DEVLET VE YURTTAŞ

12.06.2022 15:09

İnsanlık tarihinde toplumsal yaşamda, devlet yönetimlerinde, bilimde ve kültürel gelişimde insanlık çok uzun aşamalar göstermiştir.

Devletler dünyanın birçok yerinde kendilerine özgü yönetimlerle yönetilmişlerdir.

Bundan iki bin yıl öncesinde bile o dönemin düşünürleri, devlet ve toplum üzerinde konuşmalar yapmışlar, tartışmalar geliştirmişlerdir.

Yönetimlerin ne olduğu ve ortak yönleri, egemenlik, halk… üzerinde çok durulmuş ve bilimsel saptamalarda bulunulmuştur.

Aslında "devlet şekilleri ve hükümet sistemleri hakkında bilgilenmek" her yurttaş için birincil hak ve görevdir.

Bunun için de öncesinde “devlet” ve “hükümet” kavramlarının tanımlanmasında yarar vardır.

Devleti, "toprak" bütünlüğüne bağlı olarak "siyasal" açıdan örgütlenmiş  topluluğunun oluşturulduğu tüzel varlıktır, diye açıklıyorlar.

Modern anlamda devlet kavramını ele alındığında devleti, görevlerinin aksine fiziksel gücüyle tanımlıyorlar.

Devlet, sınırları belirlenmiş bir alanda kendi adına meşru fiziksel güce ve otoriteye sahip olma ve kullanma tekeline sahip toplumsal bir unsurdur, denilmekte…

Üzerinde uzlaşılan açık ve tek bir devlet tanımının olmamasının yanı sıra birçok teorisyen ve siyaset bilimci kendilerine göre tanımlamalar getirebilmektedir.

Kısaca yapılan "sıralamalar" ve "açıklamalar" vardır:

"Egemenliğin kaynağına" göre devletler şöyle ayrıştırılmıştır:

1- Monarşik Devlet: Egemenliğin tek bir kişiye ait olduğu devlet modelidir.

Monarşik devletlerde hükümdar aynı zamanda devlet başkanıdır ve bu yetkiyi "yaşamı boyunca" elinde bulundurur.

2- Teokratik Devlet: Egemenliğin kaynağının "dine" dayandığı devlet modelidir.

Teokratik devletlerde din adamlarının sözü geçer.

Dini otorite devlet idaresini elinde tutar.

3- Oligarşik Devlet: Egemenliğin belli bir "sınıf" veya "gruba" ait olduğu devlet biçimidir.

Oligarşi devletlerde genellikle yönetimdeki grup, askeri, siyasi veya parasal olarak ülkenin önde gelen gruplarından birisidir.

4- Cumhuriyet: Devlet biçimi olarak cumhuriyet egemenliğin "toplumun tümüne" ait olduğu devlettir.

Geniş anlamda cumhuriyet bir hükümet biçimi olarak demokrasiyi içerir.

Dar anlamda cumhuriyet, devletin temel organlarının seçim ilkesine göre kurulduğu hükümet sistemidir.

Bunların her birinin temel özellikleri ve uygulamaları birbirinden çok farklılıklar gösterir.

Devlet kavramı, çoğunlukla devleti oluşturan unsurlardan yola çıkarak tanımlanmaktadır.

Bu unsurlar millet, ülke ve egemenliktir.

  1. Millet:Belirli bir alanda "birlikte yaşayan" ve çeşitli bağlarla ortak yaşama iradesi gösteren insan topluluğudur.
  2. Ülke:Bir devletin egemenliği altında bulunan toprak parçasıdır. Ülke, o devletin yetki alanının sınırlarını çizer.
  3. Egemenlik:Egemenlik, sınırsız devredilemez, bölünemez, mutlak bir güçtür. Belirli bir yeryüzü parçası üzerinde yaşayan insan topluluğunun kendi üstün iradesi çerçevesinde örgütlenmesidir.

……   Ayrıca da "Devlet Kavramı"na ilişkin ayrımlar bulunmaktadır:

  1. Üniter Devlet:Tek bir ülke üzerinde, tek bir milletin, tek bir egemenliğe bağlı olmasıdır.

Üniter devlette siyasi otorite tek bir merkezi otorite ile sağlanır.

Yasama organının yaptığı yasalar ülkenin tümünde geçerlidir.

  1. Bölgeli Devlet:Bölgeli devletler üniter devletler gibi tekçi devlet yapısına sahip olmakla birlikte millet anlayışında çok ciddi bir farklılık göstermektedir.

Üniter devlette tek bir millet anlayışı esas alınırken, bölgeli devlette ülke çeşitli bölgelere ayrılmıştır ve her bir bölge farklı millet anlayışına sahiptir. (Örnek: İspanya)

  1. Federasyon:Eyalet, kanton ve benzeri küçük devletçiklerin birleşerek oluşturdukları bir devlet modelidir.

Her bir küçük devletçik kendi yasama, yürütme ve yargı organlarına sahiptir.

İç yapılarında özerk, dış yapılarında ise merkezi federasyona bağlıdırlar.

Federasyona bağlı devletçiklerin bağımsızlıklarını ilan etme hakları yoktur.

Örnek: Almanya, ABD, Kanada, Rusya, İsviçre, Avusturya.

  1. Konfederasyon:İki ya da daha çok devletin ortak ve sınırlı çıkarları için "iç ve dış" egemenliklerini koruyarak "anlaşmayla" oluşturdukları devlet topluluğudur.

Günümüzde konfederasyona örnek yoktur.

…. Devletin yönetiminde HÜKÜMET SİSTEMLERİ nasıldır?

Hükümet sistemleri temel olarak "güçler birliği" ve "güçler ayrılığı" olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

1- GÜÇLER BİRLİĞİ SİSTEMLERİ:

Yasama ve yürütme erklerinin "tek" bir organda birleştiği hükümet sistemidir.

Bu erkler yasamada ya da yürütmede birleşebilirler.

A - Güçlerin "Yürütme" Organında Birleşmesi:

denildiğinde ise yine farklı modeller görülür:

  1. Mutlak Monarşi:Monarkın yanında devlet iktidarını paylaşan bir makamın olmadığı, tüm devlet yetkilerinin monarkta toplandığı monarşi biçimidir. Hükümdarın yetkileri "sınırsız"dır.
  2. Diktatörlük:Yasama ve yürütme erklerinin "tek" bir kişi ya da grubun elinde toplandığı hükümet modelidir.
  3. Totaliter Diktatörlük:Kişisel ve siyasal özgürlükleri devletin güvenliği için sınırlandırılan, bireye oldukça "sınırlı" bir yaşam sahası tanıyan diktatörlüklerdir.

Devlet resmi bir ideoloji çerçevesinde şekillendirir ve muhalif fikirlere imkan "tanımaz".

  1. Otoriter Diktatörlük:Devletin kişiler ve gruplar üzerinde sıkı bir denetim sağladığı ve muhalif fikirlere "sınırlı" olarak yer verdiği diktatörlüklerdir.

B - Güçlerin "Yasama" Organında Birleşmesi:

Yasama ve yürütme yetkilerinin yasama organında birleştiği hükümet sistemine, "meclis hükümeti" sistemi adı verilir.

  1. Meclis Hükümeti Sistemi: Yasama ve yürütme yetkisinin "yasama" erkinde toplandığı hükümet sistemidir.

23 Nisan 1920'de Meclis'in açılışından 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilanına kadar uygulanmıştır

-Yasama ve yürütme yetkisi Mecliste toplanmıştır.

-Yürütme ayrı bir erk sayılmaz. Yürütme görevini üstlenen kurul bu görevi Meclis adına yerine getirir.

-Bakanlar Meclis üyeleri arasında tek, tek seçilirler, ortak sorumluluk söz konusu değildir. Bir başbakan "yoktur".

-Yürütmenin Meclisi fesih yetkisi yoktur. Yasama erkini yine tek yasama erki olan "Meclis" feshedebilir.

-Bir devlet başkanlığı makamı yoktur. Devlet başkanlığı görevini, meclis tarafından seçilen Meclis Başkanı üstlenir.

-Meclisin sürekliliği ilkesi geçerlidir.

2- GÜÇLER AYRILIĞI SİSTEMLERİ:

Güçler ayrılığı ilkesi yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin ayrı, ayrı organlara verildiği bir ilkedir.

Bu şekilde, iktidarın sınırlanması, temel hak ve hürriyetlerin güvence altına alınması, devlet organları arasında denge ve kontrolün sağlanması amaçlanmıştır.

Güçler ayrılığı kendi içinde ikiye ayrılmaktadır.

  1. Parlamenter Sistem
  2. Başkanlık Sistemi
  3. Yarı Başkanlık Sistemi

…… Görüldüğü gibi devlet ve hükümet sistemleri oldukça geniş ve dikkatli incelenmesi gereken çok yönlü bir konudur.

…… Bizim ile ilgisi nedir, bunları bilmek zorunda mıyız, derseniz…..

Bir yurttaş olarak bu konuda en az ama "en sağlam" bilgileri edinmek zorunda olduğumuzu görmemiz gerekir.

Bunu sağlayamadığımızda ise hiç ummadığınız bir anda ve biçimde en tehlikeli ve de zararlı yönetimler ile karşılaşabiliriz.

Bir ülkede çok az bir kesimin bunları çok iyi bilmesi değildir bize asıl gerekli olan.

Ülke yurttaşlarının "büyük" bir kesimi bu temel konularda "doğru" ve "sağlıklı" bilgileri edinmiş olmalıdır ki gerçekten doğru bir "yönetim biçimine" gidilebilsin, halk akıllıca bir seçim yapabilsin.

Halkın çıkarlarından, hak ve özgürlüklerinden yana bir yönetim olduğunda yurttaşların eşitliği sağlanılabilir ve de ülkenin kaynakları hakça ve doğru kullanılabilir.

Dünya genelinde siyasal haklar ve sivil özgürlükleri değerlendiren, ölçen kuruluşlar vardır ve bunlar ülkelerin durumunu her yıl açıklar. (örneğin: freedomhouse, ABD Merkezli bağımsız bir düşünce örgütü olan Özgürlük Evinin “Gastil Endeksi” olarak önerdiği ve siyasal haklar ve siyasal özgürlüklerin değerlendirildiği gösterge) ya da bir başka inceleme (yolsuzluk algıları endeksi: transparency)

Bunların yayınları internette var, isteyen rahatça bakabilir, karşılaştırabilir.

Nüfusun büyük bir kesimi temel "yurttaşlık bilgilerinden", "hak ve özgürlük" kavramlarından yoksun ise ne yaparsanız yapın, birileri onları kendi çıkarları için yönlendirebilir ve yönetimi ellerine geçirebilir.

Bu ise ülkenin geriye kaymasını ve ekonomik, toplumsal, kültürel bir çöküşün, yoksulluğun giderek artmasının nedeni olabilir.

Bugün çağdaş devlet ve hükümet sistemlerini düşündüğümüzde ve kendimiz için de iyi bir yönetim istediğimizde "demokratik bir hukuk devleti"nin tüm kurum ve koşullarıyla uygulanabilir olması gerekir.

Bunun olmasını "istemeyenler" de vardır:

-Yurt sever olmayanlar.

-Her türlü hırsızlığa eğilimi olanlar.

-Rüşvet alıp, vermeye yatkın olanlar.

-Kişisel çıkarları için her yolu kendilerine uygun bulanlar.

-Yurdunun ortak çıkarlarını gözetmeyen hainler.

-Bilerek ya da bilmeyerek küresel çıkar odaklarının buyruklarına bağlı olanlar.

-Kişilikleri oluşmamış olup hep beğeni almak isteyenler.

-Bilinç düzeyi çok düşük olanlar.

-Çağdaş uygarlık kavramına ve düzeyine çok uzak kalanlar.

-Beyinsel-zihinsel yönetim yolu ile özgür iradeleri alınmış olanlar.

-Para, mal, mülk, şöhret, iktidar ve güç hırsına kapılmış olanlar.

-Güzel ahlakın üstün olduğu bir kişilik kazanamamış olanlar.

-Başka güçlerin santajı altında tutsak olanlar.

Günümüzün getirdiği evrensel değerler ve yönetim anlayışı içerisinde en iyi ve en üstün olan insan haklarına saygılı, denetlenebilir, hukuk önünde herkesin eşit olduğu bir çağdaş devlet yönetimi sağ duyulu ve dürüst her yurttaş için istenilmelidir.

Bunu istemeyen, buna karşı olan, bunu engelleyen kişiler, her türlü girişim ve uygulama çok dikkatle izlenmeli ve onlara şüphe ile bakılmalıdır.

Bir de gerçekten "dürüst" ve "yurt sever" bir yurttaş olarak uyanık olmalı, araştırmacı, eleştirel düşünebilen ve de boş işlere asla zaman ayırmayan sağ duyulu birer birey olmalıyız.

Çok mu zor?

Hayır!

Sadece yeniden ve günün koşullarına göre arınmaya, bilinçlenmeye gidebilmeliyiz.

Aydınlık günlere ve refah toplumuna erişmek için umudumuzu asla yitirmediğimiz gibi, üzerimize düşenleri de yapmalıyız.

Saygılarımla…

Öğretmen Gönen Çıbıkcı

 

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları