ANLATANIN YALANCISIYIM

01.11.2022 18:10

Masha Amani'nin katledilmesi ve sonrasındaki tepkiler eski bir anıma götürdü beni…

Dört beş yıl önceydi… Sıcak bir yaz günü, aslında çok mecbur olmadıkça gitmem, boş boş dolaşmayı da sevmem… O gün ne için gitmiştim, ne alacaktım hatırlamıyorum ama epey bir süre alışveriş merkezinde dolaşıp çok yorulmuştum. Dışarı çıktığımda durağa gidecek halim kalmamıştı. Ağaç altlarında, gölgede olan bankların da hepsi doluydu. Bir tanesine bir hanım oturmuş ama bacaklarını da uzatarak bankın tümünü kaplamıştı. Oturacak yer aradığımı görünce hemen bacaklarını indirip “Buyurun, böyle oturun.” dedi. “Teşekkür ederim, rahatsız etmek istemezdim ama çok yoruldum.” diyerek oturdum. “Benim de bacaklarım koptu adeta, eşimle kızım dolaşmayı da, alışverişi de çok seviyor… Ben pek sevmem çok da yoruldum, o nedenle çıkıp burada oturarak onları beklemeye karar verdim ama onlar hâlâ dolaşıyor…” dedi.

Üzerindeki giysi kapalı, pantolon üzerinde uzunca bir tunik, başında da uzunca bir örtü ama alelusul konuşlanmış, saçlarının ön kısmı epeyce açıkta ve de uçları aşağı sarkmış durumda. Aksanı da değişik…

“Antalya’da mı ikâmet ediyorsunuz, gezmeye mi geldiniz?” diye sordum. İranlıymışlar, kendisi matematik öğretmeni, eşi de makine mühendisiymiş, kızı ise henüz öğrenci… Bilenler vardır, bendeniz biraz meraklı Melâhatımdır. Merak ederim hemen her şeyi ve öğrenmeye çalışırım. Hazır bir İranlı hanıma rastlamışken, merak ettiklerime dair sormasam olmazdı…

“Merakımı bağışlayın ama İranda da bu kıyafetle dolaşabiliyor musunuz, başınızı bu şekilde mi örtüyorsunuz, ya okulda kıyafet zorunluğu var mı?” diye ilk sorumu sordum. “Hayır, başımı mecburen tamamen örtüyorum ama bizde de yandaşlar daha rahat. İktidara yakınlığı olanlara daha hoş görülü yaklaşılıyor. Okulda hem öğretmenler, hem de öğrenciler için baş örtme zorunluğu var ama iktidara yakın olanlara başlarını örtmeseler de bir şey yapılmıyor, biz ise saçımızın telini gösteremiyoruz.” dedi. Şaşırdım, şaşırdığımı görünce de, inanmazsanız göstereyim diyerek telefonundaki resimleri gösterdi. “Bakın bunlar okulda öğretmen arkadaşlarla çektirdiğimiz resimler.” dedi. Gerçekten de kendisi ve birkaç kişinin başları sımsıkı örtülüydü ama birkaç kişininki ise tamamen açıktı.

Ülkelerimizden konuştuk, dünyadan konuştuk, rejimlerden, dinlerden söz ettik… “İşiniz zor” dedim, “Sizinki de hiç kolay değil.” dedi. “Sizde örtünmeyle ilgili bir zorlama yok görünürde ama görünmeyen bir baskı var gibi pek çok konuda…” dedi. “Yok canım, bizde kimse kimseye başını ört ya da örtme diye baskı yapmıyor…” demem üzerine de, ülkemizle ilgili gözlem ve düşüncelerini anlattı. Ona da şaşırdım, bizim pek çok insanımızdan daha iyi ve doğru görüyordu olan biteni… Tıpkı daha önceki bir yazımda bahsettiğim Alman Hanımefendi gibi…

Neler görüyor, neler düşünüyordu onları burada anlatmam mümkün değil. Gerçi yazdıklarım ne yalan ne yanlış, ne de maksatlı olarak çarpıtılmış bir bilgi değil. Her tümcesiyle aynen kaleme alınmış bir anı ama malûm ülkemizde adına dezenformasyon denilen bir yasak var artık!..

Üstelik nelerin dezenformasyon sayılacağı da henüz belli değil!

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları