GENÇ İZCİLER…

23.11.2021 14:44

Davete icabet etmek lazım.

Geçtiğimiz günlerde uzun bir süredir özlediğimiz çapta bir izcilik organizasyonuna gittik.

Pırıl, pırıl gençlerin bir araya gelmişti.

İstanbul Beylikdüzü belediyesinin organize ettiği kamp alanında çok anlamlı ve dolu, dolu  üç gün geçirdik. Belediye Meclis Üyesi  sayın Durmuş Şahin ve sayın Handan Öztürk kampta bizi ziyarete gelme lütfunda bulundular.  Nedense kendimi bir zamanlar sevgili Ali Kaya’nın Mudanya Güzelyalı Belediye Başkanı iken  İzcilik için katkı verdiği, bina tahsis ettiği, yelken yarışlarını düzenlediğimiz günlerdeki kadar mutlu ve gelecekten umutlu hissettim.

Bu nedenle de, Beylikdüzü belediye başkanı sayın Mehmet Murat Çalık’a teşekkürü bir borç biliyorum.

Gelelim işin benim için önemli olan boyutuna…

Bildiğiniz gibi Sevgili Atatürk gençliğe hitabesi ile uzun yıllar önce ülkenin içine düşebileceği yanlışları, gericiliğin hortlaması dahil pek çok tehlikeyi görmüş Cumhuriyeti gençlere emanet etmiştir.  Onun hitabesindeki koşullar ne yazık ki bugün pek çok maddesi ile gerçekleşti.

Gençlik konusunda onun yanılmadığını, gerçekten de Cumhuriyetin korunması ve kollanması, vatanın kıymetinin bilinmesi konusunda gençlerin ne kadar heyecanlı ve inançlı olduğunu bir kez daha gördüm.

***

Uzun bir süredir; Türk siyasetinin kendini duayen kabul eden, ancak meclis sıralarında uyuklamak, inatlaşmak ve kavga etmekten başka bir işe yaramayan vekillerin biran önce tasfiye edilmesi, yerlerini  gençlere bırakmaları gerektiğini tekrarlayıp duruyorum.

Çünkü genç insanlar sadece enerji dolu değil, ayni zamanda günümüzde pek çok teknolojiyi  özellikle bilişim dünyasını çok iyi takip ediyorlar.  İnsan ilişkilerinde  ise ön yargısız ve aracısız davranışlar sergiliyorlar. Konulara kavgacı ve şiddet yanlısı olarak değil, saygılı ve bilinçli bir şekilde yaklaşıyorlar. Değerlendirmeleri ise tamamen bilimsel yaklaşımlar içeriyor.  Çevresinde olup bitenleri çok iyi değerlendiriyorlar.

Onların neşesi, heyecanları, sevinçleri, duygularının dışa vurumu öylesine doğaldı ki, “İşte Atatürk Gençliği, Atatürk’ün özlediği gençlik” diye not vermeden edemedik.

“Tecrübelidir” diyerek bel bağladığımız, sonrasında hayal kırıklığına uğradığımız orta yaş üstünü geçmişte yaptıkları işlerle değerlendirirken, sadece yaşlanmış ve geride bir eser bırakmamış olanları birbirinden ayırmak gerektiğini bize öğrettiler.

***

Hangi yaşta olursanız olun, hissettiğiniz bazı hasletler ve heyecanlar vardır.

Eğer sizin yapmayı başaramadığınız işleri onlar gerçekleştirmiş ise bundan gurur duymak ve kıskanmamak zorundasınız.  İyi bir şeye özenmek başkadır, hasetlenmek ve engellemeye çalışmak başkadır.

Gençler iyi yaptıkları işlerin takdir edilmesini, yanlışlarının ise kendilerini kırmadan söylenmesini bekliyorlar.  Bağırıp çağırmayı, yüksek sesle nasihatler verilmesini,  kavgacı bir üslup ile konuşan liderleri sevmiyorlar.  Böyle yapanların kendilerine sempatik gelmediğini açıkça söylemekten de kaçınmıyorlar.

Uzun, uzun yazılmış yazıları sevmiyorlar.  Türkçeye yerleşmiş Atasözlerini, deyişleri, dörtlüklerden oluşan sözleri daha çok akılda kalıcı buluyorlar.

***

Ülkemizde izcilik uzun bir süredir anti demokratik ve tek adam rejimine uygun yürütülüyor.  Bu nedenle gençler; ülkedeki böyle bir organizasyona bağlı olmak yerine dünyanın öbür ucundaki bir bağımsız dünya yapılanmasına üye olmuşlar. Açıkçası bende nasıl bir şey  olduğunu merak ediyordum.

Onları böyle birlik ve görev bilinci içinde görmek sadece beni etkilememiş olsa gerek,  Ayni zamanda  yerel yönetim de bu gönüllü insanların samimiyetini görerek onların  bu işten vaz geçmemeleri  ve ellerinden kaçırmamaları için her türlü desteği vermiş, yer tahsis etmiş,  ilçe adına yapılan ve her geçen gün yurdun farklı bir yöresinden üye olan izcilik dernekleri ni bir zenginlik olarak kabul etmiş.

Bizim İstanbul büyükşehir belediyesi dahil pek çok belediyeye anlatmaya çalıştığımız, ancak gerekli desteği bulamadığımız İzcilik çalışmaları ve deniz-hava branşlarının,  özellikle kız izciliğin gelişmesi için yerel yönetimlere duyduğumuz destek özlemi burada net bir biçimde anlaşılmış.

İzciliğin devlet eli ile değil, dernekler ve derneklerin oluşturduğu federasyonlar, federasyonların birleşmesi ile oluşan konfederasyonca yönetilmesi dileğimiz.. Böylece Ülke izcileri Araplaşmış, tek adam yönetimindeki  dinci bir milli izci teşkilatı görüntüsünden kurtulup,  demokratik, özerk, laik bir yapıya kavuşmuş olacak.  Pek çok Avrupa ülkesinde gördüğümüz  gibi eğlencenin eğitimle birleştirildiği, gençlerin yetişmesine, doğa içinde yaparak ve yaşayarak öğrenmelerine, iyi insan ve iyi vatandaş olmalarına yardımcı olacak.

***

İstanbul gibi bir mega kentte insanlar; izcilerin ne  yaptıklarının farkında olmasa da, onlar Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda, Dünya izciliğindeki kuralları “Gelenekten Geleceğe” taşımaya devam ediyorlar.

Gönüllülerin görevlerinde mazeretin geçersiz olduğunu söyleriz. Gönüllü olmak ayni zamanda görevli olmaktır ve profesyonel bir işten daha fazla sorumluluk gerektirir.

Çünkü profesyonel bir işte onun yokluğunu tamamlayacak profesyonel birileri vardır. Ancak Gönüllülükte maalesef bu kadar şanslı olmadığınız için oldukça zorlanırsınız.

O nedenle bugün Anadolu İzcilik Federasyonu izci derneklerinin gösterdiği  cesaret ve kararlılık tüm izci dernekleri ve federasyonlarına örnek olmalı, kendi içinde izciliği yönetecek genç insanları yetiştirmeye, onlara umut olmaya devam etmelidir.

Tabii, bu işe katkı koyan, iç işlerine politik görüşlerini katmadan yardımcı olan belediye kadroları da hiçbir zaman unutulmayacak, izcilerce hayırla yad edilecektir.

Bir kez daha hatırlatalım.

Atatürk bu ülkeyi gençlere emanet etmiştir ve bu gençlik ülkeyi çıkmaz sokaklardan kurtaracaktır…

Yeter ki izin verin, onlara güvenin…

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları