17 C
Berlin
23:54 - 01/06/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Doç. Dr. O. Can Ünver

Doç. Dr. O. Can Ünver arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

GÖÇ, KALKINMA VE TÜRKİYE

21:50 - 06/10/2008

Bayramda birkaç gün Milano’daydım. Türkiye’nin de üyesi olduğu ve “zenginler kulübü” olarak adlandırılan İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) İtalya Dışişleri Bakanlığı ile ortaklaşa düzenledikleri “Göç, Geri Dönüş ve Kalkınma” konulu konferansta uzman olarak sunum yapmak üzere davet edilmiştim. Sunumumun konusu da bu alanda Türkiye’nin deneyimleri idi. İşçi şirketlerinden başlayıp 1972 Ankara Antlaşmasıyla oluşturulan Özel Kredi Fonu’na, dövize prim ödenmesinden (katlı kur) Merkez Bankası’nın yüksek faizle mevduat toplamasına, sosyal güvenlik primlerinin borçlanılmasından bedelli askerliğe kadar bize özgü ve aslında kalkınma bağlamında başarısızlıklarla dolu uygulamalarımızı anlattım. Daha da kötüsü, ülkemize geri dönen vatandaşlarımızın ne yaptıkları, işe mi girdikleri yoksa bir iş mi kurdukları hususunda elimizde hiçbir verinin olmaması. Yani, bir dönem sadece döviz girdisine endeksli bir ilgi mevcuttu, şimdi onun da yerinde yeller esiyor.

Geriye baktığımızda Türkiye’nin yurtdışına gönderdiği işçilerinin ülkenin kalkınmasına katkı yapması için ne çok fırsatlar kaçırdığını görüyor ve üzülüyor insan. Hele Portekiz, Fas, Meksika, Filipinler gibi dünyaya emekçilerini salmış ülkelerin ne denli akıllıca ve umulmadık şekilde “insan odaklı” önlemler aldıklarını, işçileri yaban ellerde alın teri dökerken onların hem günün birinde yurtlarına geri dönüşleri, hem de gönderdikleri dövizlerin ötesinde ülke kalkınmasına nasıl katkı yapabilecekleri için kafa yorduklarını duyunca insanın daha da yakınası geliyor. Bir de bir İtalyan gazeteci tutup Almanya’daki Deniz Feneri kepazeliğini sormaz mı?! Gel de kahrolma!

30 Ekim 1961’de başlayan Almanya’ya işçi gönderme serüvenimizin ilk yıllarında, “bunlar zaten kısa süre sonra geri dönecekler, mümkün olduğunca tasarruf yapıp paralarını Türkiye’ye göndersinler, bu yeterlidir” yaklaşımı yurttaşlarımız gittikleri ülkeden dönmeyip yerleştikleri zaman bile tamamen ortadan kalkmadı. Eskiler hatırlar, müthiş bir “işçi şirketleri” felaketi yaşandı, yine politikalarda beklenen değişiklik olmadı. Bence hem vatandaşlarımızın çıkarları hem de ülke kalkınmasına katkı açısından ciddi fırsatları heba ettik. Kısa vadeli döviz açıklarının kapanmasına katkıda bulunan, ancak makro düzeyde enflasyonist baskı yaratan işçi dövizleri ile oyalanıp durduk. Şimdi artık o paralar Türkiye’ye eskisi kadar gelmiyor, zaten bazı ahlaksızlar vatandaşlarımızın cebine gözlerini dikmişler, gündemimizde sadece o var. Türkiye’nin de eskisi kadar işçi dövizlerine bağımlılığı yok artık. Buna da şükür etmek gerekir diye düşünüyorum.

Doğrusu yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın bundan böyle Türkiye’ye çok döviz falan göndereceklerini de pek sanmıyorum. Zaten vatandaşlarımızın dokusu değişti, genç kuşakların yurtta kendilerinden para bekleyen çoluk çocuğu da yok. Bununla birlikte her yeni durumun yarattığı, önümüze getirdiği yepyeni fırsatların var olduğuna inanıyorum. Öncelikle yetişen yeni kuşakların arasında mesleki nitelik kazanmış gençlerimiz var. Onların bilgi ve becerilerini Türk ekonomisine sunmaları paha biçilmez bir katkı olacak. Bunun yanısıra, şu anda üzerinde çalıştığım bir projede ele aldığım bir fırsat daha var ki, gerekli yasal güvenceler sağlandığı takdirde yurtdışındaki girişimcilerimizin Türkiye’de de ekonomik faaliyete girmelerini mümkün kılacak bir çerçeve ortaya çıkacak. Her neyse bunun ayrıntısına girmeye gerek yok şimdi. Fakat düşüncesi bile beni heyecanlandırıyor, çünkü bundan hemen herkes yararlanacak: Yeni istihdam yaratılacak, ticari faaliyetler çoğalacak ve artık geleceğin tartışmalarını belirleyeceğine inandığım “sınır-aşırı” yeni alanlar ortaya çıkacak. Bakalım gerçekleşecek mi, göreceğiz.

Ancak, Türkiye’de bu türden atılımların gerçekleşmesi için öncelikle sağlam bir siyasi iradeye ihtiyaç var. İzlenimim şu ki, göç ve yurtdışındaki Türkler gibi konular giderek gündemin alt sıralarına düşüyor. O zaman da uluslararası bir toplantıda eloğlu yaptıklarını ballandıra ballandıra anlatırken bize de eski başarısızlıkları düşünerek susmak ve hayıflanmak düşüyor. Hepinize iyi haftalar.

Dr. O. Can Ünver

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla