DEVLETİ YÖNETENLERİN RUH SAĞLIĞI

26.07.2021 00:45

Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanının, bir süredir söz ve davranışları, devleti yönetenlerin sağlık sorunlarının kişisel bir sorun olmaktan çok devlet sorunu olduğu tartışmasını gündeme getirdi.

Demokrasiyle yönetilen devletlerde devleti yönetenlerin hele devletin en tepesindeki kişilerin sağlıkları konusunda şeffaf olmaları, yani Devleti yönetenlerin sağlık sorunları halktan saklanamaz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kurban Bayramı kutlaması konuşması yaptığı sırada uyuklamaya başlaması ve az da olsa horlaması kendisine bağlı Anadolu Ajansı ve başta TRT ve diğer TV kanallarında canlı yayınlanmıştı.

Bu görüntülerin eleştiren gazetecileri İletişim Başkanlığı tehdit eder bir dille yanıt vermeleriyle bu kuşkulu durumu ört-bas etmeyi seçtiler.

Bu canlı yayın, AKP içindeki iç çatışmanın boyutunu da ortaya koymaktadır.

Atanmışlar kendi hatalarını veya iç çekişmelerini geçiştirme tavırları da ayrı bir sorun olmakta.

Bu uyuklama olayı da ilk kez ortaya çıkmamıştı. Ukrayna’da Erdoğan ve Ukrayna Devlet Başkanı basın açıklaması yaparken Erdoğan, ayakta uyuklamaya başlayınca durumu gören Ukrayna Devlet Başkanı masaya vurarak Erdoğan’ı uyandırmıştı.

Başbakanlığı döneminde ağır bir ameliyat geçirdiği ve kolon kanseri olduğu yalanlanmadı.

Hatta, bazı bakanları tokatladığı söylentileri çıkmış, yalanlanmamıştı.

2006 yılında Erdoğan makam arabasında bayılmış, aracın camı balyozla kırılarak kurtarılmıştı.

Bu olayda Erdoğan’ı muayene eden Sümer Güllap olaydan altı ay sonra gripten ölmüştü!

Erdoğan Hatay'da yaptığı konuşmada: ‘’Bakın şu anda sevgili kardeşlerim, dünyanın değişik yerlerinde Avrupa'nın en gelişmiş ülkeleri aşı var ya, bu aşıyı ücretli yaptırıyor biliyor musunuz? Ücret alıyor, ücret. İngiltere'de 100 sterlin gibi rakamla ücret alınıyor. Bizde böyle bir şey yok" demişti.

Bu açıklama basın ve devlet kuruluşları tarafından yalanlanmıştı.

Bu durum en azından dış temsilciliklere sorulsaydı, Türkiye yalancı konumuna düşmezdi.

Erdoğan’ın bu sağlıksız açıklamaları bununla da sınırlı kalmıyor:

-Adıyaman’da 1998 yılında açılan hava alanını ‘’biz yaptık’’ demişti.

-‘’Isparta’ya üniversiteyi biz getirdik’’ (Isparta Demirel Üniversitesi 1992 yılında kuruldu)

-‘’İzmir’de Menderes Hava Limanını biz yaptık! ( Hava alanı 1987 yılında açılmıştı.

-‘Muş’ta hava alanını biz yaptık!’’ 1992 yılında açılmıştı ve 2000 yılında Bahçeli tarafından Yeni terminal binasını törenle açmıştı.

-‘’1980 öncesi çok yoğun çalıştığım için büyük kızım bana bir not yazarak ‘’babacığım bir geceni de bize ayır diye odasının kapısına bir not asmıştı’’ demişti. (kızı Esma 1983 yılında doğmuştu!)

Erdoğan’ın bir-kaç gafını da yazalım…

‘’Ben ülkemi pazarlamakla mükellefim’’

‘’Evlatlarıma helal lokma yedirmedim’’

‘‘Bahçeli SSK’nın müdürlüğünü yaptı’’. 

Bu davranışlar, basit bir kişisel ya da politikacı yalanı olarak geçiştirilecek basit bir politik kurnazlık değildir

Bilişim çağında Üniversitelerin, hava alanlarının kuruluş ve açılış tarihlerinin kolayca öğrenebileceği bilinirken bir başbakanın, bir cumhurbaşkanının ülkeyi cahil yerine koyması normal sayılamaz.

Hastalık canlıların, özellikle de insanların başlarına- istenmese de-gelebilecek bir arazdır(belirti)

İnsanlar, makamı ne olursa olsun, tedavisi zor olan, hatta hayati tehlikesi olan hastalıklara da yakalanabilir.

Ama, devleti yöneten kişilerin sağlık sorunları sıradan bir insanların sorunlarından çok farklıdır.

Sıradan insanların hastalıkları, hayati tehlikeli hastalıkları ya da ruhsal hastalıkları o hastanın yakınlarını ailesini ve sevenleri üzer, etkiler.

Ama devleti yönetenlerin tehlikeli hastalıkları, hele ruhsal hastalıkları bir ülkenin tamamını etkiler.

Erdoğan’ın hastalığı konusunda Hakkı Akalın ve bazı hekimler; Erdoğan’ın epilepsi hastası olduğunu açıklamasına hiç itiraz ve yalanlama gelmemişti.

Devlette görev almak isteyen vatandaşlar, mutlaka sağlık kurullarından Sağlık Raporu almak zorundayken

Devleti yöneten bakanların, başbakanların, cumhurbaşkanlarının sağlık durumları da açıklanmalıdır.

2021 Haziran’ında Beyaz Sarayda Erdoğan-Biden görüşmesinde Türkiye tarafında resmi bir görevli yoktu.

Cumhuriyet ve laiklik karşıtı bir ailenin ve Erdoğan’ın yakını olduğu bilinen bir ailenin resmi görevi olmayan Merve Kavakçı`nın kızı çevirmen olarak vardı.

Çünkü, Erdoğan Biden’e verdiği ödünlerin resmi kayıt altına alınmasını istemiyordu.

ABD’nin ‘’Erdoğan ve ailesinin mal varlığını açıklama’’ tehditi nedeniyle Afganistan’da Türk askerinin canını rehin vermek kendi ve Bahçeli’nin kişisel bekası içindir.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir başbakan, hiçbir cumhurbaşkanına bir başka devlet başkanınca: 

‘’Aptal olma!’’ 

Diye aşağılanmadı. 

O nedenle Erdoğan Türkiye’nin bekası için de sakıncalıdır. 

YILDIZ AKALIN

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları