BOŞA GİDEN TESİSLER…

28.06.2022 11:50

Bugün size bir memleket gerçeğinden bahsedeceğim.

Bir süredir üzerinde çalıştığım “Türk İzciliğinin Dünya İzciliği üzerindeki etkileri” konulu bir yazı var. Yazı olarak başladım, giderek roman oldu. Öyle bir iki sayfaya sığdıramıyorum.

Türkiye’de Gençlik yatırımlarının yapıldığı en önemli yıllar 1967-74 dönemidir.

Bu yıllar;  Dünya’da gençlerin bilinçlendirilmesi, gençlik olaylarının incelenerek çözüm önerilerinin tartışıldığı yıllardır. Türkiye’de 1968 yılında çıkartılan Türkiye İzcileri Yönetmeliği ile Türk gençliğine lokomotif görevi yapacak büyük bir gençlik organizasyonunun okul içi ve okul dışı çalışmalarının temeli atılmıştır.  67 vilayette köyden kente bütün okullarda her yaşa hizmet edecek izci gurupları kurulacak ve binlerce çocuk ve genç; yaz aylarında hem ülkeyi tanıyacak şekilde kamp ve beceri kurslarına katılacak, hem de bir aidiyet duygusu geliştirilecektir. Böylece ülkenin geleceğine hizmet edecek iyi insan ve iyi vatandaşlar yetiştirilmesine katkıda bulunulacaktır.

Milli bir teşkilatın oluşabilmesi için okullardaki öğretmenlere yüzlerce kurs açılır. İşleri organize edecek bir Genel Müdürlük oluşturulur. Yaz kampları için ilk başta 17 adet sabit, 35 adet seyyar kamp yeri düzenlenmesi gerçekleşir. Bu amaçla meskun mahal olarak bilinen araziler seçilir. Buralara bütün Avrupa’nın imrendiği gençlik ve izcilik kamp tesisleri yapılır.

Bu yatırımlar ve kararlar Avrupa Gençlik örgütlerinde özellikle de 24 Milyon üyeye sahip Dünya İzcilik bürosunda büyük bir hayret uyandırır. Avrupa da ses getirir. Türkiye’de gençlere verilen önemin göstergesi olur,  itibar sağlar. Uluslararası pek çok gençlik festivali ve İzcilik organizasyonlarına Türkiye ev sahipliği yapar. Türkiye’de sadece bir dönemde ve ayni anda 35 bin genç yaz boyunca düzenlenen çalışmalara katılır. Sonunda o yıllarda azımsanmayacak bir sayı ’ya ulaşılır. 150 bine yakın çocuk ve genç teşkilatlara katılır.

Ancak;

Bu durum maalesef birilerinin hoşuna gitmez. Örneğin; bölücü örgütlerin gençler üzerindeki etkisi azalır. Çünkü yaşı gereği kolay kandırılabilecek, heyecana eğilimli, maceraperest gençleri bulmakta zorlanmaya başlarlar. Nurculukla uğraşan organizasyon ve tarikatlar, yaz aylarında ıssız köylerde yaptıkları kamp ve kuran kurslarına; ormanlarda yaptıkları toplantılara genç eleman bulmakta zorlanırlar.  Partilerin alt gençlik gurupları zayıflar. Uyuşturucu tacirleri hedef aldıkları gençler için devletin karşı örgütlenmesini tehlikeli bulurlar. Seks tüccarları yeterince sermaye bulamayacakları endişesine kapılırlar. Porno fotoğraf ve filim satışları düşer.

Vatan ve Millet ögeleri ön plana çıkmıştır. Bayrak sevgisi, vatan sevgisi, devlete bağlılık, üniformaya saygı gibi unsurlar değer kazanmıştır. Yaz kampları siyaset ve dini eğitim dışında gençlerin ihtiyaç duydukları aidiyet duygusunu, arkadaş guruplarını, eğlenceyi, macera isteğini karşılar hale gelmiştir.

Kısacası bu tesislerde yapılan  kamp ve kurslarda  katılımcılara “Çocukluk ve gençlik anılarını inşa etme” fırsatı verilmiştir. Geleceğe güvenle bakacak, devletin birleştirici güç, milli eğitim temel ilkelerinin vazgeçilmez kurallar olduğunu, başkalarına yardımcı olmanın hazzını, ahlaki değerlerin önemini, milli ve manevi değerlerin neler olduğunu, Atatürk ilke ve inkılaplarını, bayrak sevgisini, gezip gördükleri vatan topraklarının ne kadar değerli olduğunu ve ne kadar güzel bir ülkede yaşadıklarını öğrenme fırsatını bulmuş, onu sevme duygusunu kazanmışlardır.

Yurdun pek çok güzel köşesinde seyyar ve sabit İzcilik ve gençlik tesisleri çoğalmış, Organize guruplar, İzciler, kampçılar, spor kulüpleri, yelkenciler, sualtıcılar, güreşçiler, atletler, yurt dışından gelen gençlik gurupları, halk oyunları ekipleri, halk eğitim merkezi kursiyerleri, deprem veya sel felaketine uğrayanlar, göçmenler bu tesislerden yararlanmışlardır.

***

Ve bir sabah uyandığımızda, Türkiye de ki bütün tesislerin kapatıldığı,  sahipsiz bırakıldığı, izciler dahil pek çok gençlik örgütünün lağvedildiği,  başsız kaldığı görülmüştür. Devlet memuru olan tesis görevlileri merkeze veya başka yerlere taşınmıştır. Merkezde bulunan daire başkanlığı kapatılmış, bazı önemli bilgi ve belgeler kaybolmuş, koskoca bir teşkilat Arşive kağıt fabrikasına gönderilerek yok olmuştur.

Kimse farkında değil ama, şimdi başıboş bırakılan bir kısım  izcilik ve gençlik kamp tesisleri yeniden faaliyete geçmesin diye belediyeler eli ile yıkılmaya, yok edilmeye başlandı. Bir kısmını dini vakıflar tarafından kullanılıyor.

Örneğin uzun yıllar Bursa’lı çocuk ve gençlere hizmet veren Gemlik Karacaali tesisi Gençlik ve Sporca Bursa belediyesine verildi. Tesisi kendi anlayışına göre düzenleyen belediye, burayı birkaç senedir cemaat öğrencilerinin hafta sonu ve yaz aylarında tatil mekanı olarak kullandırıyor.

Hasanağa tesisi ise yıkıldı. Sahil bandı Arap ülkelerine parmak ısırtacak düzeyde etrafı tesettüre sokularak dini bütün kadınlarımız için hanımlar plajı yapıldı.

İzmir’in Buca ilçesindeki en popüler yerde bulunan Hasan ağa bahçesindeki Atatürk İzcilik eğitim merkezi önce gençlik merkezi oldu, sonra ilçe spor müdürlüğü hizmet binasına çevrildi. Şimdi ise personel lojmanı yapılacak.

Türkiye’nin ilk izcilik tesisi Bolu Aladağlarda bulunuyor. Burası da Gençlik ve Spor tarafından sporcu eğitim merkezine çevrildi. Gözden ırak, Güreş, Halter, Boks, yakın dövüşçüler için eğitim kampları yapılıyor.

Bir zamanlar İsmet İnönü tarafından Genel Kurmayın savaş zamanı kullanması için ayrılmış olan Ankara Çam koru İzcilik merkezi ise başıboş bırakıldı. Yakılmayı bekliyor.

Mersin Silifke Akkumda, Kapızlı’da, İzmir Çeşme’de, Manisa Kırkağaç’ta, İstanbul Valede Bağında, İskenderun Arsus’ta, Davutlar Kuşadası’nda, Çanakkale İn Tepe’de çocuk ve gençleri gerek birer doğa sever yapacak, gerek deniz ve dağ izciliği eğitimi verilecek tesisler birer birer yok oluyor.

Pek çok ilde eski köy okullarının İzci evi olarak kullanılması da, memlekette izci kalmadığı için sona erdi. Ankara’da terkedilmiş köyün kenarındaki İzcilik okuluna da içindeki malzemeleri ile birlikte ilçe belediyesi el koyup, son izcileri kovaladı.

Gemlik’te ilk deniz izci çalışmalarının yapıldığı Gemlik kayıkhanesi de yıkıldı, ranta kurban oldu.

30 yıl Uludağ’ın karlarına çocuk ve gençleri taşıyan, Milli parkın dostu-yardımcısı-proje ortağı olan Uludağ İzcilerinin Sarı alan ve Kirazlı yayla maceraları da sona erdi.  Kış aylarında izcilerin, yaz aylarında vatandaşın kullandıkları barakalar geceliği bilmem kaç liradan kiraya verilmek üzere özel bir işletmeye verildi.

İnsanın gücüne gidiyor. Ne bir bayrak dalgalanıyor buralarda, ne de gençlerin kahkahaları ile çınlayan yerler yok artık. Hepsi birer birer yok olmaya, yıkılmaya, başka-başka ellere teslim edilmeye başlandı.

Bir zamanlar devletin kıt imkanları ile inşa edilen ve “Avrupalıların bizi kıskandığı” tesislerimiz de, İzcilerimiz de, İzci liderlerimiz de yok artık.

Bunların hesabını kim ve nasıl verecek doğrusu merak ediyorum.

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları