NAZIM USTA’NIN ÇİLESİ…

04.06.2021 21:10

Yüzyıllardır şairlerden, yazarlardan ve sanatçılardan iktidar sahipleri hep korkmuştur.  Hiciv sanatının ustalarının boynunun vurulması, hapislerde çürümeye mahkûm edilmeleri, halkın öğrenmemesi gereken bir bilgiyi satırlarında paylaşan gazetecilerin tutuklanması veya sürgün edilmesi yeni olaylar değildir.

İktidarlarını dikensiz gül bahçesi yapmaya çalışanların en büyük hayali muhalefetsiz yönetimlerdir.

İktidar sahiplerinin yakından tanıdıkları ile, tanış olmadıkları kişiler hep aynı kaderi yaşamıştır. Birisi ne olur-ne olmaz diye tehlikeli bulunurken, diğeri zarar vereceğinden emin olunan güçlü bir muhalif  olarak görülmüştür.

Nazım Usta hakkında o kadar çok şey yazıldı ve söylendi ki, hayatını irdelemek ayni sözleri tekrar etmek bir işe yaramaz.  Önemli olan Nazım’ın insancıl yönü, vatan sevgisi ve onun herkes için güzel bir yaşam dilediğini fark edebilmektir.  Bugün de pek çok ilerici yazar onun yaptığı gibi eşitlikçi, özgürlükçü bir dünyanın özlemini hissetmektedir. Başkalarını ezerek veya yaşamlarından saatleri çalarak, ya da bedavaya çalıştırarak değil, dost olarak, paylaşarak kavgasız bir dünya da  başarıya gidilebileceğini anlatmaya çalışmıştır.

Onu vatan şairi yapan şey gurbette oluşu değildir.  Aksine vatanında iken onun vatan sevgisinden korkanların yüzüne çaldıkları Kara’dır.  Nazım; yaşadığı hayattan, düşüncelerinden ve çektiği üzüntülerden hiçbir zaman pişman olmamıştır.  Aksine, şiirlerinde verdiği mesajlar ile insancıl tavrını ortaya koyarak doğru yolu göstermeye çalışmıştır.

Komünizm ile sosyalizmin birbirinden ayrılamadığı, farklı düşüncelere sahip insanların öcü gibi gösterildiği dönemlerin kurbanı olmuştur.  İnançsızlık göstermenin bedelini çok ağır ödemiş,  Toprak reformu, işçinin ve köylünün haklarının savunulması gerektiğini söyledikçe de sermaye çevrelerince dışlanmıştır.

Hayat anlayışı, inanç kültü, siyasi düşünceleri ne olursa olsun yazdığı şiirler, söylemler vatanseverlik sınırları dışına çıkmamıştır. Günümüzde bile kol gezen kafa avcılarının hedefinden kurtulamamış olması, bağnaz düşüncenin ve kaba gücün egemenliği onun güzelliklerle dolu hayatını karartamamış, en zor şartlarda bile gülümsemesini söndürememiştir.

Bugün dindar gözüküp Nazım ustadan daha dinsiz olanları, vatanını seviyormuş gibi yapıp deveyi hamutu ile yutanları;  sadece düşüncelerinden ötürü insanları ötekileştirenleri gördükçe bu dünyanın daha iyi bir yer olması için kendini yakanların boşa yanmadıklarını, çok az bir kitleyi de olsa ışığı ile aydınlatmayı başardığını fark ediyoruz.

Hayat denilen rüyayı güzel yaşamak, güzelliklerini anlamak, tüm sevgi dolu insanları rengine, cinsine, dini inancına, milliyetine bakmadan kucaklamak Nazım Ustanın ütopyası idi. O bu ayrımları yapmadan tüm insanları eşit kabul ederek ve ezilenlerden yana durarak yaşamını sürdü. İçindeki fırtınaları kalemine yansıtmasına rağmen dışarıya hiç aksettirmedi.

Öldüğü zaman Vera yüzünde tüm insanlara bir veda gülümsemesi gönderdiğine, ölümü bir uyku gibi kabullendiğine dair sözler etmiştir.

Yiğit ölür, kalır eseri demişler. Yazdıkları dünya edebiyatında ebediyen yaşayacak ve ezilen insanlara mesaj vermeye devam edecek.

Işıklarda uyusun.

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları