HEDİYE PAKETİ Mİ YAPALIM?

25.11.2021 00:38

Ülke tarihinin en büyük krizi. Battık, batıyoruz derken gerçekten battık. Beklenen ama bir türlü inanılamayan son geldi.

Bakmayın iktidarın ekonomi fantezileri ile "sakinmiş gibi" duruşuna. Post pahalı, yoksa bal gibi biliyorlar ki, fren patladı. Tek bir bariyer yok ki, umutları olsun. Kapalı kapılar arkasında panik ataklar geçirildiğini tahmin etmek zor değil hani.

Bu iktidar, YALANI siyasetinde öyle bir yöntem haline getirdi ki, planlı ve bilinçli bir şekilde yıllarca sahte algılarla sadece kendi gemilerini yürüttü. Bunu rahatça gerçekleştirebilmek içinse adaletin dengesini alt üst etti, hukukun üstünlüğünü değil, üstünlerin hukukunu geçerli kıldı.

Emin olun ki, "Ne yaptığımızı biliyoruz! Bekleyin görün !!!, ekonomi şahlanacak, uçtuk uçuyoruz!  Kitabını yazıyoruz biz bu para işinin! " söylemlerini, eğer gerçek olsaydı vatandaştan önce raftaki etiketler çoktan duyardı. Oysa piyasa çalışanları artık etiket değiştirmiyor, dövizi takip ederek saniyelik fiyat beliriyor ekranlarda. Döviz, kendi efsanesini yaşarken, ezdikçe eziyor, ancak ülkeyi batırırken birilerini de ihya ediyor. Özelleştirme, globalleşme adı altında oluşturdukları kontrolsüz, hesapsız saltanatlarında ülke kaynaklarını, üç beş kişiyle, ganimet paylaşır gibi paylaştılar ve sonunda, ne acıdır ki, pınar kurudu. Bitmez dedikleri denizimiz kurudu, kurutuldu.

Fırsatçı güruh ise vakit kaybetmiyor.

Ülkenin artık dağlarını bile satın almaya çalışan yabancı istilası daha da hızlandı. Hiç akla gelmez ama, güvenliğimiz şimdi daha çok her bir koldan tehdit altında. Ülke dövizle satışta, hızla el değiştiriyor. Vatan dediğimiz parsel parsel gidiyor.

Hem batıyoruz hem kaybediyoruz.

Ama daha acısı, vatandaş görünürde yok gibi. İnanılmaz bir sakinlik ve kabullenilmiş hâkim sanki. Günlük siyasetin keşmekeşi içinde biz vatandaşlarda günü kurtarma rehavetinin derdindeyiz... Hepimiz sihirli değnek kimin elinde bekleyişindeyiz. Herkes mutsuz, şaşkın, endişeli ama sessiz.

Ama işte, kimse gelmeyecek bizi kurtarmak için.

Bu rehavetten kurtulmazsak, işte o zaman yandı keten helvası.

Kendimize gelmemiz için, ille bizi ülkenin kapısına mı koymaları gerekiyor? Ya da başımıza silah dayamaları mı?

Conrad Adenauer demiş ki “Bir daha İsa gelse, tüm yetkiyi bir kişi ve yanındakilere verecek kadar aptal olmayacaktık.”

Bu sözün Alman halkının yemini olmasının ardındaki facia dünyaca malum. Sonuçta kurtarıcı yine Alman halkının kendisi olmuştur.

Biz ise musibeti daha fazla görmeden, nasihatten ders almak zorundayız.

Çöken ahlakımızı, yerlerde sürünen paramızı, kaybettiğimiz güvenimizi hep birlikte meydana indirip kuracağımız sandıkla yine ve sadece biz geri alacağız.

Sandığı bu ülkenin vatandaşları kuracak, elin oğluna kalırsa, bir daha o sandığın kurulacağı bir meydan da olmayacak.

Demem o ki, sandığı vakit kaybetmeden ya meydana bu ülkenin gerçek sahibi biz vatandaşlar kurarız, ya da ülkeyi hediye paketinde kurdeleyip vermekten başka çaremiz olmadığını kabul ederiz. Aslında biz bunun da üstesinden geliriz, niceleri gibi bu kez de birlikte başarırız.

Çünkü buna inanmak için çok nedenimiz var. Çünkü bu topraklar çok şanlı gidişler gördü. Bu kez bizi bu hallere düşürenlerin, şanlı gidişini yazma görevini tarih bize verdi.

Biz bu tarihi görevi onurla yerine getireceğiz ve kendi kurtuluş destanımızı kuracağımız kutsal sandığımızla yazacağız.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları