EMPERYALİZMİN HEDEFİNDEKİ TÜRKİYE (1)

17.04.2021 22:44

‘’ABD, bir ülkede demokratik yönetim olmuş, yobaz yönetim olmuş, faşist yönetim olmuş, ona hiç bakmaz, o ülkenin kendisine ne ölçüde bağlı olduğuna ne dereceye kadar uydu konumuna gelebileceğine bakar.’’  (Dışişleri eski Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil)

Avrupa, 1688’de İngiliz Devrimleriyle yeni düşünceler yanında, kapitalizmin doğuşunu da başlatmıştı.

1789 yılında Fransız Devrimiyle gerçekleşen Aydınlanma çağı ile özgürlük döneminin önü açıldı.

  1. ve 18. Yüzyılda Avrupa’da özellikle de Almanya’da, insan düşüncesinin özgürlüğünü savunmasıyla Orta Çağ’ın din merkezli anlayışı çökmüştü.

Avrupa’da kapitalizmin liderlik ve pazar daralması 1. Dünya Savaşını getirdi.

İttifak Devletlerinin lideri Almanya tarafında yer alan Osmanlı Devleti, İtilaf Devletlerinin galibiyetiyle, ülkesi işgal edilmiş, Padişah Sarayında galip devletlerin tutsağı olmuştu.

İtilaf Devletleri, Türkleri sadece Avrupa’dan değil, Anadolu’dan da söküp atmak istiyorlardı.

Umutların tükendiği bir zamanda Mustafa Kemal ve arkadaşları hem emperyalizme hem de Saray destekli hainlere karşı, kurtuluş hareketini başlattılar.

Halkının olağanüstü desteğiyle dünyada bir ilki gerçekleştirerek, emperyalizmi yendi ve ülkeyi işgalden kurtararak, silahlı devrimini gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurdular.

Türkiye Devleti, Batının terk ettiği aydınlanmayı ve bilimi rehber alarak halk yönetimi olan Laik Cumhuriyetle siyasal devrimini, gerici kültür emperyalizmine karşı kültür devrimini gerçekleştirdiler.

Mustafa Kemal Atatürk, Halife ve Padişahlık önerilerini hiç düşünmeden reddederek, demokrasiyi seçerek, halkın temsilcilerinin oylarıyla Cumhurbaşkanı seçildi.

Cumhuriyeti Laiklikle taçlandırarak, Muasır Medeniyetler Seviyesine (Çağdaş-Uygarlık Düzeyi) ulaşma hedefine ulaşma çalışmalarını başlattı.

Kadın erkek eşitliği yanında, kadınlara birçok Avrupa ülkesinden önce seçme-seçilme hakkı verildi.

İslam ülkelerinde ilk kez Türkiye’nin, Laik ve demokratik bir Cumhuriyetin kurulacağını kanıtlayan Mustafa Kemal Atatürk’ün mazlum ülkelere ilham kaynağı olmuştur.

Cezayir, Tunus, Hindistan, Küba, Çin ve daha nice mazlum ülkeler Kemalist Devrimi örnek alarak ülkelerinde sömürüye, emperyalizme karşı durmayı başardılar.

Emperyalizm, bu uyanışın önünü kesmek için Laik Cumhuriyeti ve Atatürk’ü hedef almış Siyasal İslamcıları, tarikatçı yobazları, ırkçı ayrılıkçıları destekleyerek yer yer isyanlar çıkarttırarak Laik Cumhuriyet’i ve Atatürk’ü unutturmak istediler.

Mustafa Kemal Atatürk, sadece kahraman bir asker değil, bütün medeniyetleri incelemiş üç binin üzerinde kitaplar okumuş, aydınlanmanın, laik anlayışın, bağımsızlığın anlamını en iyi bilen bir liderdi.

O, savaşlarda yendiği liderlerce Yüzyılın Dâhisi kabul edilmiş bir Liderdi.

O, bir asker olduğu halde: ‘’Ulus ve vatan tehlikede olmazsa savaş bir cinayettir!’’ Diyerek savaşlara karşı çıkmış, savaştığı ülkelerle dostluk paktı kurarak, bölgeyi bir barış bölgesi olmasını sağlamıştır.

Savaşta yenik düşen Venizelos 1934 yılında Atatürk’ü Nobel Barış Ödülüne aday göstermiştir.

Misakı-Milli sınırları içindeki Hatay şehrini savaş yapmadan ülkemize kazandırmıştı.

Atatürk cenazesine, Savaştığı ülkelerin temsilcileri ve devlet başkanları bile katılmışlardı. (*1)

Kapitalizmin iç hesaplaşmaları nedeniyle çıkarılan 2. Dünya Savaşı ile milyonlarca halk çocuğunun canı ve yüzbinlerce insanın evini, yurdunu kaybetmesiyle ağır bir bedel ödendi.

Türkiye, Atatürk’ün ‘’Yurtta Barış-Dünyada Barış’’ ilkesine bağlı kalarak, Türkiye’yi bu anlamsız savaşa sokmayarak tarafsız kalmıştı.

Hem Hitler hem de ABD bunu unutmamışlardı ama Hitler kaybedince ABD Kapitalizmin lideri olmuştu.

Savaş sürerken CHP, Atatürk’ün yapmayı çok istediği Toprak Reformunu ve Köy Enstitüleri projelerini parti programına alması toprak ağalarını endişelendirmişti.

Türkiye topraklarının ancak yüzde yirmisini kullanılabilmekteydi.

Nüfusun yüzde sekseni köylerde yaşarken, köylülerin yüzde sekseni topraksızdı.

Menderes, Emin Sazak, Kinyas Kartal, Doğu ve Güneydoğu’da her biri 30-40 köye sahip ağalar hem toprak reformuna hem de Köy Enstitülerine karşı birleştiler.

ABD ve Batı Kapitalizmi aradığı işbirlikçileri bulmuştu.

CHP ve İnönü kağıt üzerinde düşman olarak gösterilse de

Asıl hedef Türkiye ve Mustafa Kemal Atatürk’tü!

(Devamı haftaya)

Yıldız AKALIN 

( * 1)      21 Kasım 1938 Atatürk’ün Ankara’daki Cenaze töreninde bulunan yabancı devlet temsilcileri:
Yunan Heyeti, Afgan Heyeti, Romanya Heyeti, İngiliz Heyeti, Arnavutluk Heyeti, Yugoslav Heyeti, Alman Heyeti, Fransız Heyeti, Bulgar Heyeti, İran Heyeti, Sovyet Heyeti, Milletler Cemiyeti Heyeti, İtalyan Heyeti, Mısır Heyeti, Irak Heyeti, Macar Heyeti, Japonya Büyük Elçisi, Polonya Büyük Elçisi, Hollanda Elçisi, İsveç Elçisi, Finlandiya Elçisi, Suriye Elçisi, İspanya Maslahatgüzarı, Danimarka Maslahatgüzarı, Letonya İstanbul Başkonsolosu
 

(**2) Atatürk, 20 Nisan 1931'de Cumhuriyet Halk Fırkasının müstakar umumî siyasetini şu kısa cümle açıkça ifadeye kâfidir zannederim: ‘’Yurtta sulh, cihanda sulh için, çalışıyoruz." Demişti.

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları