BİR KUVAY-I MİLLİYE KAHRAMANI

07.08.2022 13:58

BİR KUVAY-I MİLLİYE KAHRAMANI: ŞAHYARLI MUSTAFA BEY: 1

 

Dünyaya hep, kendi dar çerçevemizden baktığımız için; geçmişe bakarken de ya hiç değerlendirme yapmıyor ya da kendi önyargılarımızı merkeze koyarak, o noktadan bakıyoruz.

Bu da bize çok şeye noktasal bakmak gibi bir yanlış yapmamıza neden oluyor.

Oysa bilgimizi çoğaltır, bakış açılarımızı bu bilgilerle besleyebilirsek, daha doğru değerlendirmeler yapabileceğiz geçmiş üzerine; hatta, geleceğimizi kurgularken de bu bilgilerimiz bize yol gösterecek.

O zaman da daha sağlıklı sonuçlara ulaşabileceğiz; yaşama dair her konu için.

Geçen yazımda söz etmiştim; Alaşehirli bir kuvay-ı milliye kahramanı olan Şahyarlı Mustafa Bey’den…

Sözünü ettim dedimse; ayrıntıya girmeden; yalnızca bu kişi ile ilgili kısa bir yorum yapmıştım yalnızca.

Ve onun Çerkez Ethem’le olan çatışmasından dem vurmuştum.

Anımsana…

Neyse; bugün konuyu biraz daha açmak istiyorum, izninizle.

Bundan yıllarca önceydi; Alaşehir Belediyesi beni bir konferans vermek üzere Alaşehir’e çağırmıştı.

Ben de oturmuş; bir güzel dersimi çalışmıştım.

Şahyarlı Mustafa Bey’in adını ve hakkında kimi bilgilere sahip bulunuyordum. Ama bu yeni okumalarım, onun hakkında bildiklerimin ne denli az olduğunu gösterdi bana.

Orada durmadım ben de.

Kalktım, Genelkurmay Başkanlığı ATASE Arşivine girdim.

Milli Mücadele’de Alaşehir üzerine ne bulursam edinmeye ve okumaya çalıştım. Bu arada Şahyarlı Mustafa Bey’in yanı sıra daha nice kahramanların varlığını gördüm; saptadım.

Bir kitap çalışmasına kadar gitti iş.

Gerçi; henüz kitabımı yayınlamadım, ama küçük birkaç yazı yazdım konu üzerine ve bildiriler sundum.

Her ne ise…

Aslında Şahyarlı Mustafa Bey’le ilgili en sağlıklı bilgileri; ulusal savaşın önemli bürokratlarından birisi olan Bezmi Nusret Bey’den (Kaygusuz) öğreniyoruz. O yıllarda Bezmi Nusret Bey Alaşehir Kaymakamı idi ve sonradan o günleri anılarında anlattı.

Anı kitabının adı: Bir Roman Gibi…

Orada Şahyarlı Mustafa Bey’den o denli dolu bilgilerle ve hoş değerlendirmelerle söz ediyor ki!

Şahyarlı Mustafa Bey, Alaşehir’in Şahyar köyünden…

O nedenle “Şahyarlı” diyorlar kendisine.

Alaşehir’in tanınmış ailelerinden Hüseyinzadeler’den.

Bir yanı da Mütevellizadeler’e dayanıyor.

Zaten Alaşehir’in yakın tarihine baktığınız zaman bir biçimde bu ailelere çıkıyor yolunuz.

Şahyar Mustafa Bey geniş çiftlikleri olan bir eşraf…

Yerel bir seçkin aslında; bulunduğu ortamın sivrilmiş, öne çıkmış birisi.

Çevresindekiler oldukça seviyorlar onu; genç, cömert, sözünün eri; hak yemeyen, kurallara saygılı, büyük küçük bilen ve saygıda da kusur etmeyen birisi.

İzmir 15 Mayıs 1919 günü kanlı biçimde işgal edilince; her yanı bir kaygı kaplıyor:

Acaba İzmir’de yaşanan işgal buralara da gelir mi ve dökülen masum insanların kanı, buralarda da dökülebilir mi?

Elbette, buna ne kuşku!

Ve Alaşehir’e o günlerde kaymakam olarak atanmış olan Bezmi Nusret Bey, şehrin ileri gelenlerini topluyor ve onların düşüncelerine başvuruyor:

“Düşman her an Alaşehir’i de işgal edeceğine göre; bu tehlike karşısında ne yapılabilir? Teslim olmak çare midir? Teslim olunmayacaksa ne yapılmalıdır?”

Ne Bezmi Nusret Bey ne de Alaşehir’in önde gelen insanları işgalcilere teslim olmaktan yana değildir; çünkü bilirler ki bu ezik hareket, kurtuluş yolu olamaz. Ve işgalin acıları öyle ya da böyle kesinlikle yaşanır.

Hatta Bezmi Nusret Bey;

“Düşmanı konfetilerle karşılayacak değiliz. Direnmeliyiz!” dahi der.

Öyle ki içlerinden Belediye Başkanı, Şahyarlı Mustafa Bey’in amcazadesi Galip Bey çıkar; bağımsız bir Alaşehir hükümeti kurulmasını bile önerir!

Allah, Allah… Allah, Allah!

Ne ilginç değil mi?

Bu toplantıda Şahyarlı Mustafa Bey de vardır. Söze pek karışmaz. Toplantı biter; kaymakamın yanından onun çağırdıkları kişiler ayrılır, odadan çıkarlar. Aradan bir dakika geçmemiştir ki, kapı çalınır ve birisi huzura çıkmak için izin ister.

Bu kişi, Şahyarlı Mustafa Bey’dir.

Kaymakamın önünde heyecanlı bir konuşma yaparak; direniş kararından sonra eğer kendisine izin verilir ve destek olunurka, bu direnişi yönetebileceğini; örgütlenmesini sağlayacağını ve bunun için maddi manevi bütün varlığını ortaya koyabileceğini söyler.

Cesarete, cömertliğe, kahramanlık duygularına, yurt sevgisine ve fedakarlığa bakın a dostlar!

Demez ki benim malım mülküm var; geniş çiftliklerim var; yanımda çalışan çokça adamım var; bunları yitiririm; başıma olmadık işler gelir demez!

Hani bugün dövizleri ülkeden kaçırdığından söz edilen varlıklı insanlarımızı aklınıza getirin; ne büyük çelişki gibi duruyor, değil mi?

Çünkü o yıllarda kimi değerler henüz aşınmamıştır; her şey para pul demek değildir; şeref ve onur, çok şeyin üzerinde tutulmaktadır:

Hay Maşallah!

Her ne ise bu öneri karşısında Bezmi Nusret Bey o denli heyecanlanır ki her türlü desteği vereceğine söz verir.

Artık Şahyarlı Mustafa Bey, Alaşehir Kuvay-ı Milliyesi’nin sivil komutanıdır.

Para toplarlar halktan, asker alırlar gençleri; bir belgenin yazdığına göre, beyaz bir atın üzerine binmiş, yalın kılınç bir Alaşehirli kadın, kapı kapı dolaşarak Alaşehir’i ve köylerini, Şahyarlı Mustafa Bey’in müfrezesi için askere çağırır gençleri:

-Ben kadın halimle işte elimde kılıç, düşmanın karşısına çıkmaya hazırım. Ey kardeşler; millet yoluna!” diyerekten.

Ve Alaşehir, sivil halk direnişinin en önemli merkezlerinden birisi olur kısa sürede.

Halk varını yoğunu ortaya koyar.

Ve Şahyarlı Mustafa Bey, bir yandan Poyraz Asileri, öte yandan Mestan Efe ile kol kola vererek, ta Ödemiş taraflarından, Alaşehir’in savunulması için bir efsane komutan olarak yücelir!

Pekâlâ; sonu ne mi oldu bu yiğidin?

Gelin onu da bir sonraki yazımızda ele alalım.

Bekleriz efendim…

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları