LVM Fikret Odağ

DÜNYA ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ YA DA TEL DOLAPTA YALANCI DOLMA

10.01.2021 15:18

Bugün 10 Ocak. Dünya Çalışan Gazeteciler Günü olarak belirlenmiş. Konuya ve güne bir de bizim pencereden, Türkiye’nin penceresinden bakalım istedim. Bu işin…

Bugün 10 Ocak.

Dünya Çalışan Gazeteciler Günü olarak belirlenmiş.

Konuya ve güne bir de bizim pencereden, Türkiye’nin penceresinden bakalım istedim.

Bu işin başındaki kişinin adı bile mesleğin ne durumda olduğunun, olabileceğinin yüzüne tutulan aynadır işin gerçeği.

Adını yazardım ama; siz onu “Perguleci” önadıyla da tanıyorsunuz.

„Türkiye’de basın özgürlüğü genişletilmiş ve güvence altına alınmıştır. Bu gerçeğe rağmen, ne yazık ki bu kavramlar içeride ve dışarıda Türkiye karşıtı çevrelerce çarpıtılmış değerlendirmelerle istismar edilmekte, aleyhe algı oluşturmak için mesnetsiz yorumlarla kullanılmaya çalışılmaktadır.” demiş.

İyi de; yüze tutulan aynada başka bir resim var. Üstelik aynalar yalan da söylemezler.

Bakın; 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü’nde Türkiye’de gerçek nedir? Ayna ne gösteriyor?

Şu gerçeğin altını çizelim her şeyden önce.

Perguleci‘nin, nam-ı diğer Fahrettin Altun‘un bu sözlerini yansıtmıyor ayna.

Salt 2020 yılında çalışan gazeteciler 479 kez yargıç karşısına çıktılar.

78 gazeteci gözaltına alınmış.

25 gazeteci tutuklanmış.

Gazetecilere, 2020 yılında, 140 yıl hapis cezası verildi.

2021 yılına sarkan yargılamalarda gazetecilere yüzlerce, yanlış okumadınız, yüzlerce yıl hapis cezası isteniyor.

Tutukluluk sırasında şiddetle karşılaşmayan, öldürülmekle tehdit edilmeyen gazeteci yok neredeyse!

Perguleci ve avanesinin işlerine gelmeyen yayınlar yapan televizyon kanallarına karartma cezaları verildi.

Bir televizyon kanalı yayın yapamadan kapatıldı.

Bir Basın İlan Kurumu (BİK) var Türkiye’de. İktidarın elinde ve basının kafasının üstünde Demokles’in kılıcı gibi işlev gören.

İşlerini olması gerektiği gibi yapan gazetelere, toplamda, 333 gün ilân kesme cezası verecek kadar riyazesinden çıkmış, kantarın topuzunu kaçırmış.

Bir RTÜK (Radyo Televizyon Üst Kurulu) var Türkiye’de. Bağımsız ve doğruyu, gerçeği, salt gerçeği dile getirmeyi ilke edinen görsel yayın kuruluşlarına, astronomik para cezaları vermekte dünya rekorunu elinde tutan bir kurul, bir kurum!

Salgın döneminde, meclis kararıyla cezaevlerinden salınanlar arasına gazetecileri almayan bir yönetim var Türkiye’de.

O denli özgürler ki basın, yayın kurumları Türkiye’de; yandaş gazete ve gazeteciler, 1775 radyo ve televizyon kanalı, 25 saat boyunca bir istifaya, (istifanın ne olduğunu, kimin istifa ettiğini biliyorsunuz), yer ver(e)mediler haberlerinde.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye’nin 180 ülke arasında basın özgürlüğü sıralamasında 154’üncü sırada olduğunu söylüyor.

Mesleği gazetecilik olan arkadaşlarımızın %30 u işsiz, 70 gazeteci hapiste…

Ayna bunu gösteriyor uzun sözün kısası.

Şimdi siz gelin de, Perguleci’nin yavelerine inanın!

Hiç kuşkum yok, siz de benim gibi düşünüyorsunuz.

Bunlara, bu tür yavelere; rahmet ve saygıyla andığım, Cüneyt Arcayürek “Tel dolapta yalancı dolma. Yersen!” derdi.

Yersek yani!

Ben yemedim ve diyorum ki; “Yav he! He!”

Ya siz?

#

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Haberler