18.8 C
Berlin
11:34 - 01/06/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Doç. Dr. O. Can Ünver

Doç. Dr. O. Can Ünver arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

TÜRK DIŞ POLİTİKASI

23:16 - 16/06/2010

Türk dış politikasının yönü bugünlerde yurtiçinde ve yurtdışında tartışılan önemli konulardan biri oldu.
Acaba Türkiye’nin dış politikasında son Gazze olayı ile belirginleştiği düşünülen bir eksen kayması var mı?
Daha açıkçası, Türkiye Batı’dan kopup Doğu’ya mı yönleniyor?
Şimdi bu sorular iç ve dış kamuoylarının gündeminde yerini buldu; ancak her zaman olduğu gibi yüzeysel ve kısa ömürlü yorumlarla ele alınıyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda konulmuş olan dış politika ilkelerinin başında bağımsızlık gelmektedir.
Cumhuriyet’in ilk döneminde bu ilkeden ödün verilmemiş, Türkiye’nin henüz sömürgecilik dönemini atlatamamış olan Ortadoğu’da bile bir bölgesel güç olma perspektifi korunmuştur.
Atatürk’ün kararlı ve onurlu dış politikasının en önemli örneklerinden biri, kendisinden sonra sonuçlanmış olan Hatay’ın anayurda katılmasıdır.
İkinci Dünya Savaşı’nda İsmet İnönü’nün aynı kararlılıkla sürdürdüğü savaşan taraflardan hiç birine eklemlenmeme politikası sayesinde Türkiye savaşa girmemiş ve tek bir vatandaşımızın burnu kanamamıştır.
Ne var ki, 1946’dan itibaren Stalin rejiminin tehdidi altına girince Batı’ya yönlenme, Batı’nın bir parçası olma dönemi başlamış, 1950’den sonra NATO üyeliğimizle birlikte Türkiye artık dünyanın iki güç kutbundan birinde yer almıştır.
Demokrat Parti iktidarının emperyalizme karşı ilk ulusal kurtuluş savaşını vermiş olan Süveyş Krizi ve Cezayir’in Fransa’ya karşı sürdürdüğü kurtuluş savaşında Batı cephesinde yer alma kararları Atatürk Cumhuriyeti’nin ilkelerine aykırı hazin anılardır.
1960’dan sonra Türkiye tek bir eksende yer almanın yalnızlığına karşı çok yönlü bir dış politika arayışına girmiş, Adalet Partisi hükümetlerinde Soğuk Savaşa karşın Sovyetler Birliği ile ekonomik ilişkilerini geliştirmiş, 1974 yılında CHP-MSP Koalisyonunda ise ABD’ye rağmen haşhaş ekimini serbest bırakmış, dahası garantörlük anlaşmasından doğan hakkını kullanarak Kıbrıs Türkünün hak ve hukukunu korumak üzere adaya askeri müdahalesini gerçekleştirmiştir.
Bu politikasının bedelini de dışarının etkisiyle içeride ağır biçimde ödediği, demokrasisinin yara aldığı ve terör belası ile mücadele etmek zorunda bırakıldığı bilinir.
Kısaca Türkiye’nin dış politikasında Soğuk Savaş Dönemi dâhil bin bir sıkıntıyla gerçekleştirmeye çalıştığı bir çok yönlü politika perspektifi zaten vardır.
Aslında bugün iç politikaya malzeme edilen Gazze olayının Türkiye’yi sadece Ortadoğu’nun bataklık haline gelmiş politikasına çekmekten başka bir özelliği falan yoktur ve arızidir.
Gelelim Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye bakışına…
AB’nin önde gelen ülkeleri 1999’da Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’ye zoraki verilen adaylık statüsünü anlaşılıyor ki, hiçbir zaman içine sindirememiştir.
2004 Aralık ayından bu yana da engelleme, mızıkçılık ve gereksiz tartışmalarla süreci zora sokmaktadır.
Hiçbir aday ülkeden istenmeyenler talep edilmekte, sürecin ucunun açık olduğu, üyelerden birinin reddi halinde tam üyeliğin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği açıkça dile getirilmektedir.
Türkiye’ye üyelik perspektifi vermeye niyeti olmadığını, tüm karar organlarının dışında bırakarak elinin kolunun bağlanmak suretiyle AB’nin bir tampon bölgesi olması gerektiğini neredeyse davul çalarak ilan etmektedir.
Şu ara Avro krizi ve ekonomik hacimleri Türkiye’den fersah fersah geride olan ülkelerin ekonomileri ile uğraştığı için Türkiye’yi gündemine taşımamaktadır, ama Türkiye’ye şimdiye kadar biçtiği rolden ötürü pek bir şey söyleme iddiasında da olmamalıdır.
Eğer eksen kayması gibi bir olgudan söz edilecekse AB’nin bu konuda şapkasını önüne koyup biraz düşünmesi gerekmektedir.
Türk dış politikası hiç kuşkusuz değişen dünyanın ve öncelikle bölgenin koşullarına uyum sağlayacak, çok yönlülükle ana doğrultusunu bağdaştıran bir dış politika eksenine oturacaktır.
Ancak bunun için olayların seyrine kendini kaptırmamak, Cumhuriyet’in temel dış politika ilkelerinden uzaklaşmamak gerekmektedir
O ilkeler de bağımsızlık, gerçekçilik, barışçılık ve akılcılıktır.

İyi bir hafta dileğiyle

Dr. O. Can Ünver

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla