8.5 C
Berlin
07:50 - 25/02/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Dr. Ali Sak

Dr. Ali Sak arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

TÜRK İNSANI VE HİCİV

09:17 - 22/11/2014

TÜRK İNSANI VE HİCİV

Kişilerin, olayların, durumların, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilmesine hiciv ya da, yergi adı verilir aslında mizah da, hicivin güldürü türü olarak bir şekilde bu sınıfta değerlendirilir.  Toplumun ya da kişilerin kusurlarını, hoş olmayan tutum ve tavırlarını, sosyal hayattaki aksamaları, rüşvet yolsuzluk, kötü yönetim aşırı taassup, boş inanç gibi zaafları veya tavırları alaycı, iğneleyici ve eleştirici bir tutumla ele alan bir edebiyat türüdür.
Hiciv aslında methiyenin zıddı sayılır. Divan şiirinde hiciv ve yergi denilen bu kavrama halk şiirinde taşlama adı verilir.  Batı edebiyatında ise bu türe satir ve satirik adı verilir.

Türkiye de “hiciv” türünde edebiyat.

Merak ettiğim şudur. Bugünlerde bu edebiyat türüne Türk insanı ne kadar alışık veya hazırdır?  Edebiyatçılar, şairler, sanatçılar dışında bu edebiyat türünü bilen varmıdır acaba? Gerçekten de çok merak ediyorum, bu tür edebiyatı anlama kabliyetimiz ne durumdadır? Bu satırları aslında yakın zamanda yaşanmış bir olay sebebiyle yazıyorum. 
Facebook da bir grup eğitimci, sanatçı ve benzeri arkadaşlar aralarında tartışıyorlar. Konu Almanca yayınlanan satirik bir haber. Konu başlığı: “Existenzbeweis: Archäologen finden Knochen von Gott” (http://www.der-postillon.com/2014/11/existenzbeweis-archaologen-finden.html). 

Aslında konun geçtiği internet gazetesi tipik satirik bir kaynak. Konuyla ilgili tartışmalara bakıyorsunuz gayet ciddi gibi gözüküyor, en azından kimileri bu “haberi” ciddiye alıyor ve karşılıklı suçlamalar başlıyor. Birileri diğerlerini “dinsizlikle” suçluyor, onlar da haber olmayan haberi kaynak gösteriyor. Aslına bakarsanız bu olayın kendisi bile oldukça satirik/hicivli bir durum. Sonuç olarak şu kanıta varıyorum. Türk insanı bu tür edebiyata hiç de açık değildir. Bu sebeple ortam hiciv türü edebiyata açık değilse vazgeçelim bunu kullanmaktan derim. Oysa kişisel kanaatım bu tür edebiyatın oldukça zengin ve insan gelişimine, özellikle de zeka gelişimine çok faydalı olduğudur. Kullanılmadığı ve öğretilmediği sürece insanlarımızın düşünce yetileri ve zeka kıvraklığı da zayıflayacaktır.

Aşağıdaki örnek hicivdeki zerafetin ve zeka kullanımının bir göstergesidir:
Şâir İbnü’r-Rûmî’nin iğneli dilinden bıkan Emîr (devlet reisi), onu, dâvet ettiği bir ziyâfette zehirletiyor. Zekî şâir zehirlendiğini anlayınca meclisi terkederken, Emîr ile aralarında şu konuşma geçiyor:
— Böyle birdenbire kalkıp nereye gidiyorsun? 
— Gönderdiğin yere…!
— Bizim pedere selâm söyle…
— Cehenneme uğrayacak değilim..!
Ne ince karşılıklar, öyle değil mi? “Âhirete” demiyor da, zehirlendiğini anladığını gösterircesine, “Gönderdiğin yere” diyor. Ondan sonra Emîr’in, “Babam da oradadır. Selâm söyle” siparişine karşı, “Baban cehennemdedir, ben cennete ulaşıyorum” demeyip de, “Ben cehenneme uğrayacak değilim” tarzında cevap vermesi, hicvin en zeki ve zarîf şeklidir.

Hiciv türünde yazan şairlerimizden akla ilk gelen tartışmasız Neyzen Tevfik dir.

“Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler; 
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus dediler… 
Künyeni almak için, partiye ettim telefon: 
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler..”
(Neyzen Tevfik)

Ve kim bilmez ki Aziz Nesin’in şu ünlü sözünü? 
“Türk insanının yüzde 60’ı aptaldır!” 
Tipik satirik bir eleştiridir aslında. Konunun derinine inince bu sözün neden söylendiğini de anlıyorsunuz zaten. Olayı yıllar sonra  Müjdat Gezen şu şekilde anlatıyor: 
“İzmir Torba’da şenlik vardı, İlhan Selçuk ve Aziz Nesin’le birlikte bir panele katılmıştık. Panelin konusu mizahtı. Birisi kalktı ‘Nasrettin Hoca’nın torunları olarak zeki insanlarız değil mi?” diye sordu Aziz Nesin’e. O da ‘Yüzde 60’ı aptaldır’ dedi. Herkes alkışladı. Sonra kuliste kendisine sordum neden böyle bir şey söylediğini. O da ‘Evladım, yüzde 92 diyecektim dilim varmadı’ dedi. O zaman referandum yapılmıştı ve oy verenlerin yüzde 92’si Kenan Evren’e oy vermişti. Bu söz oradan kaldı.”

Ve gelelim günümüz olaylarına. Kim bilmez ki medarı iftiharımız Fazıl Say’ın bu hiciv sanatı yüzünden çektiklerini. Fazıl Say, Ömer Hayyam’ın rubailerinden  sosyal medyada paylaştığı için hakkında nice soruşturmalar açıldı; ülkeden kovuldu, sövüldü, sanatına yasak bile getirildi. Peki neydi “Fazıl Say İslam Dinine Hakaret Etti” başlıklarıyla “haber” yapılarak gazetelere konu edilen, savcılıklar tarafından suç duyurusunda bulunulan ve yeni Cumhurbaşkanı tarafından sanatına yasak konulan rubainin içeriği?

“Irmaklarından şaraplar akacak’ diyorsun
Cennet-i alâ meyhane midir?
‘Her mümin’e iki huri’ diyorsun
Cennet-i alâ kerhane midir?”
(Ömer Hayyam)
 
Bu aslında dinin içinin boşaltılarak nasıl kullanıldığını, dinin basite indirgendiğini eleştirmek için hiciv türünde yazılan bir şiirdir ve Fazıl Say da üstün zekalı birisi olarak günümüz olaylarını aynı tarzda eleştirmiştir. Ama anlayan kim?

Sonuç: maalesef okumuyoruz, okuduğumuzu da anlamıyoruz. Karşı taraf neyi nasıl dedi, ne manada dedi doğru okumadığımız için de pek çözemiyoruz. Bu varsayım maalesef toplumun her kesimi için geçerlidir. İlkokul mezunundan tutun üniversite mezunlarına kadar, hatta öğretmen, savcı, hakemlere kadar dayanır bu “okuduğunu anlamamazlık” sendromu. 
Dr. Ali Sak

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla