Taif kuşatması ve Veda Haccı’nda Peygamberimizle birlikte oldu. Peygamberimiz ‘in vefatından sonra ise Müslümanların müracaat ettikleri bir ilim ve irfan mektebi olarak yaşamını sürdürdü. Kur’an’ı Peygamberimizin üslubunda okurdu. Peygamberimizle evlendiğinde 44 yaşında idi. 84 yaşında vefat etti. Peygamberimiz ‘in en son vefat eden zevcesidir. Baki Kabristanlığına defnedilmiştir. Allah rahmet eyleye…

Bitti

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları