DÜNYA İZCİLERİNİN DÜŞÜNCE GÜNÜ…

26.02.2021 23:47

Umarım bu İzcilik “muhabbetinden” sıkılmamışsınızdır.

Ama ne yapayım? Bizim çocukluk ve gençliğimizin, daha sonra yetişkinliğimizin en güzel anıları İzcilik uğraşı ile geçti. Yazacak ve anlatacak çok şey var. Her ne kadar biz yazınca birileri rahatsız olsa da, gerçeği korumak adına yazmaya devam edeceğiz.

1900 lü yılların başında Dünya’da yaygınlık kazanan, eğitime yardımcı olacağı düşüncesinden hareketle yola çıkılan, bazı ülkelerin askerliğe hazırlayıcı talim ve terbiye olarak kabul ettiği İzcilik, bizde önceleri manastır öğretmen okulunda, daha sonra Edirne öğretmen okulunda ve Galatasaray, İstanbul erkek lisesi gibi yerlerde ve Bursa öğretmen okulunda önceleri keşşaftık, daha sonra İzcilik adını alarak yaygınlaşmıştır.

Araya giren savaşlar, barışlar, normalleşmeler derken ikinci dünya savaşı patlıyor. Bu dönemlerde de İzciliğin izlerini sürerek günümüze erişiyoruz.

Dünya’da her şeyde olduğu gibi bizde de büyük bir değişim yaşanıyor. Düne kadar Milli Eğitim bünyesinde okullarda, sadece öğretmenlerin görev alabildiği yapı; 1955 lerde okul dışı bir kuruluşun Türkiye İzciler Birliğinin kurulması ve İzciliğin Siyasete ve askerliğe hazırlayıcı talim ve terbiye ile ilgisi olmadığını açıklaması ile okul dışına açılıyor. 80 ihtilali ile kapanan okul dışı izcilik, Gençlik ve spor bakanlığı ve Milli eğitim bakanlığı arasında pinpon topu gibi gidip geldikten sonra “Ne dev, ne de Cüce” öyküsünde olduğu gibi garip bir kaderle baş başa kalıyor. Bugün Türkiye’de okullarda İzcilik kapatılıp, daha çok dini argümanlar kullanan resmi bir federasyona bağlandıktan, okullar yerine Camilerde İzci oymakları kurulmaya başlandıktan sonra, baş kaldırı içindeki eski izci liderleri kendi dernek ve federasyonlarını kurmaya, izciliği kendi derneklerinde uygulamaya başlıyorlar. Ancak, daha önceki dönemlerde devlet eli ile değerli arazilere yapılmış pek çok izcilik tesisi çürümeye bırakılmış durumda.

İzciliğin bağlı bulunduğu Dünya teşkilatı her ülkede bir teşkilatı tanıdığı ve diğer bağımsız yapıların bu teşkilatla işbirliği yapması gerektiğini belirtmesine rağmen buna izin vermeyen resmi anlayış hükümranlığını keyfi uygulamalar ile sürdürüyor. Dünya teşkilatının gerekçesi belli. Her ülkeden aldıkları izci başına yıllık aidatlarını garantiye almak. Eh, o kadar izciyi bir yerlerde göremeseniz de bizde izci rakamları elli-yüz binlerle ifade ediliyor. İyi para doğrusu…

Üniformalı bir gençlik hareketi olan ve dünyadaki üye sayısı 40 milyonu bulan İzciliğin amacı 1926 yılında yapılan Kopenhag konferansında şöyle özetleniyor. “İzcilik, iyi vatandaşlar yetiştirmeyi amaçladığı için Milli, iyi insan yetiştirmeyi amaçladığı için Milletlerarası bir harekettir…”

1980 li yıllarda Uludağ İzcilik Eğitim Merkezi kayıtlarında yer alan ve dört profesörün altına imza koydukları, daha sonra da Türkiye İzcileri Genel kuruluna sundukları bildiriye göre de, İzcilik sadece üniformalı bir gençlik teşkilatı değil, ayni zamanda çevrenin korunması, geri kalmış bölgelerin kalkınmasında rehberlik yapabilecekleri; zor şartlarda konaklamayı öğrenmiş gençlerin Turizm değerlerini keşfedebilecekleri; ulusal felaketlerde yararlanılabilecek bir insan kaynağı olarak gösteriliyor.

Bu minvaldeki önerilerin ilk denemeleri Uludağ Milli Parkında sivil bir yapılanma ile gerçekleşiyor. Sonuçlar olumlu ama sınıflarda izcilik yapmaya alışmış; ek ders ücreti almak için izci lideri olmuş kesimler bu işe hiç hoş bakmıyorlar. Milli teşkilatta bu tür bir düşünceye sahip olanların egemenliğinde olduğu için konu kulak arkası ediliyor.

Oysa izciliğin kara, hava ve deniz çalışmaları var ki, çocuk ve gençlerin her türlü uyuşturucu ve kötü alışkanlıklardan uzak tutulması, ihtiyaçları olan yaşlarına uygun izcilik kamp ve kursları ile yeni beceriler elde etmesi mümkün. Hele, hele İzci andı ve Türesini benimsemiş, daima hazır parolasını kabullenmiş, izci selamının anlamını çözmüş izcilerin; çetelerin, organ mafyasının, anarşi odaklarının, seks tüccarlarının, ayrılıkçı gurupların eline düşmeleri mümkün değil.

Kısacası gençlerin macera duygularını tatmin etmenin bir yolu da izcilerin kamp maceraları… İzcilik klasik bir eğitim yapısına sahip. Çadır, açık hava, dağ-dere-tepe, ateş, orman en önemli argümanları. Bunları bilgisayarlı eğitime taşıyamıyorsunuz. Çocuk ve gençler her türlü deneyimi yaparak ve doğa içinde yaşayarak öğreniyorlar.

Bazı ülkelerde kiliselerin gençlik kollarının izciliğe büyük destekler vermeleri hemen bizde de taklit vesilesi oldu. Oysa izcilik düşünce olarak bütün dinlere saygılı ve eşit mesafede durmak zorunda… Kiliseleri yönetenler hükümetten maaş almadıkları, cemaatlerce desteklendikleri için, bulundukları yere göre sosyal konularda daha fazla sorumluluk alıyorlar. Sadece izciliği değil, çevre örgütlerini, müzik guruplarını, fakir ve yoksul kesimi, kimsesiz çocukları da destekliyorlar. Yeter ki sonunda “İyilik” hedefi olsun. Daha demokratik olmaları ve yarara yönelik işler yapmaları incelenmesi gereken bir konu.  Bizde ki camilerle birbirine karıştırmamak lazım. Camilerin görevlerini ve görevlilerini devlet belirliyor. Bugüne kadar ben bir camide sünnet töreni yapıldığını, ölen bir mümin veya şehit için yardım kampanyası düzenlendiğini, iftar sofrası kurulduğunu görmedim.  Daha çok cami yaptırmak, kuran kursu açmak için makbuzsuz para toplama eylemlerine şahit oldum. İmam hatipler dururken camilerde paralı kuran kursları açılmasının nedenini de çözemedim.  Hiçbir caminin okul, aş evi yaptırmak,  giyecek yardımında bulunmak için kampanyalar yaptığını da duymadım. Cenazeleri kaldırmak bile belediyelerin işi. Şimdi durup dururken camilerin gençlik merkezi açması, spor kulüpleri kurması, okçuluk, kick-boks, izcilik kursları gibi dallar açması aklıma kötü düşünceler getiriyor.

Aklı başındaki pek çok izci lideri bu duruma karşı çıkıyor ama her izcinin “İzci devletine milletine sadıktır.” Kuralı gereğince bir şey yapamıyor.

Ülkemizde uzun yıllar 15-22 Şubat İzci yararlıdır haftası olarak çeşitli etkinlikler ile kutlanırdı. 22 Şubat tarihi ise Kız izcilerce “Düşünce Günü” olarak ilan edilmiş, kurucu ’ya atfen, o gün herkesin insanlığın iyiliğine yönelik düşünceler üretmesi, insanlığın geleceğine hizmet edecek projeler yapılması, bunların herkesle paylaşılması istenmiştir.

Biz eğer pandemi olmasaydı yine okullarda izci temsilleri, çay ve kek partileri düzenlemeye devam edilecek, İl’in ileri gelenlerine –bizim için ne yaptıklarını bilmeden- ödüller vermeye devam edecektik.

Şimdi evlere kapanıp, derin-derin düşünüyor; İnsanlığın neden bu kara günleri yaşadığını çözmeye, bir sabun parçası ile ölen virüsün insanı öldüren gücünü anlayıp korunmaya çalışıyoruz.

Tüm izcilerin ve izciliğe hizmet edenlerin iyilik haftası ve Düşünce günleri kutlu olsun.

Taner TÜMERDİRİM

[email protected]

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları