6.7 C
Berlin
03:15 - 18/02/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Dr. Ertekin Özcan

Dr. Ertekin Özcan arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

ÇOCUKLARIMIZIN ÇOKDİLLİLİĞİNİ NASIL GELİŞTİREBİLİRİZ?

23:54 - 29/05/2016

ÇOCUKLARIMIZIN ÇOKDİLLİLİĞİNİ NASIL GELİŞTİREBİLİRİZ?

“Dil Geliştirme Oyunları” bu konuda nasıl bir katkı sağlayabilir?

70’li yılların ikinci yarısından beri Almanya’da çocuklarımızın iyi ve başarılı bir eğitim ve öğretim görmeleri için çeşitli sivil toplum kuruluşları içinde sürekli çalışmalar yaptım. Bu süreçte yüzlerce arkadaşla birlikte uğraş verdik. Bu arkadaşlarımızdan 1977 yılından beri Kiel’de öğretmenlik yapan değerli AHMET KARADENİZ’in hazırladığı “KARKAYA Dil Geliştirme Oyunları”, daha doğrusu “TÜKÇEYİ GELİŞTİRME OYUNLARI” projesinden söz edeceğim. İlgi duyan arkadaşların, ana babaların bu olanaktan yararlanarak oyun içerisinde çocuklarının kelime haznelerini geliştirebileceklerini önereceğim.

Konuya girmeden önce Almanya’daki çocuklarımızın durumlarına kısaca değinerek Almanca –Türkçe ikidilliliğin ve çokdilliliğin önemini vurgulamak istiyorum.

İKİDİLLİ VE ÇOKKÜLTÜRLÜ ORTAM – İKİDİLLİ / ÇOKDİLLİ EĞİTİM

Çocuklarımız Almanya’da ikidilli ve çokkültürlü bir ortamda gelişmektedirler. Yani genelde birçok aile evlerinde Almanca’nın yanında Türkçe konuşmakta, Türkçe yayın yapan radyo ve televizyonları izlemekte ve gazeteleri okumaktadır. Ya da Türkçe’nin yanında Almanca konuşmakta ve her iki dildeki yayınları izlemektedir. Dışarda, yani yuvalarda, okullarda (bazı ikidilli yuva ve okulların dışında), gençlik evlerinde, meslek eğitim yerlerinde çocuklar ve gençlerimiz Almanca konuşmak, anlamak ve yazmak zorundadırlar.
Bize göre bu ikidillilik ya da çokdillilik gerçeği (realitesi) çocuğun dil edinim (Spracherwerb) süreci boyunca yuvalarda ve daha sonra da okullarda muhakkak göz önünde bulundurulmalı ve desteklenmelidir. Bu nedenle ikidilli ve çokkültürlü bir ortamda büyüyen çocuklar ikidilli ve kültürlerarası bir eğitim anlayışı ile yuvalarda, anasınıflarında ve okullarda eğitilmelidirler.
Almanya’da okul dili genelde Almanca’dır. Eğer çocuklar Almanca’yı çok iyi konuşabiliyor, yazabiliyor ve anlayabiliyorlarsa, okul yaşamında da başarılı olabilirler. Bu nedenle Türkiye kökenli öğrencilerin bir yandan çok iyi Almanca öğrenmelerini, diğer yandan da kendi anadillerini öğrenmelerini istiyoruz.

Böylece çocuklar hem içinde yaşadıkları çokkültürlü toplumdaki kültürel olanaklardan hem de kendi kültürlerinin olanak ve zenginliklerinden beslenerek ve yararlanarak kendilerini daha sağlıklı bir biçimde geliştirecekler ve ileride aileleriyle daha az sorun yaşayacaklardır.

Ayrıca çocukların ikidilli gelişmeleri, onların ileride ortaya çıkacak kimlik bunalımı ve sorunlarını daha kolay aşmaların sağlayacaktır. İki ayakları üzerinde özgüven içinde duran çocukların içinde yaşadıkları topluma daha kolay uyum sağlayacağı kuşkusuzdur. Bunlara ek olarak 3 milyonun üzerinde insanımızın yaşadığı Almanya’daki Türk ve Alman işyerlerinde çocukların Almanca ve diğer yabancı dilleri bilmelerinin yanında iyi bir şekilde Türkçe konuşup yazışabilmeleri, iyi bir meslek yeri ve işyeri bulmalarına ek katkı sağlayacaktır. Bu katkı aynı zamanda hem Türkiye’de hemde 220 milyon insanın Türkçe konuştukları dünyadaki diğer ülkelerde işbulma şansını artıracaktır.

Ama ne yazık ki, Almanya’da Türkçe ve Almanca ikidilli eğitim veren yuva ve okulların sayısı çok azdır. Almanca’nın yanında Türkçeyi Alman Müfredat Programı içerisinde veren okulların sayısı da çok değildir.
Bu durumda Anne ve babaya düşen görev, bir taraftan ikidilli eğitim ve öğrenim programlarını ve Türkçenin yuva ve okul müfredat programlarına girmesi için çalışmalar yaparken; diğer yandan da kendi olanakları ile çocuklarının Türkçe öğrenmelerini geliştirmek için var olan yardımcı kitap, müzik, video ve oyunlarla teşvik etmektir.

İşte bu bağlamda 50 yıla yakın bir süredir önce Türkiye’de daha sonra da Almanya’da sosyal ve eğitsel açıdan zayıf olan çocuk ve yetişkinlerin daha iyi koşullara ulaşması için yaşamını adayan öğretmen arkadaşımız Ahmet KARADENİZ’İN verdiği mücadeleden ve özellikle son projesi: “Dil Geliştirme Oyunları”, daha doğrusu “TÜKÇEYİ GELİŞTİRME OYUNLARI” projesinden söz edeceğim.

Ahmet Karadeniz KİMDİR?

1948 yılında Artvin’de doğan Ahmet Karadeniz Köy Enstitüsünden (Cilavuz) kalma Öğretmen Okulunu bitirdikten sonra Konya, Artvin, Erzincan ve Ankara’da öğretmenlik yaptı. Ankara’da çalıştığı sırada dışardan Ankara Amme İdaresi Sevk ve İdarecilik Yüksek Okuluna devam etti. 1977 yılında Milli Eğitim Bakanlığının açtığı sınavı kazanarak Federal Almanya’da öğretmen olarak görev aldı. 2013 yılına kadar öğretmen olarak Schleswig-Holstein Eyaleti’nin başkenti Kiel’de değişik okullarda çalıştı. Bu süre içinde LÜK (Lernen, Üben, Kontrolieren) sistemini Westermann Yayınevi’nin lisansıyla –KÖK- adıyla (Kendi Kendine Öğrenme ve Kontrol) Türkçeye uyarladı. Kiel Christian Albehrt Üniversitesinde 17 yıl boyunca Alman öğrenciler için Türkçe okutmanlığı yaptı. 10 yıl Kiel Halk Yüksek Okulunda yetişkin Almanlara Türkçe öğretti. Kieldeki yaşamı boyunca değişik derneklerde, sendikalarda ve Sosyal Demokrat Partinin yönetiminde çalıştı.

Ahmet Karadeniz 1994 yılında kurulan TGD – Almanya Türk Toplumu’nun kurucuları arasında yer alarak insanlarımızın eşit hak ve uygulamalara ulaşması için mücadele verdi. Halen Kiel’de bir Gymnasiumda Türk çocukları için haftada dört saat Türkçe dersi veren Karadeniz, Schleswig-Holstein Türk Toplumu bünyesinde 11 yıldır ayda bir kez düzenli olarak Türkçe Edebiyat Akşamları düzenlemeyi sürdürüyor.

2013 yılında emekli olduktan sonra diğer uğraşlarının yanında Ahmet Karadeniz, çocukların Türkçe bilgilerini geliştirmelerine katkı sağlamak için “KARKAYA Dil Geliştirme Oyunlarını” hazırladı.

DİL NEDEN ÖNEMLİDİR?

İster Türkçe olsun, ister Almanca dil, insanın düşündüğünü ifade etmesi, duydukların anlaması ve anlatabilmesinin aracıdır. Dilin, anlama ve anlatma işini yeterince yapabilmesi için sözcüklere ihtiyacı vardır. Bir binanın yapımında temel yapı taşları hangi görevi yerine getiriyorsa, kelimeler de anlama ve anlatmada aynı görevi yerine getirir. Kelime hazinemiz (sözcük dağarcığımız) ne kadar zenginse:

–    Hayallerimiz, duygularımız ve düşüncelerimiz de o kadar zengindir.
–    Sosyal çevremizle iletişim kurabilmemiz o denli kolay olur.
–    Duyduğumuzu, okuduğumuzu, doğru anlayabilir ve anlatabiliriz.
–    Sözcüklerin anlamlarına uygun yerleri seçmede zorlanmayız.
–    Düşüncelerimizi ifade etmede kendimizi daha rahat hissederiz.
–    Kavram dünyamız ve dünyaya bakış açımız genişler.
–    Okuduğumuzu anlayarak ve zevk alarak okur ve anlatırız.
–    Yabancı dillerin hızlı bir biçimde öğrenilmesi daha kolay olur.

NİÇİN OYUNLA DİL ÖĞRENİMİ?

Çünkü:

Oyun bir düşünce yöntemidir.
Oyun çocuğa özgürlük alanı yaratır.
Öğrenmek için çocukların özgür olmaya ihtiyaçları vardır. Oyun çocukların anlaşma dilidir. Çocuklar oyun sırasında kendilerini çok önemli işler  yapan biri olarak güçlü, değerli, becerikli hissederler ve özgüvenleri gelişir.
Anababa ve öğretmen ya da eğitmen başrol oyuncusu olmaktan çıkar, oyun çocuğa kendi gücünü ve kişisel eğilimlerini yansıtma olanağı verir.

Oyun çocuklara birbirleriyle yarışma ve dayanışma fırsatı sunar.
Oyun öğrenmeyi ilginç ve eğlenceli hale getirir, kalıcı öğrenmeyi daha erken sürede olanaklı kılar. ‘’Aklın gelişmişliği beyin hücrelerinin sayısından çok, beyin hücreleri arasındaki bağlantı yoğunluğuna bağlıdır. Beyin hücreleri arasındaki bağlantı miktarı, kişinin akıllılık derecesinin biyolojik göstergelerinden biri kabul ediliyor (Mümin Sekman , Her Şey Beyinde başlar S.36). Beyindeki bu bağlantıların yoğunluğu oyun sırasında çok daha hızlı olmaktadır.

Sözcüklerin öğretilmesi için uzun bir süreç gerekir. İlk duyulduğunda kısa süreli belleğe alınan sözcükler uzun süreli belleğe aktarılmazlarsa çabuk unutulurlar. Sözcüklerin uzun süreli hafızaya yerleştirilmesi ve beyinde o sözcüklerle ilgili bir simge (resim) oluşuncaya kadar sözcükler oyun içinde tekrar edilmelidirler. Sözcüklerin beyimizde bir anlam, bir simge, bir resim, bir birikim oluşturmadan insanın dinlediğini, okuduğunu anlaması ve anlatması zordur. „Öğrenmek yeni bilgiyi kafanın içinde yerleşik bir bilgiye bağlamaktır. Bu ilişkilendirme kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya geçişi sağlar. Araştırmalara göre tekrarın kesintisiz olanı değil, aralar verilerek yapılması daha etkilidir.“ (M.Sekman, Her Şey Beyinde Başlar S.73 )

Sözcükleri kendi öz anlamından soyutlayarak öğretilmesi bazen fazla bir anlam taşımayabilir. Sözcüklerin bağlantıları ve anlam derinlikleriyle algılanabilmesi için cümle içinde kullanılarak öğrenilmesi gereklidir.

“DİL GELİŞTİRME OYUNLARI” HANGİ YAŞ GRUBU İÇİNDİR?

“KARKAYA DİL GELİŞTİRME OYUNLARI” 9 Yaşından itibaren çocuklar için öngörülüyor. 1 sette 6 kutu ve her kutuda 2 oyun olmak üzere 12 oyundan oluşuyor. Bu oyun kümelerinde toplam 1144 sözcükle çalışma olanağı sağlanıyor. Oyunların nasıl oynanacağı kutuların arkasında anlatılıyor.

KARKAYA Dil Geliştirme Oyunları Memory veya Domino gibi bellek oyunlardır. Oyunlardaki kartlar doğru yerleştirilirse her oyun için bir şekil ortaya çıkıyor. Bu şekiller kutuların arkasında verilmiştir. Böylece oyuncular yaptıkları işlemin doğru olup olmadığını şekillere bakarak kontrol edebiliyorlar. Her oyun için değişik bir şekil oluşmaktadır. Sözcüklerin birleştirilmesinde renkler dikkate alınmalıdır.

“DİL GELİŞTİRME OYUNLARI” NASIL EDİNİLİR?

Türkçe “DİL GELİŞTİRME OYUNLARI” konusunda www.karkaya.com internet sayfasından daha ayrıntılı bilgi almak ve ısmarlamak olanaklıdır.

Dr. Ertekin Özcan

 

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla