LVM Fikret Odağ

ÇÜRÜMÜŞLÜK; NEREYE KADAR?

17.10.2020 23:00

Toplumun çürümüşlüğüne neden olan gericiliğin ana kaynağı, siyaseti belirleyen ve yön veren yürütmenin idare şeklidir.

Toplumun çürümüşlüğüne neden olan gericiliğin ana kaynağı, siyaseti belirleyen ve yön veren yürütmenin idare şeklidir.

Yürütmeyi çağcıl, demokratik bir yapılandırmayla (Demokratik yapılandırma ancak güçlü bir laik ve demokratik Anayasa ve onun mahkemesi ile mümkündür) kurmadığınız takdirde keyfi yürütme her türlü akıl almaz çürümüşlüğe-yozlaşmaya yol açar. (Güçlü demokrasinin ilk şartı kendisini koruyabilmesidir.)

Ve bu yozlaşma ile siyasette, ekonomide, yargıda, eğitimde, kısaca toplumsal alanların herhangi birinde çağdaş, laik ve demokratik bir yapı görülmesi olanaklı değildir.

Türkiye’de aydınlanma devrimleri, içinde karşı devrimi de birlikte (yani gericiliği) taşıdı; Çağdaşlaşmanın koşulları olan laiklik ve demokrasi kendisini koruyamadığı için güçlenemedi ve rejim değiştirilmek üzere gericilerin eline geçti.

Ve Türkiye’de adım adım rejim değiştiriliyor.

Gericilikte tarikatlar başrol oynuyor. Siyasete yön veren kadrolar tarikatlarda yetiştirildiler. Tarikatların tuzağına düşmüş-düşürülmüş müritlerin sayıları nüfusa oranla az gibi görülebilir ama kurumlara yerleştirip tehlike oluşturacak kadar sayıları pekâlâ yeterlidir.

Öyle de oldu. Tarikatlar kurumsallaşıyorlar, devlet kadrolarının her yerindeler.

Dinci gericiliğin yol açtığı rejim değişikliğinde başrol oynayan tarikatları, liboşların ve hatta kendini liberal sol sanan düşünce kısırlığından kurtulamamış, en az din kadar fikrini dogmatikleştirmiş kişilerin sivil toplum örgütlerinden saymalarını artık yadırgayamıyorum.

Daha dün yanı başımızda İran’da Humeyni’nin sürgünde onlarca yıl süren gerici provakatif ve yalanlarla dolu eylemleri sonucu şeriat devrimi ile kendisine yardım eden ve kendini sol düşüncede sayanlarla nasıl hesaplaştığını…

Nasıl unutursunuz?

Dinci gericilik içeren her akım insanlıktan uzak, toplum zehirleyicileridir; bu bağlamda tarikatlar da demokrasi düşmanı oluşumlardır, sivil toplum kuruluşu sayılamazlar ve denetlenmesi değil yasaklanması gereken toplumsal vakalardır.

Önceden dinci gericiliğin gelenekselliğine atfedilmiş töre cinayetleri durdu mu sanıyorsunuz?

Her gün en az bir kadının cinayete kurban gitmesinin arkasındaki azmettirici kimdir, hangi toplumsal yozlaşmışlığın, çürümüşlüğün sonucudur, belli değil mi?

4+4+4 adlı ucube egitim sistemiyle bilhassa kız çocuklarının, haklarında alınacak karara karşı çıkabilecek yaşa gelmeden susturulması gerektiğinin ve geleceğinin nasıl karartıldığının önünü açmadınız mı? Oysa laik eğitim alacak bir insan insanlığı öğrenmiş olacak, aklını kullanacak ve sorgulayacak. Laik eğitimle elit yönetici yaratan dogmatik ya da otoriter rejimleri değil, eşitlikçi ve özgürce insanları bir arada yaşatabilmenin eğitimini almış olacak ki; bu da işlerine gelmiyor.

Dünya da bir örneği daha varmadır, bilmiyorum; Türkiye’de iktidar kaybettikçe de kazanıyor. AKP 2015 yılından beri seçim kazanamıyor ama ülkeyi yönetmeye devam ediyor.

Hukukun elde kalan bazı umut doğurucu kararlarını bile artık yok sayan ve şahıs devletinin kurumsallaşmasına yardım eden bir ortam yaratıp, rejim değişikliği çabalarını tartışmadan uzak tutabilmek için sürekli darbe imaları ile okları kendilerinden uzaklaştırıyorlar.

Humeyni insanlık dışı şeriat devletini yalan propaganda ile ŞAH DEVLETİ üzerine kurdu.

Humeyni devleti teokratik rejimden başka bir otokratik-teokratik rejime dönüştürdü.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ, din-tarım toplumuna dayalı OSMANLI’nın miadını doldurmuş devleti üzerine kuruldu ve çağdaş, aydınlanmacı bir devlet temeline dayanır.

Çürümüşlüğe ve yozlaşmışlığa rağmen, aydınlanmaya sahip çıkarak mücadele sol üzerinden, demokratik ve devrimci kararlılıkla yürütülmek zorunda. Ne kazandıklarımızdan ne de laik ve demokratik yolumuzdan ödün vermeden.

Zekeriye Uçar

#

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Haberler