LVM Fikret Odağ

ÜLKEMİZ SPORUNUN YENİDEN YAPILANMASINA İLİŞKİN! (1)

10.01.2021 16:04

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Sağlığı; ‘’Bireyin kendisini; fiziksel, duygusal (psikolojik) ve sosyal yönden mutlu hissetmesidir’’ diye tanımlar. Bu hiç kuşkusuz şu anlama da gelmektedir; Sağlıklı bir vücut, sağlıklı bir ruhsal yapı ve çevresi ile sosyal yönden olumlu ve sağlıklı ilişki kurabilen insanı anlatır. Sporu ülke düzeyinde düşünürken insan sağlığına kazandırdıklarını da hesaba katarak esas çıkış noktamızın bu anlayışa hizmet veren şekliyle algılanması gerektiğine inanıyorum.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Sağlığı; ‘’Bireyin kendisini; fiziksel, duygusal (psikolojik) ve sosyal yönden mutlu hissetmesidir’’ diye tanımlar. Bu hiç kuşkusuz şu anlama da gelmektedir; Sağlıklı bir vücut, sağlıklı bir ruhsal yapı ve çevresi ile sosyal yönden olumlu ve sağlıklı ilişki kurabilen insanı anlatır. Sporu ülke düzeyinde düşünürken insan sağlığına kazandırdıklarını da hesaba katarak esas çıkış noktamızın bu anlayışa hizmet veren şekliyle algılanması gerektiğine inanıyorum.

Bu bağlamda sağlıklı bir toplumu oluşturabilmemiz için sporun gerek dünyada ve gerekse ülkemizdeki uygulanış biçimine bakıp buradan birşeyler çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu bağlamda hem bilimin ışığı altında ve hemde yılların bana vermiş olduğu deneyimlerimle ülkemiz sporunun gelişimine belki katkı koyabileceğimi de düşünerek birtakım bilgileri siz değerli okurlarımla paylaşmak istedim! Burada ülkemiz sporunun sorunlarını dört ana başlıkta ele alacağım ve bunları sırasıyla anlatmaya çalışacağım;

Birincisi; Sporun eğitimsel boyutu ve sorunları, Ana okullarından itibaren başlayarak; ilk, orta, lise ve yüksek öğrenim kurumlarında uygulanan Beden Eğitimi ve Spor eğitimini kapsar. Kısacası bu eğitimi yapan ve yaptıran kişilerle ilgilidir, bu alanda Beden Eğitimi Öğretmeni yetiştirilirken verilen eğitimin ülke düzeyinde bir sorun (eşitsizlik) teşkil ettiğini söyleyebilirim, yani akademik boyutunun yeniden gözden geçirilmesi ve burada eğitim verenlerin bilgi düzeyleri ciddi bir şekilde araştırılması kaçınılmazdır. Bu konu kuşkusuz öncelikle Milli Eğitim Bakanlığımız ile Yüksek Öğretim Kurumumuzun görevleri içerisinde yer alır!

Şayet geniş kitlelere sporu sevdirmek ve mümkün olan büyük bir çoğunluğa sporu yaptırarak yaygınlaştırmak ve ayrıca erken yaşlarda çocuklarımıza spor yapma alışkanlığını kazandırmak istiyorsak tüm dünya ülkelerindeki uygulamalara göz atmamız gerekmektedir. Kısacası tüm eğitim kurumlarında uygulanan Beden Eğitimi ve Spor derslerinin yeniden gözden geçirilmesi ve haftadaki ders saatlerinin arttırılması kaçınılmazdır. Özellikle erken yaş çocuklarının daha bu yaşlarda resim, müzik ve beden eğitimi (oyun formunda uygulanan) etkinlikleri öncelikli olma anlayışı sağlanmalıdır.

Burada dersleri uygulayan öğretmenlerimizin hem pedegojik hemde mesleki yeterlilik anlamında yeterli düzeyde bir eğitimden geçirilmeleri olmazsa olmazlarımızdandır.

İkincisi: Sporun Performans boyutu ve sorunları; bu boyut başta Gençlik ve Spor Bakanlığımızı ardından, Spor Genel Müdürlüğümüz ve bünyesinde bulunan tüm olimpik branş Federasyonlarımız ile Türkiye Milli Olimpiyat Komitemizi ilgilendiren boyutudur. Burada da yapılan her türlü organizasyonların ve görevlendirmelerin tamamen işinin ehline konuyla yakından ilgili ve bu alanda bilgisi olan kişiler tarafından yapılmalıdır. Bir başka konu; Hiç zaman kaybetmeden ülkenin dört bir tarafında bilimsel anlamda yetenek arama ve yetenek belirleme çalışmasına başlanmalıdır.

(Bu konuda yürütülmekte olan TOHM yani Türkiye Olimpiyatlara Hazırlık Merkezleri daha önce ben ve meslekdaşım Beden Eğitimi Öğretmeni Köln Spor Yüksek Okulunda Eğitim görmüş arkadaşım Hüseyin Kutay ile birlikte, zamanın Gençlik Spor Genel Müdürümüze 2010 yılında Almanya’da sunduğumuz 100 sayfalık TOM projesinin bir kopyasıdır ve şu anda da amacına çok uygun bir şekilde yürütülmemektedir! Bu konuda isteyen her kişiye ben ve arkadaşım detaylı bilgi vermeye hazırız).

Şimdi devam edelim; Bilimsel verilerle seçilen bu yetenekli sporcuların asıl sorunu bundan sonraki aşamada başlar; yani kısacası bu yeteneklere, eğitim verecek kişilerin sahip olduğu bilgi ve donanımları çok önemlidir ve ülkemizde bu tür çalıştırıcıların maalesef sayısı çok azdır ve bu alanda görevlendirilecek olan kişiler sporumuzun geleceğini belirleyecektir. Bu görevlendirmeler hiçbir zaman hatır gönül ilişkisi içerisinde olmamalı bilgi ve deneyim ön planda tutulmalıdır.

Ayrıca seçilen bu küçük sporcu adaylarının Ebeveynlerinden ayrılmamaları gerekir! (Kendilerine çok uzak olan herhangi bir uzak şehirde kurulan kamp eğitim merkezlerini kast ediyorum). Yani çocuklar anne baba sevgisinden yoksun bir şekilde kalmaları engellenmeli, duygusal bozukluklara düşmemeleri için çalışma yapabilecekleri ortam kendi çevrelerinde sağlanmalıdır.

Bu anlayış aslında sporu yönetenlerin tümünü kapsayacağı gibi, antrenör hakem ve kulüp yöneticileriinide kapsamalıdır. Bana göre burada devşirme sporcu arayışından kurtulup kendi öz kaynaklarımıza bu şekilde dönmeliyiz.

Değerli okurlarım şimdilik bu iki konuyu aktarıyorum gelecek yazımda da diğer iki önemli konuya değineceğim.

Saygılarımla

Prof. Dr. Seyhan HASIRCI

#

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Haberler