BİRLİK ZAMANI

05.12.2021 22:36

CHP’nin Mersin’de başlattığı halkla iktidara yürüme mitingi, halkla birlikte; Kurtuluşun ve Kuruluşun ve Cumhuriyetin güvencesi bir siyasi olgusu olduğunun dosta, düşmana karşı açık ilanıdır.

Tüm engellemelere, AKP yandaşı Mersin valisine rağmen 120 bini aşkın gönüllü ve coşkulu bir halk desteği ile meydanlar doldu, taştı.

Bir ay önce Erdoğan tüm devlet desteğine rağmen, Cumhuriyet Meydanında CHP mitinginin yarısına bile ulaşamamıştı.
Millet İttifakı ile Cumhur İttifakının farkını özetle anlatmak gerekirse:

-Millet İttifakının Mitingleri: gönüllülük esasına göre yapılır, vatandaş engellenmelerine rağmen kendi istekleri ve ulaşım bedelini kendi cebinden ödeyerek yapılır.
Bazan, biber gazı, polis copu ile cezalandırılmaları da cabası…

-Cumhur ittifakının Mitingleri: Devlet desteğiyle, kamu ve yandaş belediye çalışanları, memurlar yanlarında en az dört kişi getirme zorunluluğu, devlet bütçesinden katılım parası, bedava ulaşım ve kolilerle yiyecekler katılanlara parasız dağıtılarak yapılır.

Bugün Muhalefetin arkasında ne yandaş yargı ne TSK’ ne devletin tepe kadroları, ne de ABD ve Avrupa var.
Sadece tehlikenin farkında olan Halk var.
Emperyalizmin 29 Ekim 1923 yılında kuruluşuna engel olamadığı Türkiye Cumhuriyeti’ni, o tarihten beri pusuda beklettiği işbirlikçilerinin son temsilcisi AKP ile en önemli yıkma planını başlatmıştı.

Sol ve Sosyal Demokrat partilerinin benlik kaprisleri, Sağ iktidarlarının, dini siyasete katık yaparak oluşturdukları boşluğu Türkiye tarihinin en düşük oy oranı (%34) ile AKP ile doldurdu.

Erdoğan, başbakanlığı da yeterli görmeyerek ’Bu kardeşinize verin yetkiyi, kardeşiniz sizi uçursun! ‘’
Diyerek YSK’nın da desteğiyle aldığı tek adam yetkisiyle Türkiye’yi kuruluşundan beri en çaresiz küçümsenir bir ülke durumuna getirmesi kendi seçmenini bile pişman etmiş:

‘’Oy veren şu elimi kesseydim de oy veremeseydim! ’Pişmanlığını gördüğünde paniklemiş; YSK’nın partili yargıçlarına ‘’İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder!’’ Uyarısı işe yaramamıştı.

Çünkü, muhalefet özellikle CHP’liler, YSK’ya da güvenmeyerek oy torbalarının üzerine yatarak halkın oylarına sahip çıkmış, sadece Erdoğan’a, değil, ABD’ye ve AB’ye unutulmayacak bir ders vermişti.

Sadece İstanbul’u değil, kaleleri olan 11 Büyükşehir belediyelerini bile muhalefete kaptırdılar.

AKP’nin 37 kurucusundan 36’sını partiden uzaklaştıran RTE, misyoner ortağı Bahçeli ‘’denize düşen yılana sarılır!’’ sözüne uygun olarak katillerden, mafya artıklarından, inek hırsızlarından medet umacak duruma düşmüşlerdi.

Hafta sonu TELE 1 Televizyonunun bir canlı yayınında, Erdoğan Şahsım Devletinin ülkeyi ne hale getirdiğini bir dramdan acı görüntülerle gözler önüne seriyordu. (*1)

On bir yaşındaki bir öğrenci kız çocuğunun okul üniformasıyla, boyunun zor yettiği ‘’çekçek’’ le kâğıt, çöp bidonlarından geri dönüşüm malzemeleri toplayarak okul çantasını astığı çekçeğe dolduruyordu.

Corona illetinin sayısız canlar aldığı bir dönemde, Adının Seher olduğunu öğrendiğimiz kız çocuğu
Şöyle konuşuyordu:
‘’Saat üçte okula gidiyorum, yedide okuldan çıkıyorum, okulumu hiç bırakmıyorum.
Çalışıyoruz, evimize ekmek alıyoruz, çalışmak ayıp değil’’ Diyor.
Muhabirin: ‘’‘Ne olmak istiyorsun?’’ Sorusuna: ‘’Polis olmak istiyorum, telefonum olsun istiyorum’’
‘’birde yatağımız olsun istiyorum, yer de yatıyoruz da!’’
‘’Sözün bittiği yer’’ denir ya sanki bu olay için söylenmiş gibi…

Artık, Millet İttifakının lokomotifi CHP, Laiklikten ödünler vermek yerine, İYİ Partinin ince hesaplar yerine artık, Apo ’ya, Kandil’e rest çekip Türkiye Partisi olmayı yeğleyen HDP ile demokrasi çizgisinde ortak mücadele etme kararını vermesini sağlamalıdır.

Yerel yönetim zaferi gösterdi ki; HDP tabanı parlamenter demokrasiden yanadır.
Çok naz aşık usandırır!
Sonradan ‘’keşke’’ demek işe yaramaz.
Zaman ‘’Hattı müdafaa değil sathı müdafaa zamanıdır!’
Şimdi vatan için, halkımız için Birlik olmak Zamanıdır….

Yazımın sonunda geçenlerde Erdoğan’a yönelttiğim soruyu buraya taşıyarak geleceğe bir not düşeyim.

‘’Faiz sebep, enflasyon neticedir” tezini tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söylemişti: ‘’Eğer ben de ekonomi tahsili görmüşsem inandıklarım, bilgim varsa, faiz sebeptir, netice değildir. Enflasyon neticedir. Farklı düşünenler de çıksa Tayyip Erdoğan aynı noktadadır. Asla bu konudan taviz vermem.’’

Tamam ekonominin kitabını yazdın, değme ekonomi ustalarını elinin tersiyle iteledin de sen bu ekonomiyi hangi okulda öğrendin?
Oradaki arkadaşlarından bir-kaç isim verebilir misin?
Diplomanı göster, ben fotokopi yapıp meydan meydan dağıtacağım. Ha, ''hangi peygamberin diploması vardı?''

Dersen yanıtım odur ki: Diplomasız peygamberlerin peşinden gidenler bugün ancak Orta çağın gerisinde kalmış, hilkat garibesi yaratıklar kabilelerinde görülmektedirler...

En kestirme yanıt: Diplomanı göstererek münafıkları susturmaktır.
Haa, diploma ortalıkta dolaşan, daha kurulmamış bir üniversitenin adı ile olmasın.
O çakma diploma uzmanlarca, hukukçularla yok sayıldı.

( * 1 ) TELE 1 Muhabiri Engin Açar ve Kameramanı Umutcan Yitük

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları