ANLATILAN TÜRKİYE İLE YAŞANAN TÜRKİYE ARASINDAKİ UÇURUM

ANLATILAN TÜRKİYE İLE YAŞANAN TÜRKİYE ARASINDAKİ UÇURUM

ABONE OL
12:52 - 21/11/2025 12:52
ANLATILAN TÜRKİYE İLE YAŞANAN TÜRKİYE ARASINDAKİ UÇURUM
1

BEĞENDİM

ABONE OL
Kaplan
Best

Bir dönem toplu iğne bile üretemeyen bir ülkenin bugün dünyanın 17’nci, Avrupa’nın 7’nci büyük ekonomisi hâline geldiğini söylemek kulağa elbette etkileyici geliyor.

Savunma sanayisinde dışa bağımlılığın azalması, insansız hava araçlarıyla dünya vitrinine çıktık, demekte, oldukça havalı…

Siyaset, bu tür yapay başarıları bir gurur hikâyesi olarak anlatmayı sever. Hele üstüne demokraside bir zihniyet devrimi yaşandığını, millî iradenin her alanda egemen kılındığını iddia ederek bu tabloyu daha da parlatırsanız, tam olur.

Fakat bütün bu anlatılarla, ülkenin gerçekte yaşadığı tam tezatsa..!

Ekonominin kâğıt üzerindeki büyüklüğü, halkın mutfağındaki yangını söndürmüyor. Resmî söylemler Türkiye’nin büyük bir sıçrama yaptığına vurgu yaparken, pazardaki fiyat etiketleri bambaşka bir hikâye anlatıyor. Bir yanda savunma projeleriyle övünen parlak bir Türkiye resmi var; diğer yanda ay sonunu getirebilmek için hesap üstüne hesap yapan milyonlarca insan.

Bugün Türkiye’de vatandaş, en çok enflasyonun ağırlığını ve bu ağırlığın topluma suç, ihmal ve huzursuzluk olarak yansımasının felaketini yaşıyor.

Maaşlar her ay eriyor, kiralar ve temel gıda fiyatları sürekli yükseliyor, bırakın tasarrufu, insanların temel ihtiyaçlarını karşılaması bile güçleşiyor. Ekonominin büyüdüğünü söylemek kolay, ancak bu büyüme vatandaşın cebinde giderek küçülerek kayboluyorsa, bu yöndeki açıklamalar, sarayın kendi ekonomisi olarak algılanıyor…

Halkın her gün karşı karşıya kaldığı hayat pahalılığı ve toplumsal yaşamdaki kaos, siyasetçilerin kürsülerden anlattığı başarıları masal olarak bile dinlemiyor. Yani, Saraydan görülen ekonomi ile Türkiye’nin fotoğrafı ve vatandaşın yaşadığı birbirinden tamamen kopmuş durumda.

Bugün birçok genç, geleceğini başka ülkelerde aramaya çalışıyor. Emekliler, yılların emeğiyle aldıkları maaşla geçinemiyor. Çalışan kesim, yükselen fiyatlar karşısında tükenmiş hissediyor.

Kolay para kazanmak, denetimsizlik, hemen hemen her sektördeki liyakatsızlık masum insanların kaldıkları otellerde zehirlenerek ölümlerine, yediklerinden zehirlenmelerine, kadar en kolay denetimlerin yapılamaması sonucu felaketle sonuçlanıyor…

Eğitimden, sağlığa dek hiçbir kurumsal hizmete dahi güvenin kalmadığı ortamda “Türkiye son yüzyılın en başarılı dönemini yaşıyor” demek, “Yaşanan gerçekliğin üstünü kapatalım”dan başka bir işe yaramıyor. Bir ülkenin büyüklüğü, yalnızca gösterişli söylemlerle ölçülemez. Ya da gerçekleri konuşan ve direnenlerin baskılanması ile yok sayılamaz.

Bir ülkenin büyüklüğü insanların refahıyla, huzuruyla, yaşam kalitesiyle ölçülür.

Türkiye büyük bir ülke, potansiyeli de büyük. Ancak bu potansiyelin gerçeğe dönüşebilmesi için önce gerçeklerle yüzleşmek gerekiyor. Ekonominin iyi olduğuna dair anlatılan hikâyeler, enflasyonun altında ezilen insanların yaşamındaki yükü hafifletmiyor. Asıl ihtiyaç duyulan şey, göz boyayan söylemler değil, akılcı yönetim, şeffaflık ve toplumun tüm kesimlerini rahatlatacak gerçek bir ekonomik iyileşme.

Türkiye’nin bugün cevaplaması gereken soru basit:

Ülke gerçekten güçleniyor mu, yoksa sadece güçlü görünmesi için toplumsal algı yaratılıp, sorumluluk yine vatandaşın çöken omuzuna mı yükleniyor.
….
Berlin`de kanatıla kanatıla kangrenleşen CHP sorunsalı ile ilgili kısa birkaç cümle kurmadan geçemeyeceğim.

Geçtiğimiz günlerde birleşelim, bütünleşelim, sorunu çözelim davetine uyduk. Toplantıya katılan 900 civarı kayıtlı üyeden (bahsedilen rakam bu) yetmiş, seksen kişi kadardık.

Sonuç; gitmez, duymaz, görmez olaydım, dediğim, kocaman bir hayal kırıklığı idi.

Ben yoksam, ne hale geldinizcilerin, sizi bu hallere sokan ben değildim, güzellemeleri, bir yana;

Denenmişi, pişirip, pişirip ortaya getirmek, hangi aklın marifeti merak etmedim değil.

Çünkü akla, objektif ve bilimsel bilgiye aykırı yürüdükçe yıkılıp, dağılmaya mecbur kalırsınız…

En kıymetli bilgi, yaşadıklarımızdan doğru ders almaktır.

Sonuçta tecrübe dediğimiz hatalar bütünlemesidir.

Aynı hataların sahipleriyle, doğru sonuçlar alınacağına sadece ahmaklar inanır.

Inal

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
Tüm Yorumlar (1)
  • Bekir Durak

    Güzel bir yorum. Ifadelere katilmamak mümkün degil. Ancak Gözlemleri anlatirken soruna cözüm odakli yaklasmak sizi yanli yorumlardan kurtarir. Tüketim ekonomisinin kapitalist bir sinif olusturacagini, özellikle kartla ödemelerin arttirilmasiyla, ekonominin kayit altina alinacagi ve böylelikle vergi gelirlerinin devlet kasasinda toplanacagini sanan geri zekali üolitikacilar, vergileri yine tüketen kesimden aldiklarini unutuyorlar, ama Kartlari da cesitlendirerek, tüketimi arttiriyorlar. Enflationu azdiran budur. Tüketim arttikca, yeterli gelmeyen Üretim, enflationa imkan sagliyor. Üreticiler Enflationla daha da zenginlesiyor, tüketen kesim fakirlesiyor. Öyleyse Calismak gerekiyor. Üretimi tekellesmekten kurtarmak, sanayi ve yan sanayileri cogaltmak ve oralarda calisacak nitelikli elemanlar yetistirmek gerekiyor. Bu hem devlet politikasi, hem de Belediyelerde belde politikasi olmali.TR de Belediyeleri,heykel dikmek ve sehir caddelerinde yandaslarinin adlarini yasatmak pesindeler. Milletin dertleriyle degil, sinir uclariyla oynamak, belediyecilik degildir. Sehirlerin alt yapilarini güclendirecek, Halkin ihtiyaclarini karsilayacak üretim sektörlerine imkanlar sunmak ve onlarin gelisimini kontrol etmektir belediyecilik. Belediyeler; alin teriyle üretim yapacak girisimcilere, tarafsiz bir kontrolle hem destekli, hem de rüsvetsiz müsadeler vermeii ki, Üretici kesim artsin. tüketim dengelensin enflation baski altina alinsin.Türkiyede gencler, ya devletten is bekliyor, ya da yüksek maasli özel sektörden. Genligin cogunun bir vizyonu yok. Her seyi devletten bekliyorlar. Is cok, calismak istemiyorlar. Kahveler, restauranltlar hem gün boyu hem de aksamlari gencler le dolu, kredi kartlariyla, Kaptalizmin sembolleri, AVM lerde,MC Donalt, Starbok gibi yerlerden, is yok para yok, aciz diye sesleniyorlar. Devlet, agir sanayiyi güclendirsin, özel teknofestlerle gelecegin güvenligini saglasin. Bunu ben Takdir ediyorum. Özel sektöre en yakin Kamu yetkilisi Belediyeler oldugu icin, Belediyelerin de genclere dönük üretim sektörlerinin olusturulmasina öncülük etmeleri, Sanayi odalari ve Sanat okullariyla yakin calismalar yapmalari tüketimi dengeleyici üretim Projelerine yakindan destek olmalari gerekir. Belediyelerin üretim sekterlerinde acilacak Restaurant ve kahvelerde gec nesli görmek gerekir.CHP nin neden yurt disinda toplantilar yaptigini anlamis degilim. Burada vatandas isinden gücünden zaman ayirip sizin de yazdiginiz gibi denenmisleri yeniden secmeye gitmesi almanyadaki üretimi aksatmasina neden olurdu. Bu da Almanyadaki Enflationu körükler!SelamlarBekir Durak

    Yanıtla
    +0
    -0


HIZLI YORUM YAP

sendigital.us
sendigital.us