TÜRKİYE CUMHURİYETİ SIĞINMACI BEKÇİSİ KALMAYACAK

02.10.2021 22:51

Federal Almanya seçimleri, anketlerin gösterdiği şekilde gerçekleşti.

Sadece Yeşiller`in birinci parti olacağı öngörüleri ise tutmadı.

16 yıldır oy tabanını kaybederek, kuruluşundan beri en alt seviyelere düşen, Avrupa’da Sosyal Devletin öncüsü olan Almanya Sosyaldemokrat Partisi SPD, oy oranını artırarak seçimlerde birinci parti oldu.

1998 Genel Seçimlerinde SPD’nin başbakan adayı olan Gerhard Schröder, sermaye desteğiyle kazanılan seçimlerden sonra SPD-Yeşiller koalisyon hükümeti kurmuştu.

SPD Genel Başkanı Oskar Lafonten Maliye Bakanı olmuştu.

Almanya’nın sosyal devlet yapısını değiştirmeyi, Yeşiller desteğiyle hedefleyen Schröder, emek yerine sermayeden yana liberal bir çizgiye yönelmesini protesto eden Lafonten, bakanlıktan, daha sonrada SPD’den istifa etmişti.

İngiltere İşçi Partisi Lideri Tony Blair ve SPD Başbakanı Schröder ‘’3. Yol’’ diye sundukları Neo- Liberal anlayışı ‘’SOL’’ siyaset gibi göstererek ‘’Ajanda (Gündem) 2010, programını uygulamaya soktular.

İşsizlik parası süresini kısaltarak, ‘’sağlık reformu’’ diye çalışanlardan ilaç payını artırarak, kiralık işçi diye emek sömürüsünün önünü açarak, küresel zenginlerin vergi oranlarını düşürüp, çalışanların sosyal haklarını kısarak ‘’sosyal devlete’’ Yeşillerle birlikte en ağır darbeyi vurdular.

Türkiye’de, Laik Demokrat bir Hukuk Devleti yerine, Taliban anlayışındaki siyasal İslamcı AKP’yi ve Erdoğan’ı desteklediler.

Schröder, Türkiye’ye geldiğinde Erdoğan’ın evinde kalacak kadar AKP’ye yakınlaşmıştı.

Cem Özdemir ve Claudia Roth Türkiye’de; Askerlerin, aydınların, gazetecilerin, Kemalistlerin Silivri Cezaevinde tutsak edilmelerini: ‘’Türkiye, bağırsaklarını temizliyor!’’ Diye alkışladılar.

SPD tabanı ve aydınlar, SPD’den uzaklaşarak tarihinde görülmemiş bir oy kaybına uğratmışlardı.

SPD’den sonra, iktidara gelen CDU-CSU Birik partilerinin Başbakanı Angela Merkel, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkmış, İmtiyazlı Ortaklık denilen anlamsız bir konuma koyarak, Asya’dan, Ortadoğu’dan, Afrika’dan, Avrupa’ya sığınmak isteyenleri Türkiye’de tutma görevini vermişti.

Bu görevin açık tarifini, Hessen Eyaleti Başbakanı, CDU’nun önemli ismi Volker Bouffier, 26 Eylül Genel Seçimlerinde CDU’ya oy isterken söyledikleri ile AKP ve Türkiye’ye bakışını açıklıyordu.

‘’Bizim başbakan adayımızın lakabı Türk Armin, daha ne olsun!’’ Dedikten sonra;

‘’Afganistan, Suriye, Afrika veya diğer ülkelerden Almanya’ya gelmek isteyen göçmenler ya da savaştan kaçanlar için en iyi çözüm, Türk hükümetinin üstlendiği görevin devamıdır.’’ 

Sonra, Türkiye’yi daha doğrusu Erdoğan’a verdikleri görevi ve ederini şöyle açıklıyor:

‘’Mültecileri tutması, kaçak yollardan bize gelenlerin iadelerin sağlanması için Türkiye’ye 3 milyar Euro verdik. En iyisi Türkiye ile anlaşmanın devamı gerekir!’’ Diyecek kadar Türkiye’yi aşağılamasına AKP ve Erdoğan’ın tek söz etmemesine rağmen, Almanya’daki Türk kökenli göçmenleri çok üzmüştü.

Hessen Eyaletinde SPD Eyalet Milletvekili Turgut Yüksel’in; ‘’okullarda Türkçe’nin seçmeli ikinci yabancı dil olması kanun teklifini, Bouffer’in partisi CDU ve koalisyon ortağı Yeşiller’ in oylarıyla reddederek, Almanya’daki Türk karşıtlığını ortaya koymuşlardı. (*1) 

NRW’de Armin Laschet ve Partisi SPD’nin Türklere yeniden çifte vatandaşlık önerisine RET oyu verdiler.

SPD eş Genel Başkanları Saskia Esken ve Norbert Walter Borjans, Başbakan yardımcısı ve Maliye Bakanı Olaf Scholz’u SPD’nin başbakan adayı olarak gösterdiler.

2019 da SPD Genel Başkanlığı için adaylığını koyan Scholz’u delegeler, Schröder’e yakın buldukları için, daha soldaki Esken ve Walter Borjans’ı seçmişlerdi.

Ama zamanla iyi anlaştılar.

Pandemi döneminde; ‘’Elimizde bulunan bütün araçları kullanacağız. Bütün ekonomik olanaklarımızla bu zor dönemi atlatıp, bu durumdan kurtulmayı sağlayacağız.’’ Demiş, sözünde durmuştu.

Olaf Scholz, Jusos başkan yardımcılığı döneminde radikal sosyalizmi savunuyor, kapitalizmi eleştiren tezleri savunuyordu.

Duruşu, kendine güveni seçmenler tarafından görülmüş, anketlerde önde gidiyordu.

Seçmenin güvenini kazanmış, adaylar içinde en yüksek oyu almıştı.

Sosyal Demokrasi için, Almanya için, hatta Türkiye için bir umut oldu.

Türkiye’nin milyonlarca sığınmacıya bekçilik etmek yerine

Bağımsız, Laik, demokrat bir ülke ayarlarına dönüş mücadelesine

Köstek yerine

Destek olacak mı?

Bizim inancımız ilk seçimde Türkiye Cumhuriyeti kuruluş ilklerine tekrar dönerek

Onurlu, bağımsız, Yurtta ve dünyada Barış ülkesi olacaktır… 

Yıldız AKALIN 

(*1) Frankfurt’un en büyük okulu Paul Hindemith Karma okulunun 10. Sınıftan sonra 11 ve 12. Sınıflarının eklenmesi önerisini SPD’nin kabul etmesine rağmen Yeşiller reddetmişti. PHS’de yapılan toplantıya Yeşillerden Cohn Bendit ve SPD’den Turgut Yüksel ve şimdiki Frankfurt Anakent Belediye Başkanı Peter Feldmann katılmıştı.

  1. Bendit yaptığı konuşmada teklifin doğru olmasına rağmen kabul edemeyiz, çünkü…dediğinde ben ‘’Çünkü okulun yüzde yetmişi göçmen çocuklarıdır’’ demiştim…

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları