DAİMİ YABANCI

23.09.2022 12:33

Daimî kelimesi Arapçadan dilimize alınmıştır, sürekli, temelli ve sonsuz anlamına gelir. Yaban kavramı Farsçadan Türkçeye girmiştir, ilkel yaşayan, garip, alışılmamış, acayip ve tuhaf anlamında kullanılır. Yabancı, aileden yakın çevreden olmayan başka ulus ve ülkeden olan, demektir.

Didim’de yabancı kelimesi yerleşik İngilizler için de kullanılıyor. Ev almaya, orada yaşamaya karar veren insan YABANcı değildir. Türk vatandaşı olmayan veya İngilizler denebilir.

Yaban kelimesinin diğer canlılarda kullanımı ayrı bir makale konusudur.

Makalemin başlığını Michel Friedman’ın FREMD, Yabancı kitabından aldım. Kitaba, bir mezarlıkta doğdum, ifadesiyle başlaması biyografisinin bir dram olduğunu anlatıyor.

Yazar, avukat, filozof, moderatör ve üniversitede konuk profesör. Bu kadar çok yönlü olduğu için değil, açık sözlü ve öncü düşünür olduğundan dolayı tanınıyor.

Yalnız Yahudi düşmanlığına veya Museviler adına konuşmuyor. Bütün haksızlığa uğrayan, aşağılanan ve çoğunluk toplum tarafından dışlanan insanlar adına yazıyor, konuşuyor ve mücadele ediyor.

Almanya için Alternatif partisinin (AfD) meclise girmesi, demokraside bir arpa boyu alınmadığını gösteriyor. Çünkü bu parti kendinden olmayan herkese düşman. Almanya demokrasini tehdit eden ülkenin yüz karası, sistem kurallarına uymasına rağmen tehlike ve dehşet veren bir parti.

Avrupa Birliği üye ülkelerde benzer sağcı partilerin ortaya çıkması, kıtanın barışına engel oluyor. Bilhassa milyonlarca ailesinde göç geçmişi olan insanları tedirgin ediyor.

Demokrasi, barış için mücadele etmesi gereken çoğunluk, gereken protestoyu göstermiyor. Bu nedenle yazar gibi aydınlar oldukça yorgun.

Friedman 1956 yılında Paris’te dünyaya geliyor. Ailesinin çocuk yaşlarında Almanya’ya gelmesini bir türlü anlayamıyor. Zira anne, babası ve anneannesi Hitler rejiminde toplama kampında ölümden kurtarılanlar arasında. Schindler Listesi, adıyla tarihe geçmiş film ve hikâye yazılmıştır. İşveren firması için hayatta kalma karşılığında kurtarılıyor. Annesi ve babası toplama kampında tanışıyor.

Annesi on altı yaşında düzenli, bilgili ve varlıklı aile hayatından koparılıyor. Bütün diğer aile bireyleri gaz ocaklarında Yahudi soykırımında boğularak öldürülüyor.

Fransa’da ve Almanya’ya geldikten sonra, yirmi yaşına gelene kadar vatandaşlık kimliği olmadan yaşıyor.

Alman vatandaşı olunca, yıllarca susan birinci nesil adına konuşması gerektiğini düşünüyor. Okulda ve tüm yaşam boyunca, Alman olarak dünyaya gelen çocuk, öğrenci ve nihayet yetişkinlerden daha iyi olmak zorunda kalıyor.

Bu konuda altmış yıllarında Almanya’ya gelen konuk Türk işçilerin çocukları ikinci nesle benziyor. Onlar da yıllarca hakkını aramak için dil bilmeyen, her iki ülke tarafından yalnız bırakılan anne ve babalarına yardım etmek için sorumluluk üstlendiler. Önce okulda Almanca öğrendiler, ebeveynlerine tercümanlık yaptılar.

Başarılı şekilde okullarını bitirip, yetişkin olunca yıllarca susan, yok sayılan ilk nesil adına konuşuyorlar. Arka arkaya yazdıkları kitaplarla, çoğunluk toplumuna tarihlerini aydınlatıyorlar.

Michel Friedman gibi ikinci nesil sayesinde, Almanya resmen göç ülkesi olduğunu kabul etti. Şimdi tarihten aldığı bu dersle nitelikli göçmen almayı planlıyor.

Kitabı çok üzülerek okudum, çocuk ve gençlik yıllarını okuyunca, nasıl dayanmış diye düşündüm. Kitabı bitirince sevginin gücü olduğunu anladım. Önce ailesinden aldığı sevgi, sonra kendi kurduğu ailesi ona yaşama gücü veriyor.

Anne babasını kırk yaşında kaybettiği halde, kendisini boşlukta hissediyor. Kısa bir süre olsa da, uyuşturucu batağına düşmesi hayatında işlediği en büyük hata oluyor.

Öğrenci iken sınıf gezisinde, devamlı dışlanmaktan kurtulmak için, cinsel tacize karşılık verememesi içler acısı.

Kendi okulumdaki sınıf gezilerini hatırladım. Türk aileleri bir Türk öğretmen giderse gönderirlerdi, onları o zaman da anlıyordum. Ama bu kitabı okuyunca daha çok anladım.

Bu satırları okuyan genç anne babalara, dışlanan çocuklarınızı bilinçli yapın, evde bol bol sevgiyle donatın, diyorum. Hazır cevap verme öğretilmelidir.

Kitaptan aldığım şu örnek faydalı olabilir:

A bir yaş gününe davet edilmeden gider. Ev sahibi ben seni davet etmedim, neden geldin, der.

A şu şahane cevabı verir:

Bunu yalnız sen ve ben biliyoruz. Ama gelmeseydim herkes duyacaktı.

Çektiği acı ve ıstıraplar Michel Friedman’ı olgunlaştırmış. Bugün başarılı, toplumda saygı gören bir yazar, moderatör. Sessizlerin sesi, ona bu toplumun çok ihtiyacı var. Şiir olarak yazdığı bu kitapta sırt çantasında taşıdığı dram olan biyografisi yükünden kurtulmuş olmasını diliyorum.

Bu kitabın çok tartışılacağı kesin, kendisini daimî yabancı hissedenleri, çoğunluk toplumu anlayacaktır. Demokraside çoğunluk yön ve karar verdiğine göre, her şey iyi olacaktır.

Hoşça kalın!

Kaynaklar:

Michel Friedman, FREMD, Berlin-Verlag, Berlin 2022,

ISBN: 978-3-8270-1461-0

Stephan Lebert und Paul Middelhoff, Interview mit M.Frieman,

ZEIT-Magazin Nr. 35 vom 25.08.2022, S.17-25.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları