HEDEFTEKİ YÜZYIL

01.01.2023 21:48

ABD,  uyanan ulusların kendi sömürü düzenine engel olmasını rastlantıya bırakmaz.

Bu kural nüfus çoğunluğunu oluşturan İngilizlerin Anavatanlarında öğrendikleri kuraldır.

Lozan Antlaşmasını -ABD gözlemci devlet olduğu için- imzalamamıştı.

1924 yılında Türkiye- ABD arasında Dostluk ve Ticaret Antlaşması yapılmış fakat ABD Senatosunca antlaşma kabul edilmemiştir.

Türkiye; Ortadoğu, Kuzey Afrika yanında Çin, Küba, Hindistan-Pakistan gibi ülkelere örnek ülke olması nedeniyle Avrupa ve ABD’ ce hedefteki ülke olarak görülmüştür.

Türkiye’nin Laik-Demokrat bir Hukuk devleti olmasından rahatsız olan kapitalist ülkeler ve ABD, Türkiye’nin Siyasal İslamcı bir yönetime döndürülmesi için sağ partileri bu nedenle desteklenmiştir.

AB tarafından da Türkiye’nin üyeliği kasıtlı olarak hep sürüncemede bırakılmıştı.

Birçok eğitimli, bilgili, muhafazakâr siyasetçiler varken neden eğitimi, gelir kaynakları şaibeli Erdoğan’la, Mısır’da birçok şeriat eğitimi almış, laiklik karşıtı donanımlı kişiler varken, ilkokul diploması bile olmayan Fetullah Gülen’i desteklediler?

Hatta Erdoğan, bir ara kendini bu makamlara getirenlere de diklenince devreye Devlet Bahçeli’yi koyarak, Kılıçdaroğlu’nu oyuna getirip, Türkiye’de Laiklik anlayışına karşı İngilizlerce kurdurulan, Erdoğan’la aynı görüşteki İhvancı-Müslüman Kardeşler örgütünden Ekmeleddin İhsanoğlu’nu

Cumhurbaşkanı adayı göstererek Erdoğan’ı uyarmışlardı.

Laik kesimin yanında MHP bile sandığa gitmemesi ile Erdoğan’ın tekrar kazanması bir yana, Türkeş’in mektubu ile ajanlığını kanıtlanan Bahçeli’nin asıl tarihi görevini ikinci kez açık etmesiydi. (*1)

AKP-Gülen iktidar desteğiyle; Türkiye’ de kumpaslarla Irak’ta, Afganistan’da, Mısır’da, Suriye’de başlatılan iç savaş ve isyanlar ile on binlerce Müslümanın birbirini katletmesi ve milyonlarca insanın ülkelerini terk ederek Avrupa’ya sığınma amacıyla geldikleri Türkiye bir tampon bölge yapıldı.

Erdoğan, siyasal alanda, maddi bakımdan zora düştüğünde yedi milyonu aşan sığınmacıları Avrupa’ya salmakla tehdit edince, AB ülkeleri, altı milyar Dolar, yanında Türkiye’deki muhaliflere yapılan yasadışı işlemlere, mahkûmiyetlere sessiz kalarak Erdoğan’ı desteklediler.

Arada bir, kendi demokrat kesimlerini kandırmak için, kâğıt üzerinde kınamalarla demokratları yanıltarak aynı desteği vermeyi sürdürmüşlerdir.

Hatta SPD-Yeşil ortaklığında, AKP’ye sınırsız destek vererek Türkiye’deki kumpasları desteklediler.

HDP’nin kazandığı Belediyelere yasadışı kararlarla el konulmasına ses çıkarmadılar.

Son olarak İmamoğlu üzerinde oynanan oyuna gerçek bir tepki yerine bir-kaç belediye başkanı ile olayı geçiştirip-geçiştirmediklerini önümüzdeki günlerde göreceğiz…

AKP-Gülen iktidarı, Laik Cumhuriyetin birikimi fabrikaları, kelepir fiyatına satarak elde ettikleri ganimetten yandaş bürokrat, tüccarlar yanında, yiyecek kolileri yoksulların oylarını almışlardı.

Erdoğan Ailesi de aldıkları paylarla servetlerine servet kattıklarını 17-25 Aralık sürecinde bırakın Türkiye’yi, dünya bu soygunu izlemişti. (**2)

Bugün Bir zamanlar neredeyse kanlı bıçaklı idiler.(***3)

Ama Siyasal İslamcılar için önemli olan ‘’İtibar’’ dedikleri yetim hakkı yiyerek insanların ekmeklerine aşlarına el koyarak saraylarda sefa sürerken, çöp bidonlarından bozulmuş gıdalarla çocuklarının açlıktan ölmesini engellemek için çöp bidonları önünde nöbet tutuyorlardı.

FETÖ Darbesine destek verdikleri için hain, şeytan sayılan BAE ne hakaretler yağdırmıştı.

Suudi Arabistan, Osmanlı’nın ihanetle suçladığı Suudi Liderlerinin İstanbul’da idam edilmesinin intikamını İstanbul Suudi Arabistan Konsolosluğunda Erdoğan’ın İhvancı arkadaşı Cemal Kaşıkçı’yı öldürüp parça parça doğrayarak bavullar içinde götürdüler.

Erdoğan, çok öfkelenmişti, Kaşıkçı’nın öcünü almaya ant içti.

Suriye’de ESED yıkılmamış, Erdoğan’ın ‘’Emevi Camiinde Cuma Namazı’’ kursağında kalmıştı.

Mısır’da Sisi ile kan davalısıydı. Rakiplerini aşağılamak için ‘’Sisi’’ diye hakaret ediyordu.

ABD’nin, sol ideolojiye kaymasın diye işgal ettikten sonra TALİBAN’ a teslim edilen Afganistan’da kız çocuklarını tesettüre büründürmekten daha öteye götürülerek, okula dahi gönderilmesi yasaklanırken:

Laik Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı: ‘’ Türkiye’nin Taliban’ın inancıyla alakalı ters bir yanı yoktur!’’  Derken Cumhuriyet savcıları ‘’cambaza bak’’ oyunu oynuyorlardı.

Kasa tamtakır olunca seçimler yaklaştıkça İktidarı hafakanlar basıyordu.

Para Rusya’da vardı, kanlı bıçaklı olduğu Suudilerde vardı, şeytan dedikleri BAE’de vardı.

‘’Ben ettim siz etmeyin!’’ diyerekten şeytana, düşmana el açmak zorunda kaldı.

Gelen paralarla EYT’lilerin, açlıkla boğuşan Asgari Ücret Mahkumlarının oylarını alarak itibarını sürdürecekti!

Unutkanlık yanında yürümekte zorluk çekiyordu.

Bu halini gören: ‘’ülkeyi kim yönetiyor?’’

Sorusunu sormadan edemiyordu…

Ama tarih 2023’ün Türkiye’sinin

Dün olduğu gibi Laik Cumhuriyet olarak

Sonsuza dek yaşadığını yazacaktır!

 

Yıldız AKALIN

 

(* 1) Bahçeli, DSP-ANAP-MHP ortaklığını aldığı bir telefonla (!) bozması ve

Yaşar Okuyan’ın ifşa ettiği Türkeş’in Devlet Bahçeli’yi Ajan olarak suçladığı mektup

(**2) AKP’Yİ SARSAN 10 GÜN: 17-25 Aralık’ın Bilinmeyenleri (Arzu YILDIZ-Fatih YAĞMUR)

(***3) Google’da: Erdoğan-Bahçeli Hakaretleri –Soylu’nun Erdoğan’a Hakaretleri, Destici’nin Hakaretleri, Numan Kurtulmuş Hakaretleri) diye yazdığınızda kendi seslerinden dinlersiniz.

(çocuklarınıza sakın göstermeyin!)

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları