HAZİN HÜRRİYET

31.07.2021 12:41

Her iki kelime de Arapçadan Türkçe ’ye alınmıştır. Hazin, hüzün verici ve dokunaklı anlamına geliyor. Hürriyet, özgürlük demektir.

Hürriyetin elbette bir sınırı vardır. Bireyin özgürlük sınırı, ötekinin özgür olduğu sınırın başladığı yerde biter. Bir güvercin gücü ve yaşı el verdiği kadar uçar. Bir çiçeğin tohumları rüzgârın götürdüğü yere kadar savrulur.

Birey ikamet edeceği mekânı seçme hakkına sahiptir. Tahsilini yaptığı meslekte çalışabilir. Şair şiirini, yazar yazısını ve gazeteci haberini yazmakta serbesttir. Arzu edilen ülkeye seyahat özgürlüğü, gelişen teknoloji ve endüstriyle kolay hale gelmiştir.

Demokrasi ile idare edilen ülkelerin anayasasında, insan hakları özgürlükler kanunla güvenceye alınmıştır.

Kazanılan tüm haklar elde edilmeden önce uğraşı, mücadele neticesinde ulaşılmıştır. Kıymetini bilmek, korumak için mutlaka pandemiyi beklememek gerekirdi. Fakat insanlık güzel olan şeylere öyle alışıyor ki, su gibi kullanıyor.

Bu nedenle krizlerden ders çıkarmak, tarihi hatırlamak geleceğe yol gösterir. Korona döneminde evde kalma zorunluluğu insana düşünme fırsatı verdi. Yazma sanatı gelişti, gelecek için çıkarılan dersler yazılıyor. Çok güzel, faydalı kitaplar yayınlanıyor. Sanal dünyada teknoloji iyi kullanılınca uzaklar yakınlaşıyor. Sosyal yaşam daha değişik, renkli bir şekil alıyor. Korona nedeniyle seyahat özgürlüğünde kısıtlama yaşanan şehirlerin görülmesini sağladı. Yakın çevre ile ilgili çok güzel belgesel filmler gösteriliyor.

Bir ülkede aydınlar caza evlerinde tutuluyorsa, dışarısı karanlık demektir. Hitler’i öldürme arzusu birçok insanın hayatını kurtarmayı, savaşa son verme amacıyla direnme teşebbüsleri başarısız oluyor. Başta subay Claus Graf Schenk von Stauffenberg olmak üzere, yardım eden dört subay aynı gün 20 Temmuz 1944 tarihinde idam ediliyor. Daha sonra subayların eş ve çocukları toplama kamplarına götürülüyor. Göstermelik mahkeme duruşmalar neticesinde sekiz yüz subay hayatını kaybediyor.

Bugün kahraman olarak anılan, okul ve sokaklara adları verilen, direnen cesur insanlar, Almanya tarihinin ak yüzü olarak gösteriliyor, anma töreni düzenleniyor.

Ülke tarihinin kara lekesinde geçen olaylar, gün ışığına çıkıyor. Geçmişle hesaplaşma her gün biraz daha değer kazanıyor.

Direnen insanlar toplumun her kesiminden oluşuyordu. Savaştan sonra çocuk ve torunları, uzun bir süre vatan haini çocukları olarak dışlandı. Zamanla tarih gücünü gösterir, doğrusu ortaya çıkar.

Berlin’de, savaş esnasında ailelerinden koparılan, zorla işgal edilen ülkelerden getirilen çocuk yaşta gençler mezarlıklarda çalıştırılıyor. Alman gençleri askere alındığı için, kiliseler bu yola başvuruyor. İyi düzenlenen arşivler sayesinde ortaya çıkarılıyor. Günde on iki saat aç susuz, çok kötü şartlarda çalışıyorlar. Mezar kazıyor, savaşın yıktığı harabeleri topluyorlardı. Çoğu Ukrayna’dan getirilen bu gençlerin adresleri aranıp, bazılarının yakınlarına para ödeniyor, insan hayatı para ile ödenemez. Kiliseler Hitler’in işlettiği katliamları duymadık, görmedik, işitmedik diyemezler.

Devletin vatandaşın hayatını koruma görevi, Korona döneminde ciddi önlemler alınmasına sebep oluyor. Tarihte hayır demeyen atalarından farklı olduğunu göstermek isteyen gençler, aşırıya kaçıyor ve şimdi de her şeye hayır, diyor. Mantıklarını kullanmadan direnç gösteriyor. Böylece virüse karşı alınan önlemlerin uygulanması zorlaşıyor. Sokak gösterilerinde güvenlik güçleri çok zor şartlarda çalışıyor.

Tarihte hatalarından ders çıkaran kiliseler birlikte, halkı demokrasiye sahip çıkmaya çağrı yapıyor. Aşırı sağ veya sol partilere oy verilmemesi gerekiyor. Tarih, küçük bir partinin büyüyünce ve idareyi karar gücünü ele geçirince, gelebilecek felaketi gösterdi. Almanya’da başlayan tehlike kıtanın sınırlarını aştı, milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu. Doğaya, çevreye ve denizlere verilen kirlilik Hâlâ temizlenemedi.

Bir Hazin Hürriyet şiirini Nazım Hikmet şöyle bitiriyor:

İnsan gibi yaşamalıyız dersin,

büyük hürriyetinle basarlar kelepçeyi,

yakalanmak, hapse girmek, hatta asılmak hürriyetiyle hürsün!

Ne demir ne tahta ne tül perde var hayatında, hürriyeti seçmene lüzum yok, hürsün.

Bu hürriyet hazin şey yıldızların altında.

Hür kalın!

Kaynak:

Himmel und Erde, evang. Gemeindezeitung für den Wilmersdorfer Süden, Berlin Juli/August 2021

Nazım Hikmet, Türkenzentrum, Elefanten Press 9, Berlin (West) 1982, sayfa 215

 

       

 

 

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları