BİR ÇİÇEK DAHA SOLDU…

21.02.2022 16:27

 

Yine bir çiçek soldu… Önce goncasındaki güller döküldü, sonra yaprakları soldu… Geriye kupkuru dalları ve toprağı kaldı. Oysa o çiçeği yetiştirmek için ne emekler verilmiş, ne ümitler beslenmiş, ne kadar dikkat ederek su verilmişti…

Ancak hayat böyle.

Eğer bütün ümidinizi bir çiçeğe bağlıyorsanız, onun bakıcısı değil oyuncağı; koklayıcısı  değil kollayıcısı oluyorsunuz. Bu nedenle yüzlerce çiçeğe sahip olanlar daha şanslı. Biri solarsa, diğeri açmaya devam ediyor. Tıpkı insanlar gibi… Dost veya arkadaşınızın birine ümit bağlarsanız sizi yarı yolda bıraktığında üzüntünüz ziyadesi ile artar.

Maalesef insanoğlu kavun değil. Seçemiyorsunuz…

Bazen yola çıktığınız kimseler olsun, sizi aldatmayacağına inandığınız alış veriş ettiğiniz yılların ustaları da sizi hayal kırıklığına uğratabiliyor.

Aldanmak insana, aldatmak ise insanlıktan nasibini almamış olanlara has bir özellik… Kimin yalan, kimin doğru söylediğini kavramak ise bir zaman ve ustalık işi…

***

“Arkadaşın veya arkadaşım şunu yaptı” der olumsuz bir anlatımda bulunursa; “Eyvah, bir çiçek daha soldu…” derim. Çünkü Arkadaşlar bu hayatın çiçekleridir. Kimisi dağ başında, kimisi balkonda Kimisi saksıda yetişir. Kapıdan çıkarken  yolunuzu güzelleştiren, gördüğünüz zaman gülümsediğiniz, etrafa kokular saçan çiçeklerden vazgeçemezsiniz. Bir sevdiğiniz, değer verdiğiniz birisi öldüğünde, ona çiçek göndermek gizli bir mesajdır aslında… Çiçekler gibi insanların da ölümlü olduğunu hatırlatır.

Çok tanıdığınızın olması, çok arkadaşınız olduğu anlamına gelmiyor. Dostlarımız yüreğimizdedir. Arkadaşlarımız ise her yerde. Marangoz Sadık usta (benim merhum kayınpederim) Bir gün bana “İnsanın evi mabedi, işi mahzenidir.” Demişti. Evimizin dost-düşman herkese açık olmasına kızar, zaman zaman beni uyarırdı. Eski insan işte. Böyle öğretmişler diyerek geçiştirirdik..

Ölünce hiç tanımadığım bir sürü arkadaşı çıktı geldi.

O zaman fark ettim ki, kahve arkadaşları ile kahvede, fabrika arkadaşları ile iş yerinde görüşür; önemli bir neden yoksa evlerinde rahatsız etmezdi.  Akrabalardan çoğu bayramlarda gelir, karşılığında kısa ziyaretlerde bulunurdu. Komşuları ile bayram yemeklerinde, kahvaltılarda bir araya gelirdi. Camii cemaatinden arkadaşları vardı. Onlarla namaz vakti cami’de sohbet ederdi.

Evini daima bir mabed gibi korumuş; ustalığının sırlarını derin bir mahzende gizler gibi saklamıştı.  “Ev; içinde yaşayanları barındırmak ve dinlendirmek içindir. İş ise geçindirmek için… Evinin sırları evde, , işinin sırları işte kalmalı… Yuvanın mutluluğunu bozmak isteyenlere karşı bu yöntemle mücadele etmelisin.” diye nasihat ederdi.

Bazı öğütleri insan olgunlaşmadan ve bazı olayları yaşamadan anlayamıyoruz…

***

Dedik ya, her insan bir çiçektir.

Ama kimisi vazo’da, kimisi kaldırım kenarında, kimisi balkonunuzda, kimisi de yamaçlarda açar…

Bazen çöl gibi kurak bir yerde öyle bir çiçek açar ki şaşarsınız. Gidip onu görmek için can atarsınız.

Kimisi de kar suları erimeye başladığında buz yığınlarının dibinde açar. Güneşi davet eder.

Ama önemli olan nasıl koktuğudur…

Kokusuz çiçekler genellikle faydasız insanlar gibidir…

Onları hemen tanırsınız.

Siz siz olun, çiçeklerin solmasına izin vermeyin.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları