Mayıs ayı bütün mücadelelerin yaşandığı aydır.
CHP için alınan karar üzerine Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin BAŞ, tepki gösteren ilk parti lideri oldu. “X” hesabı üzerinden attığı tivitte; “Demokrasiye karşı yapılan her türlü hamlenin karşısındayız. Siyaset mahkemelerde değil sokakta, sandıkta yapılır. Milletin kararını beğenmeyenler, mahkeme kararlarından medet umuyorlar ama, son kararı yine millet verecektir” diyerek tarihe önemli bir not düştü.
Bu iyi bir siyasetçinin olaylar karşısında hızlı tepki verme refleksini gösterir ki, önemlidir… Ayrıca hukukçu olarak bu işin böyle sonuçlanacağını ve sonrasında meydana gelebilecek olaylar dizgesini düşünebilme yeteneğini de sergiler.
Mayıs ayı uzun bir bir ay’dır… 1 Mayıs ile başlayan toplumsal olaylar günler boyunca devam eder. Tarihte yaşanmış pek çok olaya sahme olmuştur. Nedense benim aklıma hemen 20-21 Mayıs 1963 darbe girişimi geldi. Bu olay, Kara Harp Okulu komutanı Kurmay Albay Talat Aydemir ve arkadaşlarının 27 Mayıs 1960 derbesinde yer alan subayların tasfiye edilmesine karşı başlatılan ve Talat Aydemir’in geri adım atmasıyla sona eren 22 Şubat 1962 ayaklanmasının devamı olarak bilinir.
Tarih boyunca darbeler asla iyi sonuçlar vermeyen, halk iradesine ipotek koyan, toplumları siyasetten ve devletçilikten uzaklaştıran girişimler olarak ifade edilmiştir. Fransız ihtilalini çok iyi bilenler ve ondan ders çıkaranların siyaset bilimi ile uğraşanlar olduğu sanılır… Aksine, ülkeleri yöneten idareciler, askeri otoriteler, istihbarat ve güvenlik servisleri, ticaret odaları ve sanayiciler de Fransız ihtilalini en iyi yorumlayanlardır. Kimi olayların nasıl gelişeceğini önceden bilmek isteyen, yatırım güvenliği bakımından öncesi ve sonrası hakkında sorular ve sonuçlar çıkarırlar. Bazı guruplar sadece ilgilenmekle kalmazlar, işin içine de karışırlar, olayların kendi istedikleri biçimde gelişmesi için yön vermeye çabalarlar.
Demokrasi ile yönetilen ülkelerde Adalet genel olarak Siyasetin güven içinde işlemesine yönelik hareket eder ve onu engellemek veya desteklemek gibi bir tutumu olmaz. Belli bir yaşın üzerinde olanlar iyi hatırlarlar Türkiye’de siyasi hareketlerin gelişmemesi, gençlere yönelik fikir suçlarının ve basit eylemlerin her dönemde en ağır biçimde cezalandırılmasından kaynaklanmıştır. İster köylü, ister işçi ve isterse memur sınıfı olsun, kendi yolunu çizememiş, özgürce karar verme ve örgütlenme imkanını bulamamıştır.
Bugün bir çok ülkede uygulamaya konmuş olan “Milli Devlet” modeline dönmediğimiz takdirde bu asla mümkün olamayacaktır. Devlet Millilik modeline uygun olmadığı için ekonomi modeli de Milli olamamış, yabancı sermaye ile yol yürümeye alışmıştır.
Atatürk ve arkadaşlarının başlattığı kurtuluş savaşı sadece vatanı kurtarmaktan ibaret değildi. Ayni zamanda yokluktan ve yoksulluktan kurtulma, köylünün emeğinin değer bulması, işçinin emeğinin sömürülmemesi, levanten kesimin bolluk ve refah içinde yaşarken, sade vatandaşın ezilmesine karşı verilen gizli bir savaştı.
Bu yüzden Atatürk “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyerek Ülkenin tüm aydınlarını vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmeye davet etmiş; vatanın her karış toprağının ekilmesi, çıkan ürünlerin işlenmesi için fabrikaların kurulması, dağıtım ve ulaşım için demiryollarının yapılması gibi büyük hedefler ortaya koymuştur. Bu gün dışa bağımlı akaryakıt fiyatlarındaki istikrarsızlıklar, ülkenin bir yerden diğerine ulaşımında büyük engeller oluşturmaktadır.
Atatürk; Ülkelerin yönetiminin kişilerin aldığı keyfi kararlar ile değil, halkın istek ve ihtiyaçlarını karşılayacak oluşumlar eli ile mümkün olduğunu anlatmaya çalışmış, Cumhuriyetin adını aldığı Cumhur’u hakimi mutlak kabul etmiştir.
Ülkelerin bağımsız olmaya ve kendi öz değerlerine sahip çıkmaya dünden daha fazla ihtiyaçları vardır.
Cumhurun kurduğu Cumhuriyetin gereği olan Demokrasi’yi eğip bükmeden ve değersizleştirmeden, bütün kurumları ile yaşatmak, onun varlığının teminatı olan Partileri ve içsel bağımsızlıklarına saygı duymak zorundayız. Toplumun farklı kesimlerinin düşüncelerini barış içinde ifade etmesi ve millet adına karar alınması için tek yer Gazi meclis olmalıdır.
Meclis içinde A partisinden B partisine geçmenin özgürlüğü dışında, İstifa hakkını bile kullanamayan Milletvekillerinin bile özgür olduğundan bahsedemeyiz.
Başında da dedik ya, Mayıs ayının kerameti… Bekleyelim görelim…
Taner TÜMERDİRİM
[email protected]
ALMANYA
22 Mayıs 2026ALMANYA
22 Mayıs 2026ALMANYA
22 Mayıs 2026ALMANYA
22 Mayıs 2026ALMANYA
22 Mayıs 2026ALMANYA
22 Mayıs 2026ALMANYA
22 Mayıs 2026