8.2 C
Berlin
06:07 - 25/02/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Dr. Ali Sak

Dr. Ali Sak arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

ŞEREFLİ MAĞLUBİYET

06:00 - 30/06/2014

ŞEREFLİ MAĞLUBİYET


CHP içindeki bazı gelişmeleri şaşkınlıkla izledikçe aklıma „şerefli mağlubiyet“
efsanesi geliyor. Bunun karşıtı elbette „şerefsiz galibiyet“ değildir; hayır akılcı bir satranç oyunudur. Satranç bir strateji oyunudur, şah da olursunuz piyon da. CHP içindeki ve dışındaki sözde Atatürkçüleri izledikçe sanki sürekli piyon olma eğilimindelermiş gibi geliyor bana. Tam 12 yıldır AKP iktidarda ise bunda elbette bu sözde Atatürkçülerin ve ulusalcıların katkıları büyüktür. Son yerel seçimlerde olduğu gibi, özellikle de İstanbul ve Ankara’da ibreyi tersine çevirebilecek rüzgârın önüne set kuranlar keza yine aynı çevre.

Ve AKP’ye verilen bu destek Cumhurbaşkanlığı seçiminde de tüm hızıyla devam etmektedir. Sanki bu kesim sürekli bir muhalefet hastalığına yakalanmış gibi bir durum var, muhalefet olmaktan, muhalefet etmekten, yani piyon olmaktan bir türlü kurtulamıyoruz. Evet, Atatürkçüler ve ulusalcılar kimi davalarda doğru yolu izlediler,  zaman zaman da olsa iktidara karşı doğru muhalefet edebildiler; fakat ve lakin ne yazık ki bunu bir şekilde ortak bir harekete çeviremediler, görevdeşlik yaratamadılar, hedef belirleyemediler.

Oysa önümüzdeki hedef bellidir.
Son dönem giderek diktatörleşen Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığının önünü kesmek ve bu şekilde AKP iktidarının da gücünü kırmak. Aksi durumda RT Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ve emanet bir Başbakan yönetiminde Türkiye Cumhuriyeti tek parti dönemine girecektir. Bunu öngörebilmek ve önleyebilmek için doğru ve isabetli bir şekilde toplumsal ve siyasi analiz yapmak gerekiyor.

Solun gücü: Türkiye seçmeni genelde muhafazakâr ve sağ eğilimlidir. Türkiye’de solun toplam gücü %35 aşmaz. Burada CHP’nin payı maksimum %30 dur. Geriye kalan %5 lik kesim ise değişik partilere (DSP, İP ve diğerleri) dağılmaktadır.

Sağın gücü: Sağın toplam gücü %65 lerde. Bunun içinde AKP’nin payı %30 civarında. MHP’nin gücü ise %15 i aşmaz. Liberallerin gücü tahminen %10 larda. Diğer sağ partilere dağılan %5 lik bir kesim var. Geriye kalan %5 ise duruma göre değişkenlik göstermektedir.

Diyorlar ki „Ekmeleddin İhsanoğlu’na ilk tur seçimlerde önemli bir çoğunluğun oy vermeyecek olması nedeniyle RTE %50 oranı aşıp PKK’ya da tavizler vererek Cumhurbaşkanı olabilecek.“ Bre cahiller sizin oy oranınız nedir ki? Tüm sosyal demokratları toplasanız %35 i geçmez. MHP de kendi adayını çıkardı diyelim. Geriye kalıyor Tayyip Erdoğan için yüzde 55. „Ne kadar çok aday o kadar çok böleriz“ diyorlar; evet bölersiniz ama kendi kendinizi bölersiniz, Tayyib’in oylarını değil.

Diyorlar ki „Birinci turda ikinci olabilecek Emine Ülker Tarhan üzerinde 2. turda büyük olasılıkla mutabakat sağlanacaktır.“ Bırakın artık bu çocukça hesapları. Kiminle sağlayacaksınız mutabakatı? Ret ettiğiniz MHP ile mi? Bu durumda da oylarını artıran, çok sevdiğim Emine Ülker Tarhan olmayacak, zira MHP seçmenin ikinci tercihi Emine Ülker değil Recep Tayyip olacaktır.

CHP, Ecevit dönemindeki DSP’de olduğu gibi MHP ile birlikte muhafazakâr, dindar ve samimi olan kesime yakınlaşarak oy potansiyelini artıracaktır. Ekmeleddin İhsanoglu’nun oy potansiyeli, CHP den kopmaları hesap etmemiz durumunda bile,  BBP ve diğer sağ muhalefet partilerinin desteğiyle %40 lara yaklaşacaktır. Ve bu Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonraki genel seçimlere de damgasını vuracaktır. Sonuçta tüm muhalif cephenin birleşmesiyle ve AKP’den kopacak liberallerin ve samimi dindarların da oylarıyla, 12 yılsonunda Recep Tayyip Erdoğan büyük bir ihtimalle yenilecek ve Türkiye bir rahatlama dönemine girecektir.

İsterseniz hedefi tekrar hatırlatalım: RT Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığını engellemek ve bu şekilde AKP iktidarının gücünü kırarak Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyeti kurtarmaktır.

Evet, doğrudur, CHP aday belirleme sürecinde bir takım hata yapmış olabilir
CHP iyi yönetilemiyor da olabilir. Bu da meşru olan parti içi iktidar yarışlarını tetikliyor olabilir. Tüm bunları anlayışla karşılayabiliriz. Fakat benim anlayamadığım bir durum var. Türkiye Cumhuriyetinde tek partilik bir diktatörlüğe gidişat tartışılmaz iken ve buna karşı verilecek mücadelede en önemli silahımız olan partiye, yani CHP’ye verilecek tahribat ne olacak? Bunun vebalini kim taşıyacak? Parti içi iktidarı ele geçirmek için izlenecek yol, kullanılacak her silah mübahmıdır? Uzlaşı kültüründen uzak, benim adayım, benim anlayışım, diyerek tutturulan ideolijik bir tutum, bir saplantı mübahmıdır? 

Demokrasi mücadelesinde, diktatörlüğe karşı en geniş mutabakat arayışının neresi yanlış? Bu mutabakatı ararken elbette herkes bir ödün verecek, vermesi gerekecek. “Ben bildiğimden dönmem, kendi anlayışımdan taviz vermem, kimseyle uzlaşmam” diyeceğiz ve bunun sonucunda hedefe ulaşacağız öyle mi? Bunun adı olsa olsa „şerefli mağlubiyet“ olur. Şerefimizle teslim edelim Cumhuriyeti.

Hayır, diktatörlüğe giden yolda su taşımaktan, sudan da öte kan taşımaktan başka bir işe yaramaz yaptıklarımız. Peki, bu „şerefli mağlubiyetimizi“, diktatörlüğün kurbanı olan Gezi şehitlerimizi, Soma kurbanlarımızı gelecek nesillere nasıl anlatacağız? „Uzlaşamadık, daha doğrusu uzlaşmak istemedik. Şerefimizle Cumhuriyeti mezara taşıdık“ mı diyeceğiz gençlerimize? Peki, yeni Gezi şehitlerimizin olmasını, daha nice Soma kurbanları verilmesini nasıl önleyeceğiz? Evet, size soruyorum, uzlaşıya yanaşmadan şerefiyle mağlubiyeti kabul edenler. Sizi anladık da, gençlerinize nasıl anlatacaksınız bunu?

Ülke, her anlamda bir felakete sürükleniyor. İç politikada ciddi şekilde bölünmüşlük var. Dış siyasette ise bir yalnızlaşma, ötekileşme süreci başlamıştır. Halk sorunlarla boğuşurken, zenginler bu milletin „a…na koyarken“; yoksullar, işsizler,  kadınlar ezilirken; tabiatımız, gençlerimiz, kadınlarımız yok edilen yarınlarımız sizin bu ihtiraslarınıza kurban mı edilecek?

Bilincinin ve yüreğinin, Atatürk ve arkadaşlarının başlatmış olduğu, yurdun tüm insanını kucaklayan bir anlayışla ve bu şekilde kurtuluş savaşı zaferini kazanarak kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti topraklarında filizlendiğini duyumsayan “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” tüm seçmenlere sesleniyorum, yüreğinizin sesini dinleyin, seçime gidin ve bu kritik dönemde birlik ve beraberlik sinyali vererek oylarınızı kullanın.

Dr. Ali Sak

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla