ALMANYA'NIN ÇİN AÇILIMI

04.11.2022 13:14

Xİ JİNPİNG; Çin Halk Cumhuriyeti'nin devlet başkanı, Çin Komünist Partisi'nin kurultayından sonra Avrupa’yla yakınlaşma siyasetini başlattıklarını duyurdu. Avrupa’yla yakınlaşma oyununun başrolünü de Almanya'ya ve onun Başbakanı Olaf Scholz'a verdi.

Neden mi?

Çin; Berlin’in, kısmen de olsa, ekonomik ve jeopolitik olarak Washington’dan bağımsız, özerk davranma arayışında olduğunu fark etti.

Almanya, ABD'den bağımsız bu özerk siyaseti Hamburg Limanı'nın bir kısmını Çin'e satarak başlattı.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Pekin'e resmi ziyaret hazırlığında.

Bu ziyaret öncesinde Başbakan Scholz Almanya'nın Çin politikası konusunda açıklamalar yaptı.

Şansölye Scholz, Frankfurter Allgemeine Zeitung'a (FAZ) yazdığı makalede, ÇKP'nin (Çin Komunist Partisi) geçen hafta sona eren kongresinden çıkan sonuçların ardından ülkesinin Çin ile olan ilişkilerini değiştirmesi gerektiğine işaret etti.

Almanya'nın Çin politikasının başarısının Avrupa'nın Çin politikasıyla bütünleşmesine bağlı olduğunu yazdı makalesinde.

Bu nedenle de Avrupa'daki dostlarıyla bir eşgüdüm sağlamaya çalıştığını ekledi.

Scholz'un Çin ziyaretinin, Çin açısından, Çin'in ABD ile artan stratejik rekabette Avrupa ülkeleriyle iş birliğini geliştirme fırsatı yakalaması olarak yorumluyorlar siyaset bilimciler.

ABD; Avrupa’nın Çin ve Rusya ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini zayıflatmak istiyor.

Çin bunun farkında. Rusya'da...

Ancak; ne ABD’nin ne de Avrupa’nın Çin’le ve Rusya'yla olan ekonomik bağlarını azaltması kolay görünüyor.

Scholz’un Çin gezisinden önce gündeme gelen konular bu güçlüğü açıkça gösteriyor.

Almanya'nın, Çin'de büyük bir fabrika açan güçlü bir firmasının başkanı Çin'le ilişkilerin bozulmasının Avrupa’ya yarar sağlamayacağını söylüyor.

Almanya'nın otomotiv devlerinin Çin’de yatırımları var.

Bu firmalardan üçü Çin’de 2007-2017 arasında 5, 2018’den bu yana 11 ARAŞTIRMA-GELİŞTİRME (ARÜGE) merkezi açtılar.

Bu da Avrupa’nın Çin’le olan ekonomik bağlarını gevşetmesinin o kadar kolay olmadığını gösteriyor.,

Almanya'nın kapitalistleri ve yatırımcıları ABD’nin Çin’e yönelik şahin tutumuna mesafeli duruyorlar.

Bu durum, Almanya'nın iç siyasetinde çatlaklara neden oluyor.

ÇKP Kongresi’nin hemen ardından bu ziyaretin gerçekleşmesi Almanya’nın ekonomik ve jeopolitik siyasette ABD’den bağımsız, özerk davranmak istediğinin kanıtıdır.

Çin, Avrupa Birliği’nin en büyük ticaret ortağıdır.

Avrupa ile Çin arasında yapılan ticaret hacmi 580 000 000 000 (Beş yüz seksen milyar) dolara ulaştı. Sosyal Demokrat Parti’nin Genel Başkanı, Şansölye Scholz bu gerçeğin farkında.

1980’lerde ve 1990’larda Batı şirketleri Çin’e büyük yatırımlar yaparak olağanüstü kârlar elde ettiler. Son 20 yılda ise Çin teknolojik bakımdan büyük ilerlemeler kaydetti.

Çin; 2015’te açıkladığı “Made in China 2025” stratejisiyle birlikte ülkesiyle Batı arasındaki bilimsel ve teknolojik farkı kapattı, Batı’ya olan teknolojik bağımlılığını hızla azalttı.

Batı'nın ekonomi siyasetinin emperyalist merkezine sıçrayabilmek için ciddi çaba harcıyor.

Batı ile Çin arasındaki gerilimin arkasında yatan bu ekonomik rekabettir.

ABD Başkanı Joe Biden'ın Çin sanayisine yönelik ciddi bir yaptırım paketi açıklamasının nedeni de bu rekabettir.,

Bu yaptırım, Çin’in ekonomik kalkınmasının önüne ciddi bir engeldir.

ABD'nin bu tavrı Avrupa'yı tam iki arada bir derede bırakan bir tavırdır.

Aşağı tükürüyorlar sakal, yukarı tükürüyorlar bıyık...

Almanya'nın Çin ziyareti, içerde olduğu gibi, dışarda da yoğun tartışmalara gebedir.

Bekleyip göreceğiz.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları