TÜRKÇENİN KÖKÜ OLMAZSA GÖVDESİ OLUR MU?

25.11.2022 19:35

 

Türkçe Kökler kitabı (Kaynak Yayınları), bir bahar yeliyle düştü okuyucularının eline. Meraklı okuyucular da yaz sıcağında bir an serinlemek için bu güzel kitapla Türkçe yolculuğuna çıktı. Tarihin derinliğine daldık bu kitapla. Dilimizin değişik coğrafyalardaki gezisine katıldık bir solukta.

Türkçe Kökler’in yazarı, Doğu Perinçek… Sayın Perinçek’in Türkçeye ilgisi bilinmekte. Daha önce OG’DAN OGUR’A Devletin Oluşma Sürecinin Türkçedeki İzleri kitabı okuyucuyla buluşmuştu. Bu kitap, Silivri Tutukevinin zor koşullarında yazılmasına karşın dil meraklılarını beğenisini kazanmıştı.

Sayın Perinçek, her iki kitabı da bir bilimadamının özeniyle hazırladı. Onlarca kaynaktan yararlandı. Kaynaklardaki bilgileri, düşüncesinin ve deneyimlerinin imbiğinden geçirdi. Böylece okuyucuya kolayca ve zevkle okuyacağı iki önemli yapıt sundu. Her iki yapıt da Türkçenin kökenbilimiyle ilgili. Özellikle Türkçe konusunda eğitim gören öğrencilerin, bu alanda ders veren öğretmenlerin/öğretim üyelerinin yararlanması gereken iki kaynak kitap meraklılarını beklemekte.

Türkçe Kökler’i dinlenceye giderken aldım. Başka kitaplarla onu yükçeme koydum. Kalacağımız yere varıp yerleştirdiğimizde bu kitabı, ilk sırada okumaya karar verdim. Havuz başındaki uzanağa uzandığımda elimde Türkçe Kökler vardı.

Dinlençteki konukların ilgisini çekti kitap. Zaman zaman onlarla kitap üzerine konuştuk. Birkaç yerde çekincelerim vardı. Bunları, sıcağı sıcağına Sayın Perinçek’e telefon ederek söyledim. Eleştiri konusundaki hoşgörüsü örnek sayılacak bir davranış.

Türkçe Kökler’in dili yalın… Anlatım biçimi ise bir öykü tadında… Kitabın genelinde eğlenceli sayılabilecek bir anlatım var. Verilen örnekler, günlük yaşamla bağlantılı... Böylece okuyucunun örnekleri kavraması kolaylaşmış. Dille ilgili bilmediğimiz birçok şeyi öğrenme olanağı bulmaktayız bu kitapta. Akıcı bir anlatım, okuyucuyu sürüklemekte. Bu nedenle her kesimden insanın zevkle okuyup anlayabileceği bir kitap…

Beni en çok şaşırtan şey, -mek (-mak) adeylem ekinin dilimize sonradan girdiğini öğrenmem. Bu ekin nereden dilimize geldiği bilinmemekte. Bu ek, 8.yüzyıla dek dilimizde yoktu. Birden dilimize giriyor ve eylemlerin sonuna yerleşiyor. Böylece adeylem oluşturduğumuz -iş ekinin bir ayrılmaz arkadaşı oluyor -mek (-mak).

        Türkçe köklerin yolculukları anlatılmakta kitapta. Birçok Türkçe sözcük kökünün başka dillerde sıkça kullandığını öğreniyoruz. Bu, Türkçenin gücü… Kitabı bitirdikten sonra yabancı dillerde Türkçe kök arayışı başlamakta okuyucuda.

Kitapta yirmi dokuz başlıkta Türkçe kökler incelenmekte. Her başlık, okuyucuya yeni bir dünya, yeni bir ufuk açmakta. Okudukça okuyucunu kökenbilime ilgisi artmakta. Türkçe sevgisi doruklara çıkmakta. Yaşamla dil arasında kopmaz bir ilişki kurulmakta belleklerde. Tarihin, coğrafyanın dili nasıl biçimlendirdiği anlaşılmakta. Bir dilin kökenbilimine ilgi duymak, tarihi öğrenmeyle eşdeğer bir iş.

Zamanla sözcüklerde oluşan ses değişiklikleri çok güzel anlatılmış. Bazı sözcüklerin karşıt yönde anlamsal kazanmaları, bir tarihsel süreç içinde anlatılmış.

Türkçe sözcük köklerinin oluşumunda bir mantık ve tutarlılık var. Bunu sözcüklerin türetilmesinde ve bileşmesinde de görmekteyiz. Adlar ve eylemler, matematiksel bir mantık çerçevesinde oluşturulmuş. Bu durum, Türkçeyi diğer diller arasında başköşeye koymakta.

Dil, bir ulusun ulusal kimliği… Dil, olmadığında ulus da olmuyor. Ulus olmayınca devlet de ortadan kalkıyor. Kültürün temeli, dil… Kültürel gelişimi sağlamanın yolu, sağlam bir dilden geçmekte. İşte, Türkçe bize bu olanakları yaratmakta.

Atatürk’ün en büyük devrimlerinden biri, dil devrimi… Dilimizin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtulması hepimizin bir yurttaşlık görevi. Bu konuda başta aydınlar olmak üzere her yurttaş üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli.

Kitabın içeriğinden söz etmeyeceğim. Bırakalım okuyucu merakla okusun Türkçe Kökler’i. Tarihin derinliklerindeki dil yolculuğunu özgürce yapsın. Bu kitaptan bir harf değil, onlarca harf  öğrendim. Bu nedenle Sayın Perinçek’e teşekkür ediyorum kendi adıma.

“Dilimizde karşılığı varken yabancı sözcüklerin sokulması aynı zamanda halka karşı bir eylem, halkla arayı açmak, halka sırt dönmek, halktan kopmak, dahası halkı aşağılamak, düpedüz züppelik! (Türkçe Kökler, Doğu Perinçek, Kaynak Yayınları, s.36)” demekte yazar. Züppelik yapmamak için Türkçe konuşup yazmalı. Çünkü başka Türkiye yok! Türkçemiz giderse ülkemiz de gider.

Adil Hacıömeroğlu

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları