ABD'de Kendi Alanında Çalışmayan Mezunların Sayısı Artıyor

21.10.2019 23:05

İki yeni araştırma, Amerika'da çalışma hayatına adım atmaya hazırlanan genç üniversite mezunlarının her zaman eğitim aldıkları alanlarda çalışmadıklarını ortaya koyuyor. Uzmanlar, yeni…

ABD'de Kendi Alanında Çalışmayan Mezunların Sayısı Artıyor

İki yeni araştırma, Amerika'da çalışma hayatına adım atmaya hazırlanan genç üniversite mezunlarının her zaman eğitim aldıkları alanlarda çalışmadıklarını ortaya koyuyor.

Uzmanlar, yeni mezunların geçmiş nesillere kıyasla daha sık iş ve kariyer değiştirebileceğini söylüyor. Bu durum, aksamalar yaşayan bir ekonominin karşısına yeni zorluklar çıkarmak anlamına geliyor.

İş piyasası araştırmalar firması Emsi, 125 milyon Amerikalı'nın çalışma tarihçesini incelediği bir araştırma yürüttü. Uzmanlar, altı daldan mezun olanların sahip olduğu ilk üç işi değerlendirdi. Bu alanlar dil ve felsefe, sosyal bilimler, işletme, iletişim, mühendislik ve enformasyon teknolojisi.

Sonuçları geçtiğimiz ay yayınlanan araştırma, mezunların çoğunun ilk işinin üniversitede eğitim aldıkları dallarla ilgili olduğunu gösteriyor. Örneğin mühendislik fakülteleri mezunlarının yüzde 20'si, ilk iş olarak endüstri ya da makina mühendisliğiyle ilgili alanlarda çalışmış.

Ancak bu mezunlar, artık üçüncü kez iş değiştirdiklerinde üniversitede eğitimini aldıkları dalla ilgisi olmayan alanlarda çalışıyor.

Altı dalda eğitim gören mezunların en çok çalıştıkları on alan arasında reklamcılık, satış ve finansal araştırmalar var. Araştırmaya göre tüm işlerin yüzde 54'ü, işletmenin farklı türleriyle ilgili.

Emsi'nin araştırması tüm dalları incelemese de üzerinde çalışılan altı alan, benzer sonuçlara işaret ediyor. Bu da kişilerin kariyerlerinin izlediği yolun değiştiğini gösteriyor.

Emsi veri araştırmacısı Clare Coffey, çalışma ve eğitim hakkındaki genel düşüncenin hala bilim adamı, yazar, öğretmen gibi belirli kalıplar içindeki iş kolları olduğunu söylüyor. Uzman, ”Ancak en çok talebin olduğu ve en çok büyümenin gerçekleştiği esas alanlar, şirketlerin ürünleri hakkında insanlarla iletişim kurabileceğiniz, bu ürünlerin dağıtım sürecini takip edeceğiniz iş kolları,” şeklinde konuşuyor.

Clare Coffey, fizik ve kimya gibi temel bilimler alanında eğitim görenlerin işverenlerle okulda ne öğrendikleri konusunda iletişim kurmalarının kolay olduğu görüşünde. Ancak uzmana göre üniversiteler, örneğin felsefe gibi alanlarda eğitim gören öğrencilerin yazılı iletişim ve sav oluşturma gibi değerli becerilerini pazarlamalarını sağlamaya yardımcı olmalı.

Ulusal Üniversiteler ve İşverenler Birliği Başkanı Edwin Koc, 2014 yılında üniversiteden mezun olan kızının o zamandan bu yana dört kez iş değiştirdiğini söylüyor. Üniversiteyi 1973'te bitiren Koc ise sadece dört farklı işte çalışmış.

Edwin Koc'a göre gençlerin sık iş değiştirmesinin bir nedeni, Amerika'daki iş piyasasının güçlü olması. Çalıştıkları işten memnun olmayanlar, daha iyi maaşlı bir başka işi kolayca bulabiliyor. Gençler ayrıca iş güvencesi ve sosyal avantajları geçmişe göre daha zayıf olmasından ötürü çalıştıkları şirketlere karşı sadakat hissi beslemiyor.

Koc bu konuda, ”Gençler, anne babalarının işlerini kaybettiği ya da kaybetme riski yaşadığı bir dönemde, yani ekonomik gerileme döneminde büyüdü. Bunun izlerini taşıyorlar,” diyor.

Edwin Koc ayrıca işverenlerin de mevcut iş piyasasında güç sahibi olduğu görüşünde. Teknoloji hızla değiştiği için kişinin üniversiteden mezun olduğunda sahip olduğu beceriler, altı yıl sonra geçerliliğini yitiriyor. İşverenlerse geçmişte hiçbir dönemde olmadığı kadar büyük bir kalifiye eleman havuzuna sahip. Bu da hemen hemen herkesin yerinin doldurulabileceği anlamına geliyor.

Yüksek Lisans Okulları Konseyi'nden araştırma ve politika analizi başkan yardımcısı Hironao Okahana, günümüzde çalışanların kariyer çizgisinin geçmişteki gibi düz olmamasının sadece dört yıllık lisans programlarından mezun olanları etkilemediğini söylüyor.

Okahana ve Koc'a göre geçmişte doktora derecesi olanların kariyer rotaları, çok daha belirgindi. Doktora sahibi olmak, çok yoğun bir uzmanlık seviyesi gerektiriyor. Hatta geçmişte doktorası olanların üniversitelerde eğitim ya da araştırma alanlarında iş bulmaları, garantiydi.

Lisansüstü Çalışmalar Konseyi, Temmuz ayında 4 bin 700 doktora sahibinin buldukları işlerle ilgili bir araştırmanın sonuçlarını yayınladı. Katılımcılar derecelerini üç, sekiz ya da 15 yıl önce bitirmişti.

Araştırmanın sonucuna göre doktora derecelerini 15 yıl önce tamamlayanların çok azının kısa süre önce iş değiştirdikleri görülüyor. Hatta bu gruptakilerin çoğu, şu anda çalıştıkları işlerine, doktora derecelerini aldıktan üç yıl sonra girmiş ve günümüze kadar hep aynı işte kalmış.

Ancak aynı durum, doktora derecelerini sekiz yıl önce tamamlayanlar için geçerli değil. Derecelerini üç yıl önce bitirenler içinse hemen hemen hiç söz konusu değil. Bu iki grupta yer alanların aynı zamanda akademiden ayrılıp iş dünyasına, hükümete ya da kar amacı gütmeyen sektörlere girdikleri görülüyor.

Hironao Okahana, bunun, doktora derecesi sahiplerinin girdikleri ilk işi kalıcı ya da son iş olarak düşünmemeleri gerektiği anlamına geldiğini söylüyor. Bu aynı zamanda kişilerin daha önce hiç akıllarına getirmedikleri alanlarda deneyim sahibi olmaları, bunun için de olabildiğince farklı alanlarda çok sayıda kullanışlı beceri edinmeleri demek.

Hironao Okahana, Edwin Koc ve Clare Coffey, üniversitelerin öğrencilerin gelişimini ve değişimini desteklemesi gerektiği görüşünde. Okullar, öğrencilerin kendi alanlarının dışında da dersler almaya teşvik etmeli, ilgilerini çeken alanlarda çalışma deneyimi elde etmeli. İşverenlerse bir pozisyon için eleman ararken o pozisyon

için beklenen alanlarda eğitim almamış bireyleri de değerlendirmeli.

Amerika'nın Sesi tarafından geçilen tüm haberlerde ha-ber.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi yoktur. Haberler web sayfamızda otomatik olarak haber sitelerinden geldiği şekliyle yer almaktadır. Bu alanda yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen web siteleri ve ajanslardır.

Yorumlar