16.5 C
Berlin
19:26 - 09/04/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Zekeriye Uçar

Zekeriye Uçar arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

LAİKLİĞİN ÖNEMİ

00:08 - 08/02/2020

Türk toplumu nasıl bir toplum, gelişmişlik düzeyi nedir?

Belirli bir toplumu analiz edip, nasıl bir toplumsal yapıda olduğunu anlamak için, toplumun olaylara bakışına yani toplum bilincine, ekonomik düzeyine, siyasal yapısına göre, istatiksel verilerle dönem dönem değerlendiririz. Elbette bu değerlendirmeleri yapabilmek için toplumun tüm tarihsel süreçlerini okuyup öğrenmek gerek.

İmparatorluklar kurmuş bir toplum nasıl olmuşta geri kalmışlığa evrilmiş ve yok olma noktasına gelmiş?

Yaklaşık bin yıllık din ve göçebe toplum özelliği, geri kalmışlığın baş nedeni olmuştur.

Gelişmiş toplumlarda aklın gücü ile düşünce gelişip demokrasi icat edildiği zamanda, toplum yerleşik düzendeydi ve dinler yeni doğuyordu. Gelişmiş toplumlarda da dinler düşünceye pranga vurup teokratik yönetime heveslendiler, bir süre etkili ve baskılı da oldular. Sonuçta akıl üstün geldi, din evine çekildi. Neyse biz bize dönelim, biz neredeyiz? Osmanlı’nın geri kalmışlığı ile bitişi sonrası gelen kurtuluş, Türk toplumunu geri kalmışlıktan az gelişmişliğe- gelişmekte olan toplum düzeyine çıkardı. Ne zamana kadar? 12 Eylül 1980 faşist askeri darbesine kadar. 12 Eylül darbecileri tam yol gerici rotası ile toplumun aydınlanmasını sağlayan aydın önderlerinin katliamına yol verdiler ve katıksız gerici AKP’nin 2002 yılında iktidara gelmesinin önünü açtılar. Ve Türk toplumu 2002 yılından beri gerici, dinci toplum düzeyine düşürülmüştür; sosyal, ekonomik ve siyasal olmak üzere her alanda tam bir gericilik yaşanmaktadır. Gericilik o kadar akıl almaz boyuta gelmiştir ki, devletin ve toplumun her yanını sarmalamıştır. Medya alçaklaşmış, yaptıkları yayınlarla kendilerini gerici iktidarın ve dinci yobazların akıttıkları zehirleri savunma durumuna düşürmüştür.

Ne olacak?

Sorunun yanıtını, Allah sonumuzu hayır etsin!’’ diye verdiyseniz toplum zehirlenmesi ve gericilik devam eder.

Aslında her şey çok basit başlayabilir.

Birey kendisinden başlamalı. Bir şey yapabileceğinin farkına varmalı.

Örneğin laiklik nedir, birey nasıl laik olur ve yaşamında laikliğe yer veriyor mu? Laik yaşamak istiyor mu? İstiyorsa neden taviz veriyor? Din toplumunda yaşadığının farkında mı? Ya da hangi dini söylemlerin rüzgarına kapılmış, ilerici, laik toplumsal yaşamın dışına çıkıp yabancılaşarak özgürlüğünü kaybetmiş?

Bir toplumda tek bir bireyin bile herhangi bir inancı istediği gibi, özgürce tercih etme hakkının olduğunu akıldan çıkarmadan, aksi bir inançsal davranışın psikolojik baskıya dönüşeceğini düşünerek, laik davranılması gerektiğini anlaması ve uygulaması gerekir.

Akılla, bilime önem veren, düşünen, sorgulayan insanın laiklikten ödün vermeden oluşturduğu ve uyguladığı yaşam tarzı, geri bırakılmış, biat ettirilmiş, ümmetleştirilmiş topluluklara örnek olmalıdır. Oysa bugün görülüyor ki; laik düşündüğümüz birçok insan farkında olmadan din toplumu yaşam modelinin rüzgarına kapılmış, özgürlüğünün tutsak edilmesinin ayırtında değildir.

Laik yaşam Türk toplumuna yabancı bir yaşam tarzı değil, aksine köklü laik gelenekleri var.

Toplum ümmetleştirilmeye çalışıldıkça laik yaşam daha da önem kazanıyor.

Türkiye’de LAİKLİK 5 Şubat 1937 yılında anayasanın değişmez maddesi olarak kabul edilmiştir. Laikliğin kanunlaşmasının 83.yılı topluma kutlu olsun.

Zekeriye Uçar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla