6 C
Berlin
04:33 - 10/04/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Prof. Dr. Levent Seçer

Prof. Dr. Levent Seçer arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

ATATÜRK’TEN RAHATSIZ OLMAK TARİHİ İNKÂR ETMEKTİR…

13:51 - 13/01/2012

Atatürk gerçeğini inkâr etmek demek, tarihi inkâr etmekten başka bir şey değildir. Şimdi Atatürk ve devrimlerinden korkmak, onun çağdaş, Cumhuriyet anlayışını kabul edememek, Atatürk ve cumhuriyete ihanet değil de nedir? Benim sürekli Atatürk’ten söz etmemden rahatsız olanlar, şimdi tarihe ve cumhuriyete ihanet etmiyorlar mı? ”Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika’nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç. Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir” 22 Ekim 1922. Atatürk’ün söylediği unutulmayacak sözlerden biri. Şimdi bu sözleri söyleyen Atatürk, ve ülkenin geldiği sona baktığımızda bundan farklı şeylerin yaşandığını söylemek mümkün mü? Ondan rahatsızlık duyanların ülkeyi sürükledikleri sona bakmak gerek.

ATATÜRK NE YAPTI…

Ona şimdi bazı güçler diktatör diyorlar. Atatürk’e ”Diktatör, despot ve zorba diyenlerin, bundan rahatsız olmalarının altında yatan acı gerçeği bilmemek mümkün mü? ”Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyerek bilimi yol ışığı olarak gösterdi. Sanatçıyı severdi, sanata çok önem verirdi, biz hala bir ülkenin uluslararası saygınlığı kazanmasında sanatçının önemini hala kavrayamadık. Spora çok önem verir ”Ben sporcunun, zeki, çevik ve dürüst olanını severim ” derdi. Atatürk padişahlığı ve halifeliği kaldırarak bir devri kapattı. Âmâ şimdi hala o dönemin yerleşmesini bekleyen anlayışın hâkimiyetinde bir ülke gerçeğini yaşıyor Türkiye. Atatürk padişahlığı reddetti, Cumhuriyet idaresini tercih etti. Halk idaresine dayalı Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu, geleceği Türk gençliğine emanet etti. Ulusuna güvendi, ”Benim naçiz vücudum elbette bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” dedi. Diktatör olsa bunları yaparmıydı? Atatürk çağdaş bir ülke, çağdaş bir toplum yaratmak adına neler yapmadıki? Şimdi ondan hala rahatsız olanlara sormak lazım. Kurtuluş savaşını kazanmasa mıydı? İşgalcileri yurdumuzdan atıp bağımsız bir devlet kurmasa mıydı? İngiliz ya da Amerikan mandasını kabul edip Türk ulusunu bir çeşit esarete mi sürükleseydi? Atatürk manda yönetimine razı mı olsaydı? Cumhuriyeti ilan etmese miydi? Arap harflerini kaldırıp, yeni Türk Alfabesini yapmasa ve Türk ulusunu cahilliğe mi mahkûm etseydi? Atatürk devrimleri yapmasa, Türk kadınını çarşaftan çıkarmasa mıydı? Şimdi Türk kadınını biz aksine daha da kapatarak karanlığın ortasında güneş bile görmesini istemiyoruz. Avrupa Türkiye’de sanatı bile, Türk kadınının başını Türban gerçeğiyle bağlayarak çizdiğini söylüyor. Çağdaş bir ülke de böyle bir görüntünün yanlışlarını yazıyor. Çok sayıda İslam ülkelerinde bile, devlet adamlarının eşlerinin başlarının modern biçimde açık kaldığını görmek mümkün. Âmâ Türkiye’de aksine bunun farklı yaşandığı ortada. İnançlarından dolayı herkese saygılıyım, âmâ bu resmin Atatürk Türkiye’sin de, özellikle uluslararası açılım noktasında yakışmadığını söylemek isterim, bunun da ötesinde hala kadınların erkeklerin gerisinde yürümelerini isteyen bir anlayışın varlığı beni rahatsız ediyor. Atatürk kadına çok önem verdi ve bu ayrımcılığı ortadan kaldırdı, ‘kadın erkek eşit haklara sahiptir” dedi. Ama hala ülkemde kadın haklarının özgürce yansıtıldığını görmediğimi söylemek isterim. Cumhuriyet Türkiye’sin de kadının sesinin kısılmasını kabul edemiyorum. Kadın işkence görüyor, itilip kakılıyor, konuşma özgürlüğü bile yok. Atatürk Türk kadını için bu sonu düşünmemişti. Erkeğin yapacağı her işi kadınların da yapabileceğini söyleyip onlara doktor, avukat, mühendis, bilim insanı, pilot olma imkânı sağlamasa mıydı? Atatürk sanayi hamleleri yapmasa, bankaları kurmasa, kültür ve sanatı geliştirmese. Osmanlı döneminde olduğu gibi operayı, baleyi, resmi ve birçok sanatı günah saysa daha mı iyi olurdu. Bunlar mı rahatsız ediyor birtakım bağnaz karanlık güçleri. Atatürk’ü küçültmeye çalışanlar, onun kazandığı askeri ve siyasi zaferlerinden, uluslararası başarılarından da mı utanmıyorlar? Siz Atatürk’ten rahatsız olanları ”Atatürk’ü anmak sevmek zorunda değilim’ ‘diyenleri. Atatürk Dil ve Tarih Kurumuna atarsanız, siz de aynı anlayışın içindesiniz demektir.

ALMANYA’DA DA DURUM DEĞİŞMEDİ…

Beni asıl üzense, hala Avrupa’da kendilerine ADD’leri adı altında faaliyet gösteren kurumların duyarsızlığı. Bu güne kadar göstermelik çalışmalardan öteye gidilemedi. Salonların bomboş kalması, Atatürk ve onun çizdiği çağdaş düşünce anlayışının hala Türk toplumuyla paylaşılamamasını görmek, ya da Atatürk ve cumhuriyeti konuşamayanların ADD’lerinin imtiyazlılığı altında görünmesini kabul edemiyorum.2012 yılında Atatürk daha çok konuşulacak, Cumhuriyet daha çok konuşulacak, âmâ Avrupa da Almanya’da yine Atatürk ve onun devrimsel anlayışı, yine salonlara yansıtılamayacak, bunu görmek düşünmek bile üzüyor beni. Türk toplumunun 50 yıldır burada kimlerin elinde tıkanıp kaldığını düşündükçe, şimdi daha farklı rasyonel bir değişimi göremediğime bakınca başka bir şey gelmiyor aklıma. Türk toplum derneklerinde de durum aynı. Her geçen zaman içinde, Almanya’da yaşam daha da zorlaşıyor, ırkçı saldırılar şimdiden çok büyük tehlikelerin habercisi bana göre. Âmâ biz hala kaybettiğimiz zamanın nerede kaldığının bile farkında değiliz. Almanya’da Bu tehlikeli tıkanmayı zaman içinde yazacağım, burada yaşayan Türk toplumu bu gerçekleri bilmeli, ”Seni ben temsil ediyorum’ ‘diyenlere, evrensel haklarının nasıl savunulduğunu ve nerede olduğunu sorgulayabilmeli. Atatürk’ün miras olarak bıraktığı bilim ve akıldan kendisini uzakta tutanlara karşı cesaretle sormalı bunları. Yani 50 yıldır Almanya’da yaşayan Türk toplumu, kendisini yönetenleri temsil edenleri sorgulayamadı, fakat bundan sonrasın da sorgulayabilmeli. Özellikle (TGD) ve tüm temsilciliklerinin daha duyarlı olması beklediğim değişimdir.

Atatürk, ümmeti millet yaptı. Atatürk’ün ışığıyla Türk insanı karanlıktan çıkıp, aydınlığa kavuştu ışık hiçbir zaman sönmeyecek. O’nun büyük cumhuriyeti kurmak adına nasıl mücadele ettiğini görmeyenler yıllarda daha doğmayanların yaptıkları, şimdi Atatürk’ün bıraktığı, yazdığı, çizdiği, kurduğu cumhuriyete karşı, ihanet duygularının bir yansıması değil de nedir? Atatürk diktatör olsaydı bunları yapar mıydı? Bu ülke de hiç bir güç ve anlayışın, Atatürk gerçeğini yok etmeye gücü yetmeyecek. Atatürk tarih, aydınlık, cumhuriyet, özgür sözde dolaysız demokrasi, çağdaşlık ve Türkiye demektir. Özgürlük savaşçısı Ernesto Che Guevara Bolivya’da öldürüldüğü zaman, sırt çantasından Atatürk’ün kendi yazdığı Nutuk kitabı çıktı. Che kendi ülkesinin özgürlüğü adına savaşmada ki cesareti, Atatürk’ten aldı. Biz şimdi onu ikinci kez öldürüyoruz. Âmâ ben hala Atatürk sevgisini, onun bıraktığı akıl ve bilim değerlerini, çağdaş düşünceyi, Cumhuriyeti, bu ülkede yok saymaya kimsenin gücünün yeteceğini sanmıyorum.

Prof. Dr. Levent Seçer

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla