Her şeyde olduğu gibi, gayet normal olan bir durum bile, “normalleşiyoruz “söylemi altında ve esrarengiz bir şekilde, 20 yıl sonra ve aniden oluveriyorsa, bizimde haklı olarak, aklımıza “Bayram değil, seyran değil, eniştem bizi niye öptü”, deyimi geliverdi.
Elbette demokratik hukuk devletlerinde, adil sistemlerde devletin tepesinin, zaman zaman bir araya gelerek, ülke sorunları ve çıkarları hakkında işbirliği yapması, bunları konuşması doğaldır ve olmalıdır da. Ancak, sorunlar ülkeyi ve vatandaşı ilgilendirdiği için bu görüşmeler şeffaf ve açık olmalıdır.
Bizde öyle değil ki, Kapalı kapılar ardında, gizlice…
Gönül isterdi ki, bu yan yana gelişler, bir televizyon ekranında ve halkın önünde gerçekleşsin.
Aslında sormak isteriz ki, “Yıllardır gerim gerim gerdiniz ülkeyi, şimdi tüm hepsini unutup, gelin ülke çıkarları için “normalleşelim” dediniz ya, peki bugüne dek, hangi çıkar için anormaldik?
Görüşmelere ilişkin tahmin bahisleri açılmadan, bu görüşmelerin hangi çıkarlara hizmet ettiğini yüzük okuma (!) tahminlerine bırakmadan, bir an evvel kapsamlı ve tüm tarafların birlikte yapacağı açıklamalar yapılsın ki, halkın inancı ve güveni muhalefete bari daha fazla azalmasın…
Diğer yandan Avrupa faşizmin ayak sesleri ile sarsıldı…
Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları özellikle Almanya, Fransa, Belçika gibi ülkelerde iktidar partilerinin koltuklarını sallamaya başladı.
Almanya’da üçlü koalisyonu oluşturan iktidar partileri hezimete uğrarken, aşırı sağcı ve göçmen karşıtı Almanya İçin Alternatif (AfD) ikinci parti konumuna yükseldi. Aşırı sağcılar Avusturya’da sandıktan birinci çıkarken, Yunanistan ve Belçika’da da oy oranlarını dikkate değer biçimde artırdı.
Aslında AfD birçok kesim tarafından, Almanya’nın anayasal düzenine tehdit oluşturabilecek bir siyasi yapı olarak değerlendiriliyor. Peki buna rağmen, Almanya’nın en güçlü ikinci siyasi partisi konumuna gelmesi nasıl mümkün oldu?
Ekonomik sorunlar ve artan enflasyonun yanı sıra Almanların yüzde 45’i, “AfD’nin İslam’ın Almanya’daki etkisini sınırlandırmak istemesini, ülkeye gelen çok sayıda göçmen ve yabancılara karşı söylemlerini doğru bulduğunu” söylüyor.
Demokratik bir düzende varlık gösteren ancak, antidemokratik bir parti programı ile başarı elde eden AFD demokrasinin araçlarını, demokrasiyi baltalamak, istikrarsızlaştırmak için kullanıyor. Ve bunu yaparken en çok demokratik partiler arasındaki kavgadan ve başarısız politikalarından faydalanıyor…
Ülkemiz siyasileri hazır çaylı, pastalı kabul günleri başlatmışken Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türk vatandaşı için tehdit haline gelen aşırı sağ tehlikesini ve düşündükleri önlemleri de sesli olarak dile getirmeliler. Çünkü Avrupa’da yükselen ırkçı ve aşırı sağ siyaset, dünya ülkelerinin siyaset gündeminin birinci sırasına çoktan yerleşti.
Malum, dünyamız bunun bedelini daha önce çok ağır ve vahim bir şekilde ödemişti.
ALMANYA
30 gün önceALMANYA
15 Mayıs 2026ALMANYA
15 Mayıs 2026ALMANYA
15 Mayıs 2026ALMANYA
15 Mayıs 2026ALMANYA
15 Mayıs 2026ALMANYA
15 Mayıs 2026