ENTEGRASYON PARADOKSU

28.05.2021 12:36

Entegrasyon sosyolojide kaynaşma, matematikte tamamlama anlamına geliyor. Latinceden Türkçe’ye alınmıştır.

Paradoks, toplumun kanılarına aykırı düşünce. Felsefede, bazı durumlarda soyut düşünmenin yol açtığı çelişki anlamında kullanılıyor, Yunancadan geliyor.

Almanya’ya konuk işçi olarak gelen ilk nesil, seksen yıllarında kalıcı, yerli olmaya başladı. Yirmi otuz yıl yok sayılan bu işçiler tartışma konusu oldu. Her entegrasyon kavramı geçtiğinde tek yol olarak kabul edildi.

Soyut bir kavram olduğu için uyum olarak algılandı. Yani Türk toplumu Alman toplumuna uymak zorundadır. Aslında istenen, zorlanan asimile olmak idi. O zamana kadar şahsın sosyal, kültürel birikimlerinden tamamen vazgeçmesi anlamına geliyordu.

Soyut, yani gerçekten ayrı olan ve başlı başına bir varlığı olmayan, ancak zihinde tasarlanan bir kavram olduğu için anlaşılmadı.

Ülkenin eski yerlileri, sonradan gelenler hakkında onlardan bir katılım olmadan konuştu, kararlar aldı. Öğrenimini Almanya’da tamamlayan ikinci nesil konuşmaya başlayınca çekişme başladı.

Hak, adaletli paylaşma elite, beyaz hükmeden erkeklerin elinde kaldı. Toplumda lâyık oldukları mevkie gelemeyen kadın, Doğu Almanyalı, koyu cilt renginde olanlar, özürlü olan insanlar seslerini çıkarmaya başladı. Toplumda hor görülen, adından dolayı kariyer yapma şansı olmayan vatandaşlar, biz de varız.

Almanya gibi gelişmiş bir endüstri ülkesinde layık olduğumuz yere ulaşmak istiyoruz, diyorlar. Varlıktan pay almaya hak kazandık. Almanya’daki tartışmalar tüm Avrupa’ya yayıldı, benzerlikler ortaya çıktı.

Amerika’da Afrika kökenlilerin topluca yaptıkları isyan etme yürüyüşleri tüm gezegene yayıldı.

Sosyolog Aladin El-Mafaalanı, Entegrasyon Paradoksu (Das İntegratıonsparadox) kitabında konuya, alışılmışın tam zıt anlamda, açıklık getiriyor.

Her kadına saçları yakışır, başörtü konusu çok tartışıldı. Fakat paradoks davranışa örnek olduğu için bahsediyorum. Başlarında örtü ile yıllardır okulları temizleyen kadınlar hiç kimseyi rahatsız etmiyordu. Fakat başörtülü bir kadın öğretmen, hâkim olunca, yasaklama gündeme geldi, tartışma başlatıldı.

Beyaz Avrupalıların çoğu koyu cilt rengi olan Afrika ve Asya kökenli insanları hor görüyor, küçümsüyor. Fakat kendileri koyu cilt sahibi olmak için güneşlenmeye Akdeniz ülkelerine gidiyorlar.

Entegrasyon gerçekleştiği için tartışma alevlendi, diyor. Hak ettiği halde, eşit paylaşımdan yararlanamayan azınlık grupları çoğaldı. Bu grupların ortak noktası pay almak isteyenler. Bunlar birleşince çoğunluk oluyor. Elite grubun korkusu ise elde olan gücü kaybetmek.

Elite sınıfı, beyaz grup masada oturuyor. Yerde oturanlar biz de hak ettik, okuduk, kendimizi yetiştirdik, diplomamız elimizde masada yer açın, diyorlar. Masada sıkışıp yer açılıyor. Bu sefer pasta tarifi ve yapılışında, bizimde payımız olmalı, deyince iş zorlaşıyor.

Pastadan payını alamayanların sabrı tükenmek üzere, uzun yıllar oyalandı. Üstelik sağcı radikal partiler türedi. Öteki yapılarak, dışlama yolunu seçiyorlar.

Başarılmış entegrasyon tartışma yolunu açıyor. Bu tartışma sonunda, hak eden kariyer yapma, meslekte yükselme şansını elde edebilirse, ülkenin geleceği parlaktır. Önce Avrupa Birliği ülkelerine, sonra da tüm gezegende Almanya örnek olacaktır.

Medyada sosyal, siyasal tartışmalarda Aladin El-Mafaaalani adını görünce ilgiyle takip ediyorum. Düşüncelerine medyada sık sık başvuruluyor.

Pandemi esnasında öteki yapılanların yer almadıkları, meslek dallarının ne kadar çok olduğunu gördük. Bu nedenle, iş başarma liyakat sahibi olan göçmen kökenli gençler istemeye devam etmelidir.

Umutsuzluğa kapılmak doğru değildir. Tüm karşılaştığı ayrımcılığa rağmen yeterlilik, ehliyet sahibi olanlar, başarıyı değerlendirmek zorundadırlar.

 

Ağlamayan bebeğe mama verilmez.

 

Yazar 1978 yılında Ruhr bölgesinde dünyaya geldi. Osnabrück üniversitesinde Sosyoloji, Eğitim ve Bilim, Göçmen araştırma bölümleri okudu. Öğretmen olarak çalıştı, Münster Yüksek Okulda Profesör unvanını hak etti, Siyasal Bilimci görevini yürüttü.

Şu anda Nordrhein Westfälische eyaletinde, Aile ve Entegrasyon Bölümü müdürlüğünü yapıyor. Bakanlıkta görevli.

Toplum çeşitliliğe açık, liberal oldukça, radikal düşüncede olanlar da daha fazla sertleşiyor. Bu nedenle tartışmalar, sorunlar da su yüzüne çıkıyor.

Sanki dünyanın sonu gelmiş gibi görünüyor. Olumlu, geleceğe umut veren bir adaya gitmek isteyen iyimser okuyucular, bu kitabı okumalı.

Pandemi sonrası sivil kuruluşlarda okunup, tartışılarak bu kitap geleceğe yol gösterecek.

Türkiye’de de göçmen konusunun konuşulacağı zamanın geleceğine ve Avrupa’da ulaşılan deneyimlere açık olunacağına dair umudum var. Şimdilik insanlar geçmişle uğraşmaktan, önemli nesnel güncel konuları tartışmaya vakit bulamıyor.

Okuyarak kalın!

 

Kaynak olarak kullandığım ve okunmasını tavsiye ettiğim bu kitap:

Aladin El-Mafaalani, Das Integrationsparadox (warum gelungene Integration zu mehr Konflikten führt),

Verlag Kiepenheuer & Witsch, Köln 2020

ISBN 978-3-462-05427-9

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları