2.9 C
Berlin
01:25 - 29/01/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Perihan Reyhan Alkan

Perihan Reyhan Alkan arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

AMAÇ DİNDAR NESİL YETİŞTİRMEKSE

16:36 - 30/11/2019

Bundan 20 yıldan fazla bir zaman kadar önceydi; Diyanet İşleri Başkanlığına gidip görüşümü ilettim: Kuranı her tefsir eden, özellikle de meallerde kendi görüşlerini de eklemiş görünüyor. Ayrıca sizler daha iyi bilirsiniz ki Arapça çok zengin bir dil ve bir sözcüğün pek çok anlamı var. Sözcüğün her bir anlamı, söz konusu cümlenin konusu gereği bir anlamıyla ele alınır. Bu nedenle de Arapçayı ve dil kurallarını çok iyi bilen, yazıldığı dönem ve yöredeki şiveye, son derece vakıf olanlarca yapılmalı ama bu kadarı da yetmez. Malumunuz Kuranda, bilimsel vurgular da var ve bunları din adamı bilemez, o nedenle bir bilim kurulu oluşturulmalı. Bir büyük eksiklik ise, tefsirlerin sadece erkeklerce yapılmış olması ki pek çoğu da nalıncı keseri gibi ayetleri erkekler lehine yontmuş görünüyor. Ya bilinçli yapılmış ya da dil kurallarını bilmeyişle!.. Yine biliyorsunuzdur ki Arapçada dişil ve eril sözcükler var ve Allah kadına hitap ettiği ayetlerde dişil, erkeğe hitap ettiklerinde, eril sözcükler kullanmış lakin kadınla erkeğe aynı anda hitap ettiklerinde, yani ikisini de mesul tuttuklarında, ikisine de önerdikleri ya da yasakladıklarında, yine eril sözcükler kullanmış. Dolayısıyla bazıları bundan sadece erkeğe hitap edildiği anlamını çıkartmış. Bu da yine bazılarınca Allah’ın erkeklerden yana olduğu, erkekleri üstün tuttuğu, kadınları yoksadığı düşüncesine sahip olmalarına sebebiyet veriyor ki zannımca bu da bu bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor!..

Bilim kuruluna gelince, hem Arapça ve dil bilim kurallarına vakıf, hem de her bilim dalından bir erkek, bir de kadın olmak şartıyla oluşturulmalı!.. Bilim adamlarının da (Adamları diyorum çünkü burada sözü edilen adam, erkek anlamında değil, doğru yolda olan, doğru yolda giden insan anlamında) Arapça dil ve dil kurallarına vakıf olması çok daha iyi ama bu pek mümkün değil tabii.

Pek çok örnek verebilirim ama sadece en son örneği söyleyeceğim, biliyorsunuz, Kuran’da çocuğun oluşumunda, rahme düşene kadarki süreçte, çok kısa bir süre duraksadığı kara noktadan söz edilmekte lakin yıllardır ne bilim adamları ne de din adamları bunun ne olduğu, kadın üreme organlarının neresinde yer aldığını ve de ne gibi bir işlevi olduğunu bulamadı. Belki de o nedenledir ki tefsirlerde kara nokta pek dile getirilmedi. Amerikalı bilim adamları da bunu araştırmaktaydı ve de Kuranda bu kara noktadan söz eden ayette kullanılan sözcüğün pek çok anlamının birinden yola çıkarak buldu bu kara noktayı. Orada, “Dolu bir kovadan taşmakta olan su damlasının, kovanın dış kenarında, kısa bir süre beklemesi” anlamına gelen sözcük kullanılmıştı. Bu beni çok etkiledi, o nedenle de tüm bilim dallarından kişilerin de kurulda olması konusunda sahip olduğum düşünce, aklımda daha bir yer etti.

Kadınların da bulunmasına inancım da bizzat yaşadığım olay nedeniyle oluştu. Dışarıdan İmam Hatip sınavlarına giriyordum. Türkçe Hitabet dersi sınavında Cuma hutbesi veriliyordu. İslam’da Kadın Hakları konusunda hutbe veriyordum lakin erkeklerden oluşan sınav komisyonuna örnek verdiğim ayetleri kabul ettiremiyordum. Her bir dediğime karşı çıkıyorlardı. Ayetlerden örnek veriyordum, ayeti yanlış anlamışsın diyorlardı… Ne desem, nasıl açıklasam, ne kadar örnek versem itiraz ediyorlardı. Peygamberden de örnek verdiğim halde kabul görmüyordu anlattıklarım. O zaman anladım ki Dinimiz de, Kitabımız da erkeklerin tekelinde, hele de kadını adeta insandan saymayanların, yoksayanların tekelinde!..

Epeyce konuştuk; görüştüğüm kişi hak da verdi bana ve de, “Biz de bu görüşteyiz böyle bir bilim kurulu oluşturulmasına çalışıyoruz. İnşallah dediğinizce bir Kuran tefsir ve meali çıkartacağız” dedi. Sevinerek ayrıldım ama onca yıl geçti halâ ortada böyle bir çalışma ve Kitap yok!..

Bu arada defalarca kâh bizzat giderek, kâh telefonla sordum ama sadece, “Çalışıyoruz” yanıtını alabildim!..

Hadi diyelim ki o zamanki iktidarlar dindar değildi, pek de önemsemedi bunu ama şimdiki iktidar kendilerinin ve seçmeninin iddiasına göre madem dindar, madem amaçları da dindar bir nesil yetiştirmek; sürekli bunun sadece Kuranın Arapça okunması, hatta ezberlenmesi gerektiği, Türkçesinin sevap olmadığını ifade ederek, İmam Hatip Okulları açarak, normal liseleri İmam Hatibe dönüştürerek, üstelik çocukları buralarda okumaya zorlayarak olmayacağını da bilmeleri gerekir!..

Dindar nesil yetiştirme işine, seçim öncelerinde millete, çay, kahve, makarna, kömür dağıtarak değil, sözünü ettiğim bilim kurulunca düzenlenmiş olan Kitabı halka ücretsiz olarak dağıtarak, İslam’ın ne olduğunun bilgisini sunarak başlamaları gerekmez miydi?

Tabii İslam’ın aslının ne olduğunun bilinmesini ve de gerçekten dindar bir nesil yetiştirmek istiyorlarsa!

 Perihan Reyhan Alkan

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla