BERLİN´DEN BİR PAZAR YAZISI

07.08.2022 00:35

Hafta boyu ırak krizi, Suriyeliler, Fenerbahçe, adalar meselesi... Hep yeni bir mesele var hayatımızda. Bu mesellerde boğulurken, özel zorluklarımız da her gün artıyor. Her birimizin bir sürü sorunu zaten var...

Bu hengamede siz de (sanki) unutuyor gibi oluyor musunuz yaşadığınız şehri?

Hah işte bu pazar dışarı çıktım. Evde kalmak da güzel ama pazar gezmesi başkadır Berlin'in. Nollendorfplatz, Kotti, Rezidenz Str., bahçede mangal, arkadaşlarla sohbet, hepsi aynı güne denk gelir ya, işte öyle bir pazar oldu yine.

Kahvaltıya davet eden arkadaşlarımla, bizim için bir klasik olan Berio'ya gittik. Reklam olmasın diye söyleyeyim, öyle pek özel, matah bir şey değil ama güzel bir kahvaltı, biraz kalabalık ama servis iyi... Güzel insanlar. Klasik işte. Meydan'ın düzenlemesi harika olmuş, yapanların ellerine sağlık. Hem araçla girip hem de yaya olarak dahi "rahat" ama eğlenceli de bir yer. Bir sürü tanıdık mekân var. Seviyoruz... Rusya, Avrupa savaşının olasılığı konuşuluyor bu sıra. Kahvaltının konusu. Aklı başında diye, düşünce yapısına da tecrübe ile güvendiklerim ihtimal veriyorlar bu savaşa.  Ne yalan söyleyeyim, ben boş bir korku diye düşünüyordum. Biraz şaşırdım, sonra savaşı düşündüm bir ara...

Ne yapardık bir savaş olsa... Milyonlarca göçmeniz burada. Savaştan kaçıyoruz zaten....

Schöneberg, Kreuzberg'in hemen önünde güzel bir semt, yürüyerek York Str., Zossener falan derken bir baktık ki çekirdek yiyoruz. Bu sefer, eski iş yerinden arkadaşım yanımda kalan. Tuncelili. Biz Dersim'de diyoruz sıklıkla. Konuşuyoruz. Gelen giden saati beş ettik.

Sonra yoldaşlarla siyaset konuşacağız diye, mangalı bahane ettik. Bahçelerine gittik.

Berlin, gerçekten bu kadar kalabalığa, bu krize, bu ötekileştirme çağına, dünyada cereyan eden savaş rüzgarlarının yarattığı kasvet ve umutsuzluğa rağmen fark ediyorsunuz ki hala huzurlu, adil, özgürlükçü bir şehir.

Herhalde eğitimin, örgütlenmiş bir toplum olmanın eseri. Birlikte yaşamaya çoğunluğuyla karar vermişler belli. Yoksa bu kadar kararlı ve sağlam, nasıl durula bilinir ki, tüm bu olumsuzluklara rağmen.

Sıkıntılarımız büyük, her gün daha fazla geliyor üzerimize karanlık. İklim değişikliği, kadına şiddet, savaş hepsi ağır yükler. Ama hala büyük bir umut göstergesi Berlin. Örgütlü ve eğitimli toplumlar, bilimsel, sağlıklı düşünebiliyor. Birlikte, sorunları çözmek için mücadele edebiliyor.

Anavatanımız Türkiye'de ve evimiz Almanya'da da sorunlarımıza birlikte çözüm üretebiliriz. İşsizlikten kim memnun olabilir, kim savaştan yana olabilir, sağlık, barınma gibi hizmetler, adalet neden herkese sağlanmasın. Almanya'da huzur var, Türkiye’de herkes iş arıyor.

İşsizlik %25 olabilir ama ülkenin %100'ü iş arıyor. Çünkü hiç kimse hayatından memnun değil. Herkes işi olsa da imkân bulduğunda değiştirmek istiyor. Biz iki ülkeyi en iyi bilenleriz. Her gün iki ülkeyi birlikte yaşıyoruz, görüyoruz ki Türkiye hem doğal kaynakları hem de insan kaynakları bakımından daha zengin bir ülke. Dünya kültür zenginliğinin, insanoğlunun birikimlerinin, kadim parçalarından biri. Bu başarmaya olan inancımızı pekiştirmeli. Altılı masamız var. Üstelik masanın kurucu iki asıl öğesi siyaseten uzlaşmacı, adaletli bir tartışmaya açık. İnanır mısınız, kimliklerle, inançlarla, bu zamana kadar biriktirdiğimiz dogmalarla ilgili hiçbir sıkıntısı kalmadığını görüyorum artık çoğunlukla çevremdeki insanların.

İki parti bize her şeyi konuşabileceğimizi öğretti. Hem Bay Kemal hem de o kadın (reisin tabiriyle) geleceğe umutla bakmamızı sağlıyorlar. En önemlisi vazgeçemeyecek, inkâr edemeyecek kadar angaje olmuş durumdalar. Partiler vazgeçse de halk vazgeçmeyecek. Sanki gerçekten güzel günler gelecek...

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları