CEPHE VE ÇABA…

26.11.2021 15:19

Şaşmamak elde değil.

Bildiğiniz gibi icraatın içinden yazıları yazmayı pek sevmiyorum.

Oldum olası malumun ilanını yapmak, adımızı gamlı baykuşa çıkarmaktan başka bir işe yaramadı.

Herkes ekonomi cephesinde ayakta kalma ve kuyruğunu dik tutma çabasında… Ancak bu pek mümkün olmuyor.  Yüzlerdeki ifadeler ile içerisi oldukça sıkıntılı…

Etrafımızdaki insanların sinirleri gergin.  Sanayide emeği ile para kazanmaya çalışan oto tamircileri, yedek parça satıcıları, yağ ve boya tedarikçileri  denizin üzerinde son kulaçlarını atan yüzücülere benziyorlar.  Tutunacak bir kaya bulamazlar ise kendilerinden öncekiler gibi suyun dibini boylayacaklar.  “Bari kapatalım, masrafımız olmaz. Sattığımız malın yerine yenisini nasıl koyarız diye düşünmekten iyidir” diyorlar.

Biz böyle bir krizi bir kere daha görmüştük. Hiç unutmuyorum. Siyah Beyaz televizyon alacaktık. Bir anda televizyon fiyatları ikiye katlamış, biz elimizde paramızla kala-kalmıştık. Sonra da tam iki yıl ertelemiştik televizyon almayı. Olan, televizyon alıp; çocukları komşu evlerinden kurtarmak için sattığımız gümüş şekerliğe olmuştu.  Esnaf, bir hafta mal satmamış piyasanın oturmasını beklemişti.

***

O günlerde de muhalefet sadece sandık diyordu. Kimse çözüm demiyordu. Şimdi düşünüyorum da; bugünün o günlerden bir farkı yok. Sadece yüksek enflasyon yüzünden Türk parası ile borçlananlar seviniyor. Biliyorlar ki, borçları kaybolan TL. ile her gün biraz daha azalıyor. Dolar biriktiren ve yastık altında bunları saklayanlar sevinçli.

Bakıyorsunuz televizyon ekranlarında bugün ve her gün muhalefet  “sandık ta sandık” diyor.

Maalesef ekonomik ve sosyal yaşama ait halkın anlayacağı bir çözüm önerileri yok.  Ne bir Milli Ekonomi modelleri, ne de Milli bir Devlet politikasından bahsetmiyorlar.  Yaptıkları tek şey ise şikayet etmek… “Hele dizginleri bir ele alalım, bak At nasıl şahlanıyormuş görürler” iddiasındalar.

İyi ama, AT’ın hali kaldı mı, ayağında nalı, boynunda yem torbası bitmiş...

Okumayı sevmeyen bir millet olduğumuz için yazılanlara da pek aldırmıyoruz. İktidar partileri ise başında Milli olan kelimelerden hoşlanmadıkları için kendilerine rehber olacak bahsi geçen eserleri de okuyup incelemekten uzak duruyorlar.

***

Kim ne derse desin, her fırsatta doğru bildiğimiz ve rahatsız olduğumuz konuları yazmaya devam edeceğiz.  Mevcut kadrolar ile bu işlerin yürümeyeceğini söyleyenlerin aforoz edilmesi çok acı… Düşünceye pranga vurmakla eş değer.

Çok şükür bir lira için benzin kuyruklarına girildiğini de gördük. Şimdi artık hiç kimse bu ülkede kuyruklar oluşmadığını söyleme cesaretini bulamayacak.

Üzüldüğüm nokta bunca yakıt zammına rağmen insanların araçlarından vaz geçmemeleri.  Adı lazım değil ama, az bir zammı protesto etmek için araçlarını olduğu yerde kilitleyip giden bilinçli insanların yaşadığı diğer ülkeleri duyuyoruz da medeniyet derecemizi ölçme imkanını buluyoruz.

Ulusal bilinç ve protestoları benzin istasyonlarında sıra kavgası çıkartmaktan ibaret değil.

Ne diyelim, belki de hükümet yetkililerinin dediği gibi yabancı güçler ulaşmak istedikleri manevi noktaya ulaşıp moralimizi bozmayı başardılar.  Zaten bir yandan pandemi de mutsuzluk duygusunu körükleyip duruyor.

***

Yaşam öylesine acı bir şeydir ki,  aç ve çaresiz kalmış bir insan; en yakınına bile kötülük etmekten çekinmez.  Biz eskiden böyle değildik. Örf ve ananelerimiz bir dilim ekmeği paylaşmayı, ertesi gün için “Allah kerim” demeyi bilirdik. Şimdi bırakın ekmeği bölüşmeyi var olanı saklamayı öğrendik.

İnsanın; yaradan önündeki sınavının bu kadar keskinleştiği bir dönemde, sıradan insanların yapabileceği bir şey yoktur. Görev yönetenlerdedir. Bizlere düşen şey, yağan yağmurdan ıslanmamak için olabildiğince çok vatandaşı küçükte olsa bir brandanın altına sığdırmak ve sağanağın geçmesini beklemeyi bilmektir.

Adalet; ancak herkese eşit ve hakça uygulanırsa bir işe yarar.

Aksi takdirde eziyet ve silah olur….

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları