SELAMÜNALEYKÜM ALBAYIM

26.06.2022 23:28

Türkiye Cumhuriyeti, dün tebaası konumundaki ilkel bedevi aşiretinin arsız, utanmaz, bir küstahlıkla küçük düşürülmesinin utancını asla hak etmemiştir.

İktidarca daha bir yıl önce’’ katil, hadsiz bir çöl bedevisi bir düşman’’ ilan edilen Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammet bin Selman kasıtlı olduğu su götürmez bir küstahlık cüretinde bulunmuştur.

Dünyanın en saygın ordularından olan TSK, bu çöl bedevisinin saygısız davranışına, yöneticilerinin üç-beş kuruş koparma kaygısıyla sessiz kalmalarına karşın onurlu bir duruş sergiledi.

Türkiye Cumhuriyeti’ni ziyaret eden tüm devlet başkanları, başbakanları- hatta- Kral ve Kraliçeleri, bile Merasim Taburunu selamlarken Türkçe: ‘’Merhaba Asker!’’ Diye selamlamışken, Selman, ayağında şıpıdık terlikle:

‘’Selamünaleyküm!’’ küstahlığına AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan seyirci kalmıştı.

TSK’nın onurlu askerleri, başkomutanları Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri olduğuna yakışır bir duruşla bu saygısızlığa yanıt vermeyerek tepkilerini gösterdiler…

Muhalif Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı, Erdoğan gibi İhvan inancına sahipti

Bir Türk kadınla evlenmek için geldiği İstanbul Konsolosluğunda hunharca katledilmesi, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çok öfkelendirmiş ve cinayet için yargılama emri vermişti.

Daha sonra ülkemiz döviz darboğazına girince, Erdoğan vermediği ses kayıtlarını vermekle kalmamış, yargılamayı da Suudi Krallığına bırakmıştı.

AKP Genel Başkanı Erdoğan, döviz umuduyla gittiği Suudi Arabistan basınında neredeyse dilenci konumuna düşürülmüş, ‘’para istemek için geldi’’ diye alay konusu edilmişti.

Ankara’ya resmi ziyaret için gelen bütün devlet başkanları, başbakanları, kralları mutlaka Anıtkabir’e giderek saygı duruşunda bulunup çelenk koymalarına rağmen, bu çöl bedevi kabile reisleri Anıtkabir’e gelmezlerdi.

Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı, Erdoğan’ın Başbakan olduğu dönemde Suudi Kralı Türkiye’ye gelmiş, Anıtkabir’e gitmemesine rağmen Gül ve Erdoğan, bir koşu otele giderek hoş geldiniz demişlerdi.

Kral bu jestin altında kalmamış, Bilal Erdoğan’ın vakfına dokuz yüz bin dokuz yüz doksan dokuz Dolar bağışta bulunmuştu...

Eskiden kışlaya, camiye siyaset sokulmazdı.

Tek-tük olayların üzerine gidilirdi.

Dinci siyaset 12 Eylül darbesinden sonra, parasal kaynaklara da sahip olarak devlet içinde önemli köşe başlarını tutmaya başlamıştı.

Türkiye’de siyaset; ticaretle, tarikatlarla iç içe gelişerek ellerinde yayınevleri, TV kanalları ve bu kanallara gazete ilanı veren Suudi kökenli İslam Bankerleri vardı. (*1)

1983 yılında Milli Eğitim Temel Yasasını değiştirerek İmam Hatiplilerin Harp Okullarına girmelerini isteyenler arasında o dönemin CHP Genel Sekreterinin olası şaşırtıcı olmuştu.

Sevgili Uğur Mumcu katledilmeden üç ay önce Berlin’de HDF Kurultayında gelen tehlikeyi belirterek önlem alınmasını istemiş, yazılarında bu tehlikeleri yazmıştı:

‘’İmam-hatip liselerini bitirenler neden ilahiyat fakülteleri ve İslam enstitülerine gitmiyorlar da ille de kaymakam, vali, savcı, yargıç ve subay olmak istiyorlar?

 Bu uzun vadeli eğitim ve bürokratik yerleşim projesini kimler planlıyor?

Cemaatlere, tarikatlara giren çocuklar 30 sene sonra general olacaklar cumhuriyete karşı ayaklanacaklar."

O günlerde yazılarında, kitaplarında söyleşilerinde ısrarla AKP iktidarı yanında dönek solcuları, sözde liberalleri, günümüzde tekrar gündeme gelen Çiller-Mehmet Ağar- Çatlı-Çakıcı eksenindeki Faili Meçhul Cinayetlerin üzerine giderek bu kesimlerin hedefindeki gazeteci olmuştu:

Bugün Bahçeli-Erdoğan birlikteliğinin o günlerde

 "Milliyetçilik, 'vatan, millet, Sakarya, kan, ırk, bayrak' edebiyatı mıdır, yoksa ulusun çıkarlarını, onurunu herkese karşı savunmak; yani tam bağımsızlık mıdır?

 Ülkenin onuru ayaklar altında çiğnenirken, 'vatan, millet, bayrak' edebiyatını yani milliyetçiliği sadece kitleleri uyutmak, kandırmak için kullanıp aslında bütün bu değerleri salt kendi siyasal ya da bireysel-sınıfsal çıkarları için kullanmak milliyetçilikse, bunun karşıtı nedir?"

 Cüppeli Generaller, Adalet sarayında Kuran Kursları

Ali Erbaş’a tekmil veren komutanlar

Depremi durduran tarikat şeyhleri

Devlet töreniyle gömülen Tarikat şeyhleri…

İntihar ederek Tarikat baskısından kurtulmaya çalışan üniversiteli gençler…

Ne yazmıştı son yazısında Uğur MUMCU:

Yaşa var ol harbiye

Selamünaleyküm Albayım

Ruhuna el Fatiha Laiklik…

 Yıldız AKALIN

 

(* 1) Uğur MUMCU (22 Ocak 1923)

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları